Ülke düşmanı, terör yandaşı akademisyenler nasıl yetişiyor? | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Ülke düşmanı, terör yandaşı akademisyenler nasıl yetişiyor? 13.02.2016 10:58

Ülke düşmanı, terör yandaşı akademisyenler nasıl yetişiyor?


 

Siyasi ve ideolojik amaçları için hiç tanımadığı, bilmediği, alakası olmadığı kişileri toplu katliamlar yaparak öldüren teröristlerin azılı katillerden daha iğrenç suçlar işlediği gerçekliğini en iyi bilmesi gereken akademisyenler terörü destekleyip bu amaçla kaleme alınan bir bildiriye nasıl imza atabiliyor?

En azılı katillerin bile hayatına kast ettikleri kişilere ilişkin gerekçeleri, nedenleri, öfkelerini tahrik eden durumları olabilir. Lakin terör kurbanlarının teröristlerden gelen saldırılara gerekçe olacak herhangi bir suçu, kusuru, ayıbı olmayabilir. Her vahşi hayvanın bile avına saldırması için bir nedeni vardır ama teröristin insanda bahane bile aramadan canına kıymasının bir nedeni yoktur. İnsanları öldürmeye mekânlarını kundaklamaya şartlandırılmış terörist en vahşi hayvanı canavarlıkta fersah fersah geçen yaratık demektir.

Bu realiteyi bilmek için değil akademisyen, okuryazar dahi olmaya gerek yoktur. Peki, ülkenin sağladığı imkânlarla okumuş, eğitim görmüş ve milletin çocuklarını eğitme yetkisi, sorumluluğu verilmiş koskoca akademisyenler neden bilmez? Bu sorunun cevabı, bunca cehalet ancak eğitimle mümkündür özdeyişidir.

Tıpkı teröristlerdeki vahşi hayvanların olamadığı kadar canavarlığın da insanlara ancak eğitimle verilebildiği gibi. İnsanı eğitimle terörist yapan şer odakları onlar için hamilik yapacak siyasetçileri, akademisyenleri, gazetecileri ve diğerlerini de aynı eğitimle yetiştiriyorlar.

Amaçlarına ulaşmak için terörü kullanan küresel güçler teröristleri yetiştirdikleri eğitim ile farklı kesimlerdeki unsurları da eğitmektedirler. Böylece her kesimden kendilerine eleman olacak, hizmet edecek kadrolar yetiştirmektedirler.

Canavarlıkta insanları vahşi hayvanlara taş çıkartan hale getiren eğitimde felsefi temeli oluşturan ideoloji Darwinizm’dir. Terörü siyasi, ekonomik, ideolojik amaç için kullanan sistemlerin tümü Darwin’in evrim teorisinden beslenmektedir.

İnsanların zaten hayvandan türediğine, doğada güçlülerin güçsüzleri yok ederek evrimleştiğine inandırılan siyasetçiler, stratejistler, akademisyenler, gazeteciler, ekonomistler ve herkes ancak başkalarını sömürerek, ezerek, yok ederek üstün, nitelikli, evrimleşmiş bir konuma gelinebileceğini düşünüp gereğini yapıyor.

Amaçlarına ulaşmada, karşılaştıkları sorunları çözmede, engelleri aşmada terörü araçsallaştırıp yöntem olarak kullanan küresel güçler terör örgütlerini korumaya ve kollamaya ilişkin önlemler alma ihtiyacını da hissediyorlar.

Kamuoyu oluşturup toplumları yönlendirmeyi de gerektiren önlemler içerisinde medyayı, sivil toplum örgütlerini, siyasi partileri, eğitim kurumlarını kullanmanın çok özel bir yeri vardır. Yoksa terör tek başına varlığını sürdürüp etkili olamaz.

Küresel güçler bir ülkeyi askerleri ile işgal ederken bile yönetimine yerli işbirlikçi kadrolar getirmek, onları destekleyecek şekilde sermaye, medya, siyaset kurum, kuruluşlarını oluşturup dizayn etmek durumundadırlar. Elbette ki eğitim kurum, kuruluş ve elemanları da bu yapılanmanın ayrılmaz bütünlüğü içerisindedir.

ABD ve müttefiklerinin Afganistan ve Irak’ta yaptıkları ortadadır. Arap Baharıyla başlayan süreçte Mısır’da, Suriye’de ve diğer ülkelerde yaptıkları da! Demokrasi de insan hak ve özgürlükleri de yalnızca kendi toplumları için; başkalarına değil!

Kendi ülkelerinde bile toplumlarına sağladıkları hak ve özgürlükler Müslümanlar söz konusu olduğunda mahrum bırakmak için bin bir bahane ardına saklanmaya çalışıyorlar. Çifte standartlı yaklaşımı vazgeçilmez ilkeleri haline getirmişlerdir.

Komünist doğu ve kapitalist batı Darwin’in ancak güçlülerin yaşayabileceği vahşi küresel ideolojisi uğruna acımaksızın savaşlarla, işgallerle, katliamlarla ve terörü kullanarak insanlığa tarihte eşi görülmemiş büyük acılar yaşattılar, yaşatıyorlar.

Doğudan da batıdan da bağımsız politikalar izleyerek milli çıkarlarını gözetmeye çalıştığından küresel güçlerin hedefi haline gelen Türkiye; bölücü PKK terörünün saldırılarına maruz bırakılırken işbirlikçi yerli destekçileriyle de mücadele ediyor.

12 Eylül 1980 öncesinde sağ-sol anarşisinin yuvaları haline gelen üniversitelerde boykotlardan, işgallerden, protestolardan, çatışmalardan eğitim tümüyle durma noktasına gelmiş, can güvenliği kalmamıştı.

Öteden beri siyasal istikrarsızlığa, anarşik olaylara, teröre önemli katkı yapmada başı çeken üniversitelerimiz son zamanlarda asli görevlerine dönmenin çabasını gösterirken yeniden ülke aleyhine faaliyetler için araçsallaştırılmak isteniyor.

Bölge ülkelerinin işbirlikçi kukla yönetimler elinde nasıl parçalanıp bölündüğünü en iyi görmesi gereken akademisyenlerin; emperyalist ülkelere karşı Türkiye’nin bağımsız politikalar izlemesinde dirayet gösteren Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan karşıtı kampanya yürütenlere karşı çıkmaları gerekirken destek vermelerini nasıl okumak gerekir? Özellikle bölücü terör örgütünün başlattığı silahlı kalkışmasının yanında yer alıp Türkiye’yi yapmadığı bir katliamla suçlamaları ne anlama gelir?

Dünyada ve ülkemizde eksik olmayan her türlü anarşi ve terörün kaynağı inkârcı evrim teorisi safsatasının bilimsel gerçekmiş gibi eğitim sistemleriyle dayatılarak belletilmesidir. Bu sapkın düşüncelerle yetiştirilen akademisyenlerin Türkiye’nin bölünmesi için terör eylemleri yapan PKK teröristlerine müzaheret göstermesini ve küresel güçlerle işbirliği yapmasını çok görüp acayip karşılamamak lazım.

Ülkesinin ve milletinin tarihine, kültürüne, manevi değerlerine aidiyeti, bağlılığı, saygısı olmayan, geleceğini düşünmeyen ve terörün işlediği cinayetler nedeniyle vicdan azabı duymayacak bir materyalist zihniyetle yetişen akademisyenlerin bu devlet düşmanı tutumu umarız eğitim sistemimizin düzeltilmesine vesile olur.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright