Öğreti bağımlılığı | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Öğreti bağımlılığı 17.09.2016 15:59

Öğreti bağımlılığı


Eğitim-öğretimle, telkinle her türden yanlış, sapkın öğretiyi insanların belleğine işleyip içselleştirmek, yaşam tarzları haline getirmek mümkündür. Bu bir kültür haline getirilip üzerine toplumsal bir yapı, hatta medeniyet inşa edilebilir.

Bu bakımdan insanlar robot gibidirler, belleklerine ne yüklenirse ona uygun bir hareket ve yaşam tarzı içine girerler. Oluşturulan toplumsal paradigmaya uyar ve hiçbir şeyi sorgulamadan yaşamlarını o minvalde sürdürürler.

Topluma kabul ettirilen bir öğreti ve ona dayalı oluşturulan paradigma ne denli sapkın olursa olsun realite olarak kabul görür, hayatlar ona göre tanzim edilir.

Tarihsel derinlik içinde yaşam biçimi haline getirilip kurumsallaştırılmış öğretiyi ne kadar yanlış, sapkın, akıl ve mantık dışı olursa olsun insanlar sorgulamaya gerek duymadan inanç olarak, değer olarak benimseyebilirler. Onu yok etmek için başlatılan bir mücadele kuşaklar boyu sürse bile sonuç alınamayabilir.

Asırlardır ineğe tapan Hindu paradigmasını günümüzde sürdüren milyarı aşan bir kitleyi örnek olarak vermek ifade etmek istediğimiz durumu somutlaştırmak için sanırız yeterlidir. Tarihte benzeri birçok sapkın uygarlık oluşturulmuştur.

Yüce Allah dünya hayatını insanlar için bir eğitim, yetişme, imtihan olma ve de olgunlaşma için hak-batıl mücadelesi ortamı halinde tanzim ettiğini buyuruyor. İçinde yaşanan ortamda hak veya batıl hâkim durumda olabilir. Her halükârda aklını kullanıp hakkı, doğruyu, iyiyi bulması, tercih etmesi ve uğruna mücadele etmesi; batılı, yanlışı, kötüyü bilip sakınması insandan istenir.

İnsan hak-batıl mücadelesi ortamında ömrünü tamamladığında; sonsuz ahiret için ya üstün nitelikli cennet veya aşağılık cehennem hayatını hak edecek bir kıvama, olgunluğa gelir. Dünya herkesin sonsuz hayatını kazandığı yerdir.

İnsanların akıllarını kullanarak hak ile batılı ayırt edebilmeleri, doğru harekette bulunmaları için uyarıcı örnek şahsiyetlere ihtiyaçları vardır. Peygamberleri bu nedenle gönderen Yüce Allah onları kitaplarla, mucizelerle desteklemiştir. Kim aklını kullanıp çağrıldığı gerçeğe uyarsa doğru seçim yapmış olur.

Kim, içinde yaşadığı toplumun gelenekselleşen sapkınlığından, aklın/mantığın kabul etmeyeceği paradigmalarından, alışkanlıklarından sıyrılamayıp hayatına batıla dalarak devam ederse yanlış seçim yapmış olur. Gerçeği reddedip batılı benimsemenin mazereti olamaz; herkes tercihinin karşılığını görür.

İnsanlar çoğu zaman gerçeği görseler ve idrak etseler de vazgeçemeyecekleri kötü alışkanlıklarını terk edip tutuklarını bırakamazlar. Ayrıca dedelerinin takip ettikleri gelenekler, görenekler, yücelttikleri paradigmalar yanlış da olsa onlara aykırı davranmak hoşlarına gitmez, şartlanmış duygularını rencide eder.

Tapınakta putların kırılıp baltanın büyük putun kucağına bırakıldığını görenler, o yapmıştır diyerek Hz. İbrahim’i sorguya aldılar. Kucağında balta olanın bunu yapmış olabileceğini dediğinde “O cansız varlık nasıl yapabilir; bizimle alay mı ediyorsun?” karşılığını verdiler.

O an İbrahim Peygamber taşı gediğine koyup “Peki, o hiçbir şey yapmaya güç yetiremeyen kendi yonttuğunuz putlara ne diye tapıyorsunuz?” dedi, akıllarına hitap ederek gerçeği gözlerine sokmaya çalıştı. Ancak bir an için vicdanlarının sesini dinleyip kendilerine geldilerse de düzenlerinin bozulacağını düşündüler, yine bildikleri gibi hareket ettiler. Hz. İbrahim’i cezalandırmaya karar verdiler.

Yüce Allah’ın seçtiği elçileri insanları hakkı hâkim kılmaya çağırırken; egemen güçler de düzenlerini sürdürmek için onları bertaraf etmeye çalışırlar. İnsanları akıllarını ve vicdanlarını kullanmaya çağıran elçilere karşın; azgın mütegallibe ise korkutup tehdit ederek, duygularını sömürerek, zaaflarından faydalanarak, alışkanlıklarını, tutkularını kullanarak, akıllarını çelerek engel oluşturur.

Egemen güç neye yönlendirirse insanların büyük çoğunluğu ona yönelir. Eğer iyiye yönlendirirse iyiye kötüye yönlendirirse kötüye yönelir. Ancak çok istisnai bir zümre -ne yapılırsa yapılsın- bildiğini yapar. İyi ise kötülüğe, kötü ise iyiliğe asla yönelmez. Bunlar insanların en hayırlıları ve en şerlileridir.

Peygamberler insanları hakka, iyiliği hâkim kılmaya çağırırken; egemen gücün örgütlü, organize yapısının sert tepkisi ile karşılaşırlar. O nedenle insanlar çok azı hariç egemen gücün yanında yer alırlar. Daha çok gençlerden bir grup her şeyi göze alarak peygamberlere müzahir olur, yanında yer alır. İleri yaşlardaki insanlar yeniliğe kapalı, statükocu olur. Öğretisini sorgulayıp farklı bir inanç ve düşünceyi, yaşam tarzını benimsemesi, hele içselleştirmesi çok zordur.

Hz. Muhammed (SAS)’den sonra peygamber, Kur’an’dan başka kitap gelmez. Lakin hak-batıl mücadelesi kıyamete kadar devam eder, insanlar imtihan olur.

İnsanın inanma duygusu fıtri olduğundan hak dinden yoksun bırakıldığında bir batıl inançla bu ihtiyacını giderir. İnsan inanç olarak ateizmi de benimseyebilir. Hak dinin tahrif edilmiş bir öğretisi de bireye veya topluma belletilebilir.

Hak geldiğinde ancak batıl zail olur. Ne var ki, hak hâkim olmadıkça toplumun kabul etmesi mümkün olmaz. Sadece üstün nitelikli insanlar her halükârda, ne olursa olsun hakkı kabul eder, üstün tutar, uğruna mücadeleye kendini adar.

FETÖ olayında görülüyor ki, doğru İslami eğitimden yoksun bırakılan insanları yanlış bir öğreti ile fanatikleştirip sapkınlaştırarak adeta mankurtlaştırmışlar.

Eğer 15 Temmuz darbesi başarılı olsaydı FETÖ öğretisi tüm topluma dayatılır ve kabul ettirilirdi. Direnenler ya yok edilir ya da sonunda pes ederlerdi. Ancak hakkın hâkim kılınması durumunda her türden batıl ile eşit ortamda karşılaşan insanlar akıllarını kullanıp doğru tercih yapabilir. Toplum kendiliğinden engele, baskıya, dayatmaya karşı direnmez. Birileri örgütleyip organize etmelidir.

İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır. Faydanın en büyüğü ise insanları ebedi hayatta cenneti kazanacak şekilde hak ile buluşturmaktır. Bu nedenledir ki birinin hidayetine vesile olmak, üzerinden güneşin doğup battığı her şeyden hayırlıdır buyrulmuştur. Buna çalışmanın adı cihaddır. Cihad dinin zirvesidir.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright