Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat değil tefrika-i kesret doğar | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat değil tefrika-i kesret doğar 20.03.2015 23:44

Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat değil tefrika-i kesret doğar


 

İnsanlar çoğunlukla retoriği hoşuna giden sözlere gerçekliği olup olmadığını düşünmeden tav oluverirler. İnsanların bu zaafından yararlanmak isteyenler reklâm, siyasi propaganda hatta psikolojik savaş amaçlı sloganlar üretir, toplumlar da bunları iştahla tüketirler.

Ulusçuluk, faşizm rüzgârlarının Avrupa toplumlarını kasıp kavurduğu 1930’lu yıllarda bize de sirayet eden ırkçılık illetinin tezahürü olan ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ sözünün ne denli kof ve saçma olduğunu belki birçoklarımız hala fark edebilmiş değil.

Pek kimse Türk olup olmamanın mutlulukla ne alakası var diye sormayı hiç düşünemeyip herkes bu hiçbir gerçekliği olmayan bilim ve mantık dışı slogana sanki çok matahmış gibi nice zaman dört elle sarılıp sahiplenmeyi marifet bildi.

Bu sloganın ne kadar saçma olduğunun ilk farkına varanlar 1960’lı yıllarda Türkiye’den iş için Avrupa ülkelerine gidip onların çalışmak istemedikleri işlerde köle gibi çalışan Türkler oldu sanırım. Türklükle mutluluk arasında bir ilinti olmadığını; zilletin acı gerçekliğini tadıp kanlarına dokunarak, hücrelerine kadar hissederek öğrendiler, kavradılar.

O yıllar Avrupa ülkelerinde çalışıp eli para görenlerin Türkiye’ye dönüşlerinde hayranlıkla, gıptayla nasıl karşılaştıklarını, oralara çalışmak için gitmeğe can atanların konsoloslukları önünde oluşturdukları uzun kuyrukları görenler ne mutlu Türk’üm diyene vecizesini mizah malzemesi yaparak tiye alıyorlardı.

Yakın geçmişte ise bu slogan bölücü terör örgütü ile mücadelede kullanılmak üzere Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde dağlara tepelere yazdırıldı. Yaptıklarının ateşe körük çekmek olduğunu çokbilmiş yetkililerimiz ancak 40 bin insanımız öldükten sonra anlayabildiler.

Tıpkı bu vecize gibi retoriği kulağa hoş gelen ama hiçbir gerçekliği olmayan bir diğer ünlü vecizemizi değiştirerek doğrusunu yazımıza başlık yaptık. Günümüz Türkçesiyle, fikirlerin çarpışmasından hakikat parıltıları değil çokluk tefrikası doğar şeklinde düzelttik.

Hakikatler fikirlerin çarpıştığı tartışmalarla değil, müzakere ve istişare edildiği oturumlarda ortaya çıkar. Tarafların kendi doğrularını enaniyetle dayatarak her türlü mugalatayı irtikâp ettiği, işine gelmeyen gerçeklerin üzerini örtmek için her yolu mubah saydığı tartışmaların hiçbir zaman gerçeği ortaya çıkarmadığını televizyon programlarında izleyip görüyoruz.

Münakaşalar, münazaralar hakkaniyeti değil tarafgirliği kamçılar. Tarafgirlik hakikatlerden değil sahiplenilen izafi doğrulardan yana hareket etmeyi gerektirir. İzafi doğrular çarpıtma ile gerçekler bertaraf edilerek ancak savunulabilir. Tartışmalarda çarpıştırılan fikirler kaşı, gözü yarılarak işe yaramaz hale getirilir. Dolayısıyla fikirlerin çarpışmasından hakikatlerin parıltıları değil lafazanlıkların kırıntıları ortaya dökülür.

İnsanların taşıdığı fikirlerde gerçeklik payı varsa ortaya çıkartılmasının en iyi yolu yöntemi meşveret, istişare ve müzakere etmektir. Kişilerin sahip oldukları görüşlerin, düşüncelerin ne kadar isabetli, ne kadar anlamsız olduğu inat ve ısrarla savunulan tartışma şartlarında ortaya çıkmaz. Gerçeğin ortaya çıkarılmasına odaklanılan istişare, müzakere ortamındaki samimi dayanışma ve yardımlaşma ile ancak doğru sonuçlar elde edilebilir.

Tarafların kendi doğrularını üste çıkartmak amacıyla birbirinin doğrularının üstünü örterek argümanlarını ileri sürdüğü kör düğüşü tartışmalarda söz konusu görüşlerin, düşüncelerin içinde şayet bazı gerçekler varsa bile onlar ortaya çıkmaz aksine bertaraf olur.

Tartışmanın sonunda görüş/düşünce birliği, uzlaşma değil ortaya derinleşen fikir ve görüş ayrılıkları, telafisi zor tefrikalar çıkar. Akıl için yol birdir ama araya duygular, ihtiraslar, ego girince yollar çatallaşır, gerçekler ulaşılmaz olur.

Günümüzde siyasi, ideolojik, ekonomik amaçlarla kasıtlı şekilde planlanan, programlanan algı operasyonları, psikolojik savaşlar, bilgi kirliliği oluşturma türü kötülüğü örgütleyenlerin gayriinsani faaliyetlerine karşı gerçekleri azade tutmanın yolu ekip çalışması olabilir.

Tartışanların iddialarını, ithamlarını, argümanlarını doğru tahlil, teşhis edip değerlendirme imkânına sahip ve konuların uzmanı olmayan kişilerin tartışmalardan yararlanabilmelerini temin etmek çok güçtür.

Bu tür tartışmaları izleyenler taraf oldukları, şartlandıkları, peşinen kabul ettikleri, duymak istedikleri görüş ve düşünceleri benimseyerek sahiplenir. Eğer sağlıklı, isabetli olanı karşı taraf dile getiriyorsa peşin fikirli, keskin inançlı izleyiciler kabul etmez.

Tartışmaları önyargısız izleyenler ise kim daha etkileyici konuşursa onun savunduklarının doğru olduğunu zanneder. Bir tartışmada sergilenen illüzyonlardan etkilenmeden gerçeği görebilmek için daha önce zaten onu biliyor olmak gerekir.

Karşıt görüş ve düşüncelerdekilerin tartıştığı televizyon programları heyecanlı olsa da hiç faydalı değiller. Bu tür programları izleyenler eğer taraf tutmuyorlarsa kafaları karışır ayırt etme kabiliyetleri işlevsiz kalır. Taraf tutanlar ise doğru bilgi yerine keyif almış olurlar.

Televizyonlardaki karşıt görüşlü katılımcıların tartışmalarındansa benzer ve yakın görüşlü kişilerin katıldığı programları izlemek daha yararlı olabilir. Çünkü konuları irdelediklerinde, dayatma ve birbirine üstünlük sağalama çabası yerine yanlış bilgileri ayıklayarak doğrular üzerinde mutabakata varmaları, sağlıklı sonuçlar elde etmeleri mümkündür.

Geçmiş dönemlerde bilgiye ulaşmak büyük sorun iken şimdi bilgi çokluğunun oluşturduğu kirlilikten ve maksatlı manipülasyonlardan doğruları, gerçekleri seçip almak büyük sorun.

Topluma açık tartışmalar, hararete yol açarak egoları, ihtirasları, öfkeleri körüklemekte ve tarafgirliği, kutuplaşmayı, tefrikayı derinleştirmektedir. Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şu muhteşem kriteri koyuyor:

Karşı tarafın haklı çıkmasını temenni edemiyorsan o tartışmadan hayır gelmez. Zira karşındaki haklı çıkarsa bilgin artacak, sen haklı çıkarsan enaniyetin güçlenecek!

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright