İnsan olarak kadın-erkek eşit ise de cinsiyet farkı göz ardı edilemez | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>İnsan olarak kadın-erkek eşit ise de cinsiyet farkı göz ardı edilemez 29.05.2016 17:25

İnsan olarak kadın-erkek eşit ise de cinsiyet farkı göz ardı edilemez


 

İnsan temelde erkek ve kadın olarak iki cinstir. Genel özellikleri itibariyle erkeğe nevi cinsine münhasır üstünlükler yaratılışta bahşedilmiştir. Kadınla kıyaslanırsa fıtratında eksiklikleri de vardır. Eksiklikler kadın-erkek birlikteliği ile tamamlanır.

Kadın da erkekle kıyaslandığında, eksilere de artılara da yaratılışta sahip kılındığı asla yadsınamaz. Kadın ve erkek üstünlükleri, eksiklikleri ile birbirini tamamlayıp bütünleşmek üzere özellikle tasarlanıp tanzim edilmiştir.


Eşitsizlik yalnız kadınla erkek arasındaki bir olgu değildir, erkekler de kadınlar da kendi aralarında farklıdırlar. Hatta Yaratıcı her insanın simasını, parmak uçlarını, sesini ve daha birçok özelliğini benzersiz yaratmıştır. Görmeden, sesinden insanı tanıyor, kim olduğunu bilebiliyoruz.

Yaratıcı sonsuz kabiliyeti ile yalnız sayısız türler değil her türün sayısız bireylerini de spesifik farklı özellikleriyle yaratmıştır. Birbirinin tıpkısı gibi görünen kuşların, balıkların, penguenlerin farklı özellikleri olmasa nasıl birbirlerini tanıyabilirler?

Yüce Yaratıcı’nın büyük sanatla yarattığı kadını erkekle eşitlemek için yontmada ve fıtratını bozmada ne yarar olabilir? Kadın erkeğe ne kadar benzemeye çalışsa o denli çirkinleşir ve spesifik üstünlüklerini, meziyetlerini yitirir.

Erkek de farklılıklarını kadına üstünlük vesilesi yapma enaniyetine düşmemelidir ki muhtaç kılındığı partnerinin yaratılışındaki yüksek sanatın ayırdına varabilsin.

Kadın kâinatın en güzeli olsa dahi erkeğe sahip değilse büyük bir ziyan içindedir. Kadını olmayan erkek de neye sahip olursa olsun o sadece bir bedbahttır.

Enaniyet sahibi erkek ya da kadın başkalarındaki üstünlükleri, meziyetleri görüp takdir edemez; kendinde sahip olmadığı meziyetler vehmeder. Bu budalalığa bir insan asla düşmemelidir.

Erkekle kadın yalnız fiziki olarak birbirinin noksanını tamamlayan farklılıkta değil ruhsal yapıları itibariyle de birbirine muhtaçtır. Erkeğin güçlü vücuduyla uyumlu koruma ve güven, teminat verme duygusu kadının duyduğu ruhsal ihtiyaçla tam olarak örtüşerek itminan vermektedir.

Yüce Yaratıcı’nın büyük bir hikmetle ve incelikle kadına bahşettiği korunma hissi bir ihtiyaç olarak onu zora sokup bunaltmak için değil, mıknatıs gibi erkeğe bağlı tutmaya matuftur.

Yoksa kadının kendi kendime yeterim duygusuna kapılması erkekten uzaklaştırır ve hayatında başka bir şeyle dolduramayacağı bir boşlukla baş başa bırakır. Eğer kadın ihsan edilenfıtratındaki maddi ihtiyaçları temin, ruhsal iştiyaklarını tatmin için erkekte aradığını bulamazsa mutlu olamaz. Bu erkek için de geçerlidir.

Kadın, fıtratı ile güzelliğini, meziyetlerini göstermeye meyillidir. Müşterisiz meta zayidir -misalde hata olmaz-hakikatine mebni eğer erkeğe sahip değilse kadının güzelliği zayidir.

Erkek ise fıtraten kadının güzelliğine müştak ve dayanılmaz sahiplenme duygusu ile meftundur. Kadından başka bu duygularını tatmin edecek bir şey yoktur. Kim bu duygulardan soyutlanmış halde birtakım menfaatler gözeterek eş ararsa ona iş ortağı gözüyle bakmaya mahkûm olur. Erkek ise kadına kadın ise erkeğe sahip değil demektir bu.

Bir hadiste “Kadın ya malı ya güzelliği ya dini için alınır. Sen dini için tercih et!” buyrulur. Hadiste amaçlanan ruh güzelliğidir. Çünkü fiziki güzelliği, yaşlandıkça azalır ve nihayet tamamen yitirilir. Oysa ruh güzelliği giderek artar, olgunlaşır.

Dinden kasıt elbette ki İslam’dır. İslam fıtrat dini diye nitelenir. İnsan yaratılışına tam uygun din İslam olduğu için kişinin taşıdığı meziyetleri mükemmelleştirir.

İnsanın fiziki ve ruhi yapısı birbiriyle uyumludur. Bu; çirkin insanın ruhu kötüdür, güzel insanın ruhu güzeldir şeklinde anlaşılmamalıdır. Güzellik, çirkinlik göreceli; iyilik, kötülük ise mutlak kavramlardır.

Bir insandaki ruh güzelliğini keşfeden onun fiziğini güzel görür. Ruhunda kötülük keşfettiği kişinin fiziğini güzel göremez. Bir insanın ruhundaki iyilik-kötülük fıtrat dini olan İslam’a göre değerlendirilip belirlenir.

Bu, şekilci bir yaklaşımla kişinin İslami kurallara zahiren uygun yaşayışını dikkate alarak tespit edilemez. Asıl ve önemli olan ahlakının İslam’a uygunluğu, kalbinin imanla doluluğudur.

Eğer kişinin içinde bulunduğu fiziki ortam, yaşam koşulları İslami kurallara uyma ve yaşama imkânı vermiyorsa bu telafisi olmayan bir noksanlık değildir. Kurallar her zaman İslam’la özdeşleştirilemez.

Kurallar kalıp gibidir. Kalıp elbette ki önemlidir. Lakin içine dökülen daha önemli olmalıdır. Bu nedenledir ki İslami kurallara uymak ne kadar önemli ise özü teşkil eden İslam ahlakı ondan çok daha önemlidir.

Bir erkek ya da kadın eşindeki bir güzellik hatırına birtakım çirkinliklerine sabırla ve metanetle tahammül gösteriyorsa üstün ahlak sahibidir. Sabrın koruğu helva yaptığı hakikati kişinin bu yüksek ahlakını mutlaka ödüllendirir.

Kadın ya da erkek; eşinde gördüğü her türlü eksiği tamamlamalı, ayıbını örtmeli, kusurunu görmemelidir. İyiliğini asla unutmamalı, kötülüğünü unutmalıdır. Dert ortağı olup yükünü olabildiğince hafifletmelidir. Aşk, muhabbet böyle derinleşir.

Fedakârlık istenmemeli, yapılmalıdır. Bencillikle eşinden yararlanmayı kâr sayan bedenini kaybetmese bile ruhunu kaybedebilir.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright