Fethullah Gülen neden Ayetullah Humeyni olamadı? | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Fethullah Gülen neden Ayetullah Humeyni olamadı? 11.08.2016 22:39

Fethullah Gülen neden Ayetullah Humeyni olamadı?


Kapatılan Millî Nizam Partisi yerine Millî Selamet Partisi kurulduğunda emanetçi genel başkanlığına getirilen Süleyman Arif Emre SİYASETTE 35 YIL adlı kitabında şu anekdota yer veriyor:

Uluslararası bir konferansta bir sözcü şunu diyor: Dünyada, Yahudiler tarafından doğrudan yönetilen 4 ülke var: ABD, Fransa, Türkiye, İsrail. Bu sözleri dinleyen o toplantıdaki Türkiye delegasyonu herhangi bir itirazda bulunmuyor.

İran’da Şah Rıza Pehlevi yönetimindeki laik monarşi karşısında Şii mollalar isyanı başlatırken liderleri Ayetullah Humeyni Fransa Başkenti Paris’te sürgün hayatını yaşıyordu…

ABD müttefiki, Batılı ülkelere dost Şah Rıza Pehlevi’ye karşı Şii mollalar MOSSAD ve CIA tarafından örgütlenerek başlatılan kanlı isyan önlenemez duruma gelince Ayetullah Humeyni avenesiyle birlikte Fransız Havayollarına ait bir uçağa atlayıp Tahran’da indi ve İran’ın başına geçti. Laik Fransa laik Şah’a değil, Şii Ayetullah’a destek verdi.

Ondan önce ailesiyle birlikte ülkesini terk eden Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin ise -beraberinde taşıdığı uçak dolusu hazinesine rağmen- iltica talebini ne kadim dostu ABD ne hiçbir Batılı ülke kabul etti. Sonunda iltica talebini Mısır kabul etti, Kahire’ye yerleşti ve orada öldü.

Şii mollalar İran’da Şah yönetimine karşı dönemin teknolojisi olan teyp kasetleri ile propaganda faaliyetlerini yürüttüler. Fethullahçılar ise videokaset kullandılar. Humeyni’nin dağıtılan kasetleriyle kanlı ihtilalin hazırlığı yapıldı. Fethullah Gülen ise videokasetleri ile toplumsal tabanını oluşturdu.

Şii Lider Ayetullah Humeyni sürgünde yaşadığı ve propagandası da teyp kasetler kullanılarak yapıldığı halde sonuç alındı. Fethullah Gülen ise cemaatinin başında olmasına, videokasetle çalışmasına karşın başarılı olamayıp ülkesini terk etmeye mecbur kaldı. Fethullah Gülen’i, Ayetullah Humeyni ile kıyaslanamayacak büyük imkânlara, iç ve dış desteklere rağmen başarısız kılan ne idi sorusunun cevabına gelince…

Erbakan Başbakanlığındaki 54. Hükümete karşı başlatılan 28 Şubat 1997 Darbesi hemen sonuçlanamadığından Refah-Yol Koalisyonu 30 Haziran’a kadar iktidarda kalmaya devam etti. Diğer ortak DYP’nin milletvekillerinin istifa ettirilip tasfiyesi karşısında çözüm olarak Tansu Çiller’in Başbakanlığında yeni hükümeti kurmaya yönelik hamleyi ise Cumhurbaşkanı Demirel akamete uğrattı.

28 Şubat post modern darbesini destekleyen Mesut Yılmaz’ın hükümeti kurmak üzere görevlendirilmesi ve DSP lideri Ecevit’le koalisyon yapması sonucu iktidarı darbe yanlıları ele geçirdi. Fethullah Gülen’in televizyonlara çıkarak darbecilere destek niteliğinde konuşmalar yapması bu sürecin altı çizilmesi gereken önemli bir olayıydı.

Mesut Yılmaz Başbakanlığındaki 55. Hükümeti, koalisyon ortağı Ecevit yolsuzluk iddiasıyla gensoru vererek düşürünce kendisi görevlendirildi ve azınlık hükümeti kurdu. 1999 Genel Seçimine Ecevit Başbakanlığındaki bu hükümetle gidildi.

Bu arada CIA, Başbakan Ecevit’e kıyak yaparak Kenya’da derdest ettiği Abdullah Öcalan’ı paketleyip adrese teslim edilmek üzere gönderdi. ‘Kenya Fatihi’ sloganı ile girdiği 1999 Seçiminde Ecevit’in DSP’si birinci parti oldu.

Bülent Ecevit Başbakanlığında kurulan 57. Hükümet döneminde ekonomik krize ve siyasi kaosa rağmen PKK terör eylemlerini bıçakla kesilir gibi durdurdu. Fakat 28 Şubat süreci tersine dönmeye başladı. ABD Kemal Derviş’i tepeden Başbakan Yardımcılığına atadığı halde ekonomik kriz ve siyasi kaos büyüyerek devam etti.

O günlerde Başbakan Ecevit’ten tüyo aldığı söylenen Fethullah Gülen ani kararla ABD’ye gitti ve bir daha dönmedi, dönecek gibi de gözükmüyor. Oysa Gülen’i de Humeyni gibi dönecek diye heyecanla bekleyen bir kitle vardı.

İkametgâhı Pennsylvania’daki ihtişamlı külliyede yaşayan Fethullah Gülen’in çok büyük bir desteği ABD yönetiminden, özellikle de CIA’den aldığı biliniyor. Bu güç ve destekle Türkiye’deki her türden faaliyetlerini yürüttüğü de.

Orduda, yargıda, emniyette, bütün bürokraside nasıl örgütlendiği ve yapılandığı Mısır’daki Sağır Sultan’ın da malumu olan Fethullah Gülen ekonomiye, medyaya ve her alana girerek içeride, dışarıda üzerinde güneş batmayan bir imparatorluk oluşturdu. Hiç kuşkusuz ki bu başarısını CIA ve MOSSAD desteğine borçluydu.

Temel sloganı diyalog ve hoşgörü olan, adını Hizmet koyan, dini, mezhebi, görüş ve düşüncesi ne olursa olsun her kesimle, kişi ile ilişki kuran Fethullah Gülen tek Erbakan’la hiçbir diyaloga girmedi. Erbakan’la aynı karede hiç görülmedi.

Türkiye’den ABD’ye kaçtığı 28 Şubat post modern darbe süreci Erbakan’ı hedefe almıştı. Sürecin tersine döndüğü bir hengâmede Türkiye’yi terk etmesini anlamlı kılan ise darbeyi destekleyen tüm çevrelerin büyük kayıplara uğramasıydı.

Fethullah Gülen’i destekleyen sermaye, medya, siyaset, sivil toplum kuruluşları, askeri ve sivil bürokrasi güç kaybına uğrarken; onun Türkiye’de kalması sakıncalı görülmüş olmalı ki bir operasyonla ABD’ye kaçırıldı.

Ergenekon, Balyoz gibi darbe girişimi iddiaları karşısında AKP iktidarına göğsünü siper edip yalınkılıç mücadele eden Fethullah Gülen Cemaati, aralarının açılması nedendi bilinmez, kanlı-bıçaklı düşmanlar kesildiler.

İki taraf birbiri üzerinden yükseldikten sonra, vuruşa vuruşa uçurumun kenarına geldiler. Hangisi uçuruma yuvarlanacak, birlikte mi yuvarlanacaklar diye Türkiye üzerinde hesap yapanlar heyecanla izliyorlar. Ama ne Fethullah Gülen Ayetullah Humeyni olabilir, ne Türkiye İran. Hiç kimse boşuna ellerini ovuşturmasın.

Yahudi’nin yönettiği Eski Türkiye 40 yıllık Millî Görüş mücadelesi sayesinde artık el değiştirerek Yeni Türkiye olgusu gerçekleştirildi. Meselenin özü budur. 

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright