Erkeğin eli kadının dili | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Erkeğin eli kadının dili 08.02.2015 22:38

Erkeğin eli kadının dili


Erkekle kadını karşı karşıya getirip kutuplaştıran, yarıştıran, ayrıştıran, başta aile sosyal ve toplumsal hayatın her alanını zehirleyen yaşanmaz hale getiren inkârcı materyalist felsefeler, ideolojiler kendi oluşturdukları sorunlarla başa çıkamayıp sürekli yenilerini üretiyorlar.

Sebep oldukları her soruna, sıkıntıya, huzursuzluğa karşı buldukları yeni çözümü kusursuz mükemmel diye lanse etmelerine karşın, foyası, defosu çok geçmeden ortaya çıkıyor. Bu defa da ona çözüm bulmak için tartışma başlatıyorlar.


Genellikle de insanların sorunlarına çözüm arayanlar kendi sorunlarını esas alıp araştırıyorlar. Habersiz bulundukları başka insanların, toplumların sorularına da kendi sorunları penceresinden bakıyorlar.

Kendi sorunlarına çare bulamayanlar habersiz oldukları başkalarının sorunlarına çözüm bulduklarını çokbilmiş edalarla anlatırken, doğruluğundan ne kadar emin olduklarını zafer sarhoşluğu sergileyerek kanıtlama çabasıyla nasıl komik hallere düştüklerinin ise farkında olmuyorlar.

Koca kâinatı, onun içindeki dünyayı sahipsiz, başıboş zannederek nizam, intizam vermeye kalkışan inkârcı budalalar bozup tahrip ettiklerine mukabil kendilerinin tanrı muamelesi görmesini bekliyorlar.

İnsanları sonsuz ihtiyaçlarla yaratıp sonra her ihtiyaçlarını bir nimetle karşılayan Yüce Allah sonsuz rahmetiyle huzurlu, mutlu bir hayat yaşamaları içinse kitaplar ve peygamberler göndermiştir.

Her birinin parmak uçlarını dahi farklı yarattığı insana değişik istidat, kabiliyet ve özellikler bahşederken birçok ortak nitelikler de veren Yüce Allah ona nasıl daha huzurlu, mutlu yaşayacağını gösteren esaslar bildirerek nimetini tamamlamıştır.

İnsana düşen Yüce Yaratıcısının kendisine nasıl bir yaşam biçimi tavsiye ettiğinin doğru bilgisine ulaşmaktır. İşte aklını, zekâsını, kabiliyetini asıl kullanacağı husus budur. İnsan doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırabilecek yeteneklere sahiptir.

İnsanı yücelten sevgi, saygı karşılıklı çıkarlara, ihtiyaçlara dayalı ilişkiler üzerinde inşa edilemez; sağlıklı şekilde ancak ahlak ve erdem temelinde kurulabilir.

Ahlak ve erdemin temeli karşılıksız fedakârlığa dayanır. Karşılıksız fedakârlık ise, Allah’a ve ahiret hayatına inanmadan aptallık olur. Dinden, inançtan, vicdandan soyutlanarak salt zekâsı, aklı ve duyguları ile hareket eden insan eğer karşılığını, bedelini alamazsa fedakârlıkta bulunamaz.

Son zamanlarda toplumsal felaket boyutlarına varan kadına yönelik şiddet olayı, ülke gündemini en fazla meşgul eden sorun haline gelmiştir. Ne yazık ki, sorunla ilgili ahkâm kesenler, iddialı laflar edip ortalığı yaygaraya boğanlar bizzat soruna neden olan zihniyetin mensuplarıdır. Bu yüzden çözüme dair önerileri, talepleri, dayatmaları daha da büyük sorunlara yol açacak niteliktedir.

İnkârcı zihniyetin bulabildiği son parlak fikri kadın için pozitif ayırımcılık safsatası maalesef toplumda büyük bir ilgi ve destek bulmaktadır. Pozitif düşünce derken de yüklenen anlamın materyalist zihniyet olması ne kadar manidardır!

Oysa ayırımcılığın iyisi, kötüsü olmaz; her türlüsü haksızlığın, hukuksuzluğun asıl etkeni, nedeni olmakta, adaleti ortadan kaldırıp zulme yol açmaktadır. Adaletin, sırlarla dolu çok özel bir hayat ortamı olan aileye en son müdahil olması gerekir.

Yaratılıştaki farklılık, yalnız erkek ile kadın arasındakinden ibaret değildir. Asıl en büyük farklılık -erkek ya da kadın- insanlar arasındakidir. Kadınları hileli kutsallık izafe edip kompliman maksatlı istihfaf edenlerin samimiyetsizliği sırıtmaktadır.

Ne her erkek vandal ne de her kadın melektir. Erkek ve kadın insan olarak iyi de kötü de olabilir. Sorunu çözmek adına kadın milliyetçiliği yapanlar yangını körük çekerek söndürme çabası içindedirler. Her türlü milliyetçilik şiddete yol açar.

Sorun erkeği günahkâr, kadını kutsal ilan etmekle çözülmez aksine kangrenleşir. İnsanı kadın erkek ayırımı yapmadan şiddet ve öfke şehvetinden arındırmak için önce sorunun adını kadına şiddet değil, ailede şiddet koymak lazım.

Erkek de kadın da hata eder, yanlış yapar, günah işler. Erkeği, kadını değil insanı esas alıp sorun olarak şiddeti hedef almak gerekir. Erkek ya da kadını sorun diye hedef haline getirirseniz sorunu kitleselleştirirsiniz.

İnsan -kadın ya da erkek fark etmez- eşref-i mahlûk olarak yaratılmıştır. Ve buna göre de büyük sorumluluk yüklenmiştir. Sorumluluğunu kuşanarak yüksek ahlak ve erdem sahibi olan her erkek ve kadın vicdanlı, merhametli olmaya, karşılığına ahirette sahip olmak için karşılıksız özveride bulunmaya çalışır. O zaman erkeğin eli sevgi, şefkat ve merhametle kadına uzanırken; kadının dili de tatlılıkla uzanır.

Dünyada birbirlerine karşı gösterdikleri fedakârlıkları, yaptıkları iyilikleri ahirette hiç eksiltilmeden karşılık olarak tastamam alacaklarına, cennette de yine birlikte olacakları bir sonsuz hayat yaşayacaklarına inanan bir çiftten oluşan aile şiddete sahne olur mu?

Allah’a ve ahiret hayatına inanmayan, her türlü imkân ve mutluluğu dünyada en fazla elde etmekten öte bir beklentisi olmayan çiftler partnerinden ne kadar çok yararlanırsa kendilerini o kadar kârlı, başarılı addederler. Öyle düşünen özveride bulunmayı aptallık; her türlü istismarı, hileyi mubah, her kazandığını kâr sayar.

Böyle bir ortamda sevgi, saygı, özveri göstermelik olmaktan, muhatabına dönük rol kesmekten, aile yaşamı da tiyatroya dönüşmekten öteye geçemez.

İman sevgi ve saygıyı derinleştirir; inançsızlık yüzeyselleştirir. Gerçek mutluluğu, insan ancak ahirete iman etmede bulabilir. Dünyanın hayatın sonu, sonrasınınsa hiçlik olduğunu zanneden insanın sadece aile hayatı değil tüm yaşamı zindandır.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright