Demokrasinin tuzu olan toplum kokuşursa her şeyi berbat eder | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Demokrasinin tuzu olan toplum kokuşursa her şeyi berbat eder 12.01.2015 23:52

Demokrasinin tuzu olan toplum kokuşursa her şeyi berbat eder


Toplum iradesinin egemen olmasını öngören demokratik yönetim şekli vazgeçilmez değerler karşısına bencil ihtirasları çıkartan bir eğilim içerisinde pratiğe dönüştürülürse hiçbir güzellik, sağlıklı işleyen sistem, düzgün giden iş kalmaz. İstismar, çarpıtma, ilkesizlik ve çifte standart her konuda, her alanda geçerli hale gelir. Kutuplaşma nedeniyle yargı taraflı işlemeye, barış ve huzur yerini kargaşaya, çatışmaya bırakıp herkes birbirinin gözünü oymaya başlar.

Adalet, barış, refah, sanat, erdem, mutluluk gibi toplumsal ve bireysel ihtiyaçları temin etme, herkesin her türlü yeteneğini geliştirme ortamını oluşturma amacına yönelik insanlık tarihinin şahit olduğu yönetim şekilleri arayışında gelinen nokta demokrasidir. Demokraside hakemlik görevi topluma verilmektedir. O halde demokrasinin kalitesi toplumun kalitesine endekslidir.

Tek kişinin ya da bir zümrenin bütün toplumu yönetmesinin çeşitli uygulamalarından insanlık yaşanan sıkıntılar, kaoslar, krizler, kavgalar, iç savaşlar, ihtilaller, inkılaplar ve altüst oluşlara karşı önlemler, çözümler için hep ideal bir sistem arayışı içinde oldu.

İnsan hakları, özgürlükler, moral değerler, ekonomik imkânlar herkesin istidat ve kabiliyetine göre adalet, hakkaniyet içinde karşılığını alsın, toplumsal hayat istikrar bulsun diye tecrübeyi esas alan bilimsel çalışmalar sürekli yapıldı. İnsanlık deneme yanılma yöntemiyle demokrasi uygulamasında aşamalar kaydederken hakem konumundaki toplumun ahlaki, manevi çöküş içerisine girmesi umutları kıran, geleceği karartan bir tablonun oluşmasına yol açmaktadır.

Yeryüzünü bir deneme ve imtihan ortamı olarak tanzim buyuran Yüce Allah insanlığın irşadı için peygamberler ve kitaplar gönderdiği halde bir yönetim şekli vazetmedi! Son peygamber Hz. Muhammed (SAS), son kitap Kur’an-ı Kerim ve mükemmel son din İslam’ın herhangi bir yönetim sistemi, şekli, biçimi vazetmeyişi; insanlık bunu gelişme seyri içinde ortaya çıkarsın diyedir. Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir anlamındaki hadis buna işaret eder.

Kur’an-ı Kerim bir yönetim şekli/sistemi belirlemiyor ama adaleti, ihsanı, akraba ve yetimlere bakmayı; fuhşu, kötülüğü, anarşi/kargaşayı engellemeyi mutlak şekilde emrediyor. Hatiplerin her cuma hutbe sonunda okudukları ayet bunları emretmektedir.

Yönetim şekilleri insanlık tekâmül ettikçe değişir. Ama gerçek değerler hiçbir zaman ve hiçbir ortamda, şartta değişmez. Değişken şekiller, biçimler vazgeçilmez değildir. Değişmez temel esaslar, ahlaki değerler ise vazgeçilmezdir. Kur’an-ı Kerim’de değişmez değerleri korumaya dair emirler yer almaktadır.

Bu ayette emredilen hususlar zamana, mekâna, şartlara göre değişmeyen temel esaslardan ibarettir. Bu hususları kısaca açıklamak gerekirse…

Adalet: Dini, inancı, zihniyeti, ırkı, aidiyeti, statüsü ne olursa olsun herkese insan olduğu için temel hak ve özgürlükleri eşit şekilde sağlayarak kabiliyeti, yeteneği, başarısı, topluma katkı ve hizmetleri ile mütenasip, hakkaniyet içinde imkânlar sağlamak şeklinde ifade edilebilir.

İhsan: Kişisel ve kurumsal olarak yapılan her işin, görevin en mükemmel yapılmasını temine çalışmak. Hadiste ihsan; insanın ibadetini, işini, görevini, Allah’ın kendisini gördüğü bilinciyle yapması diye açıklanmaktadır. Bu, her işi eksiksiz, kusursuz, mükemmel yapmak demektir.

Akraba ve yetimlere bakmak: Aile yapısının akrabalık bağlarının korunması, güçlendirilmesi hayatı ideal hale getirmenin olmazsa olmazıdır. Kimsesizlerin, sahipsizlerin korunmasına da mutlaka önem verilmelidir. Toplumsal hayatın sevgi, saygı temelinde ahenk içinde devamını ve dayanışmayı sağlamak için bunlar şarttır. Kur’an-ı Kerim bunu da kesin emretmektedir.

Fuhşu önlemek: Aile hayatının ve insan neslinin devamı için fuhşu olabildiğince engellemeyi ve oluş şartlarını ortadan kaldırıp teşvikini yasaklamayı İslam emretmektedir.

Kötülüğü önlemek: Genel ahlaka aykırı, birey ve topluma zarar veren her türden fena, çirkin işlere imkân bırakmamayı, gerekli önlemleri almayı da İslam zorunlu görmektedir.

Anarşi ve kargaşayı önlemek: Toplumsal düzeni, güvenliği, huzuru bozan kural tanımaz tüm unsurların bertaraf edilmesini kaçınılmaz bir görev olarak yönetimlerden istemektedir. Yoksa yeryüzünde huzur, barış olmaz, adalet uygulanamaz; hiçbir iyilik, güzellik sürdürülemez.

İslam dini hangi rejim, yönetim biçimi ve siyasi sistem olursa olsun bunları mutlaka yapmaya ve devam ettirmeye mecbur kılar. Aksinde gücü, imkânları, konumu itibariyle bütün herkesin sorumlu olduğunu belirtir. İslam bireyi ve toplumu birbirine karşı sorumlu, yükümlü tutar.

Peki, insanlığın geliştirdiği en ileri yönetim şekli diye nitelenen demokrasi birey ve toplumun, farklı kesimlerin barış, adalet, huzur içinde gelişmesini, yücelmesini sağlayabilmekte midir?

Yoksa rıza üretme yöntemleriyle herkesi gönüllü olarak köleleştirip hileli yollardan haksızlığı, zulmü, sömürüyü, yolsuzluğu, çifte standartları katmerleştiren bir sisteme mi evrilmektedir?

Bir şey kokarsa tuzlanır tuz kokarsa ne çare şeklindeki atasözümüz bu sorunun cevabını içermektedir. Demokraside yönetimleri belirleyen, murakabe eden, icraatlarını değerlendiren hakem konumundaki toplum eğer yüksek ahlak ve karakter sahibi ise iyi bir yönetim şeklidir.

Lakin ahlaki kokuşmuşluk içindeki, karakter zaafıyla malul, erdemden uzak, her şeyi mubah, her yolu caiz sayan bir toplumun hakemliğinde yürütülen demokrasi en kötü yönetim şekline dönüşür. Demokrasinin telafisi zor zaafı da budur.

Her toplumda üstün yetenekli, nitelikli, kaliteli insanlar oran itibariyle azdır. Demokrasinin ise paradigması çoğunluğun kararını yüceltmek olduğuna göre düzeysizliğin kaçınılmaz bir olgu haline gelmesi söz konusudur. Oysa üstün kalite istisnai; kalitesizlik, düzeysizlik geneldir.

Bunun önüne geçmek için demokratik işleyişi toplumdaki üstün nitelikli unsurları öne çıkaran bir sistem haline getirmek gerekir. Bu, Kur’an ahlakının topluma hâkim kılınması ile mümkün olabilir. İnsanların büyük ekseriyeti iyiye yönlendirildiğinde iyi, kötüye yönlendirildiğinde kötü olur. Bireyleri, toplumları iyiye yönlendirmenin ilahi kılavuzu Kur’an-ı Kerim’dir. Demokrasiler toplumların hakemliğinde uygulandığına göre Kur’an ahlakı ile yetiştirilmeleri lazım. Bunu da üstün yetenekli, vasıflı, ahlaklı kişileri etkili konumlara getirerek yapmak mümkündür.

Açıkçası İslam karşıtlığı yapmak demokrasi karşıtlığı yapmaktır. Yüksek ahlak, erdem sahibi olmayan bir toplumun hakemliğinde demokrasi sağlıklı işlemez. Demokrasi Kur’an çerçevesi içinde uygulanırsa ancak ideal bir yönetim şekli olabilir.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright