Demokrasinin defoları | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Demokrasinin defoları 02.05.2015 13:48

Demokrasinin defoları


Çağımızın en popüler yönetim şekli demokrasiyi kimileri yere göğe sığdıramasa da birçok defoları olduğu uygulamalarda açığa çıkmaktadır. Özellikle en isabetli kararların alınması demokratik yöntemlerle çok mümkün olamamaktadır.

Çünkü demokrasinin işleyişinde kararların isabetinden çok toplumun ne kadarı tarafından desteklendiği önem arz etmektedir. Toplumun büyük çoğunluğunun destekleyebilmesinin sağlanabilmesi için ya alınacak kararların sulandırılması ya da rıza üretmeye yönelik bazı manipülatif yöntemlerin uygulanması lazım. Kararların sulandırılması geniş kitlelere kabul ettirilecek şekilde kalitesi, seviyesi düşürülerek onayını alma amacına yöneliktir. Herkese en iyi bir şeyi bile beğendirmek mümkün olmadığı için birtakım yöntem ve vasıtalarla rıza üretme yoluna gidilerek topluma kabul ettirilir.

Bu da suni şekilde kamuoyu oluşturmaya yönelik birtakım aracı kurumlara, kuruluşlara ve baskı gruplarına ihtiyaç doğurmaktadır. Medya ve sivil toplum örgütleri bu kuruluşların en masumu sayılır. Derin yapılanmalarla eylemci uzantıları mafyatik örgütlenmeler toplumda manipülatif yöntemlerle rıza üretip algı yönetme amaçlı operasyon yapmada uzmandırlar.

Toplumda her zaman iyi vaatlerde bulunularak rıza üretilmez. Çoğu zaman korku, endişe salarak üretilir. Her halükârda toplumun örgütlü kesimleri demokrasilerde kararların alınıp uygulanmasında dahası şartlarının oluşturulmasında etkili faktör olmaktadırlar. Örgütsüz, organizasyon kabiliyeti olmayan büyük kitle demokraside daima edilgen durumundadır.

İyilik kadar, belki daha da fazla kötülüğün örgütlendiği düşünüldüğünde sözde demokratik yöntemlerle alınan kararların ne denli toplum yararına olduğunu varın değerlendirin.

Toplumun tercihi diye hararetle savunulan kararların aslında pek de sağlıklı olmayan bazı yöntemlerle sağlanan rıza üretme sonucu oluşturulduğunun görülmesi lazım. Toplum razı edilerek alınan bir karar demokratik sayılsa da isabetli olduğu anlamına gelmez.

Çünkü en isabetsiz, saçma sapan kararlar bile etkileyici propaganda araçlarıyla toplumun beğenisine sunularak rızası alınabilir. Açıkçası toplum propaganda illüzyonlarıyla yanıltılır ve aleyhine olan kararlar onaylatılırsa bu demokrasiye aykırı olmaz!

Öyle ki, bir toplumu tümüyle birtakım illüzyonlara sürekli muhatap ederek hipnotize etmek ve her isteneni rızasıyla yaptırmak da mümkündür. Diktatörlerin yönettiği ülkelerde halkın tek taraflı algı yönetimi ve operasyonlarına maruz kalması nedeniyle her konuda kolayca mutabakat sağlanabilmesi mümkün olmaktadır.

Aradaki fark; diktatörlüklerde rıza üretimi pürüz çıkartanlar susturularak kaba yöntemlerle sağlanırken demokratik rejimlerde daha ince ve sofistike yöntemler uygulanarak sonucun elde edilmesidir ki, her halükârda toplumların değil güç odaklarının yararı gözetilmektedir.

Demokratik yönetim şeklinin bir defosu da kulisçiliktir. Kararların oy çoğunluğuyla alındığı bir yöntem ister istemez kulis faaliyetlerini kaçınılmaz kılmaktadır. Çünkü görüşü sorulan, düşüncesini açıklamak durumunda kalan kişi doğru ve isabetli olanı değil, çıkarına uygun olanı ileri sürer. Önemli bir çıkar söz konusu ise kulis yöntemiyle başkalarını etkilemek ve doğru olan yerine manipülatif olanı oy çokluğu ile karar haline getirmek için çalışılır.

Bütün ilkeleri dürüst ve samimiyetle uygulandığı durumlarda da demokratik yöntem doğru sonuçların ortaya çıkarılıp elde edilmesine imkân vermez. Çünkü çoğunluğun aldığı karar her zaman sağlıklı olmaz. Hele uzmanlık ve üstün siyasi akıl gerektiren çetrefilli konuların oy çokluğu ile alınması felakete yol açabilir. Hiçbir konuda fikir sahibi olmayan kitlelerinse olup biteni anlamadan oy kullanarak alınan kararları onaylaması handikaplar doğurur.

Üstün bir ahlak ve fazilet sahibi olmayan bir toplumda demokratik yöntemler uygulanacak olursa çöküşe yol açar. Nitekim demokrasinin ilk uygulandığı Eski Yunan site devletindeki bir uygulama buna aşırı bir örnek olarak gösterilir. Bir toplantıda yapılan oylama sonunda kadınlarla erkeklerin birlikte hamama girmeleri kararlaştırılmış! Nitekim Eski Yunan, böyle bir ahlaki çöküntü sonucu battı.

Demokratik yöntemin, diğer bir ifade ile oy çokluğu ile karar alma usulünün yol açtığı nice sorunlar var ki hiçbiri İslam’ın önerdiği istişare ve meşveret yönteminde yoktur. Dürüstlük, samimiyet içinde hareket edildiği takdirde istişare ve meşveret yönteminde hiçbir sorunun hatta pürüzün ortaya çıkması söz konusu değil, alınan kararlar olabildiğince isabetli olur.

İstişare ve meşveret yönteminde yetkili bir başkanın bulunması, ileri sürülen görüşlerden, düşüncelerden tercih yapma yeteneğine sahip olması gerekir. Meşveret, bir konuda toplu halde müzakere yapılması; istişare ise birebir görüşülerek doğru ve isabetli bir kararı elde etme şeklidir.

İstişarede başkan ya da onun adına yetkili kişi, uygun gördüğü kişilerle istişare ederek bir sonuç elde etmeye, karar oluşturmaya çalışır. Meşverette yetkili bir kurulda yine yetkili bir başkan konuları müzakere ederek en doğru, isabetli kararı ortaya çıkarmaya çalışır.

Kararlar oy çokluğu ile alınmadığından kuruldaki her üye en doğru, en isabetli görüşü ileri sürmek için çaba sarf edip gayret gösterir. Ortaya konulan görüş ve düşüncelerden tercih yapacak olan başkan olduğu için oy çokluğu ile karar almadaki gibi kulise gerek olmaz.

Ayrıca oy çokluğu ile karar alınmada olduğu gibi herkes inandığı doğruyu ortaya koymayı bir kenara bırakıp çoğunluğun tasvibini alacak şekilde sözünü eğip bükme gereği duymaz ve eskilerin mugalata dediği demagoji yapmaya çalışmaz; sadece en isabetli fikri bulmayı amaç edinir.

Burada kendileriyle istişare edilen ya da meşverette bulunulan kişilerin suiistimal etmeleri veya ihanette bulunmaları tercih yapacak olan başkanı yanıltmak şeklinde olabilir. Fikrine başvurulduğunda inandığından başka bir görüş ileri süren kişi ihanet etmiş olur.

İstişare veya meşvereti yürüten başkan ise ikna edildiği görüş yerine işine gelmediğinden eğer farklı bir görüşü tercih ederse ihanet etmiş olur. İhanet edilirse zaten hiçbir sistemde sağlıklı karar alınamaz. Demokratik sistem dürüst işletildiğinde de iyi sonuç elde edilmez.

İstişare, meşveret dini kural olduklarından çaba gösterenler sadece görevlerini yapmamış aynı zamanda sevap da kazanmış olurlar. Öyle ki görüş ve düşüncesi doğru, isabetli dahi olmasa yine bir sevap kazanır, çünkü samimi bir çaba sarf etmiş; karşılıksız kalmaz. Ama eğer görüş ve düşüncesinde isabet ederse iki sevap kazanır.

Ahirete inanmak dürüstlüğü samimiyeti kaçınılmaz kılar. Ahiret yoksa dürüstlük aptallıktır! Ölümle sonlanacak olan bir hayatın ötesinde mükâfat alma umudu, hesap verme korkusu söz konusu değildir. Yaptığını yanına kâr bilen biri elinde ne gelirse onu yapar.

Görülüyor ki modern çağın yere göğe sığdıramadığı demokratik sistemin, İslam’ın 14 asır önce insanlığa getirdiği istişare ve meşveret sistemi yanında birçok defosu var. Yapılacak olan Erbakan’ın dediği gibi demokrasiyi Müslümanlaştırmaktır!

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright