Bölgedeki Gelişmelerin Türkiye’ye Vaat Ettiği Parlak Gelecek | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Bölgedeki Gelişmelerin Türkiye’ye Vaat Ettiği Parlak Gelecek 23.11.2015 19:01

Bölgedeki Gelişmelerin Türkiye’ye Vaat Ettiği Parlak Gelecek


 

Ortaya çıkan bir gelişmenin geleceğine ilişkin fikir yürütmeye dair Erbakan “Cirit havada iken nereye düşeceği tahmin edilebilir” örneğini vererek mümkünatına işaret ederdi.

Fakat gelişmelerin nasıl ve hangi sonuçlara varacağına ilişkin doğru tahminlerde bulunabilmek için geleceğe doğru güçlü projeksiyon tutulması gerekir. Karanlığa atılan bir ciridin nereye düşeceği tahmin edilemez.

İçeride ve çevresinde devam eden gelişmelerin Türkiye’yi nasıl etkileyeceği veya ne getirip ne götüreceği çok tartışılan bir konu olarak dünyanın ilgisini çekerken nasıl stratejiler izlenmesi gerektiği derin ihtilaflara ve kutuplaşmaya yol açıyor.

Kutuplaşmaya yol açan ihtilafların bir kısmı gelişmelerin sonuçlarına ilişkin farklı öngörüler nedeniyle olsa bile siyasi çıkar uyuşmazlığı ve örtüşmeyen beklentiler daha etkin rol oynamaktadır. Uyuşmayan siyasi çıkarlar, örtüşmeyen beklentiler bazen dış müdahalelere de davetiye çıkarıp imkân sağlayabilmektedir.

Bu yüzden, küreselleşen günümüz dünyasında ülkeler arası ittifak ve dayanışma yerini görüş, düşünce ve inanç grupları arasındaki yakınlaşmaya bırakmaktadır.

Ülke sınırlarını anlamsızlaştırıp geçişkenliği dayanılmaz kılan bu trend toplumları birleştirip ülkeleri ayrıştırmaktadır. Bu, Avrupa Birliği örneğindeki gibi ekonomik ve siyasi projelerle bloklaşma şeklinde olabilirken; gelişmelerin tabii sonucunda, engellenemez şekilde de meydana gelebilmektedir. Bazen de siyasi mühendislik projeleri uygulamada beklenmedik şekilde bu gelişmelere yol açabilmektedir.

Hangi neden, faktör, saik yol açarsa açsın ülke vatandaşlığı kavramı toplumlarda gelişen duygu, düşünce, inanç yandaşlığı karşısında hala pratikte önem taşısa da giderek değersizleşmektedir. Özellikle inanç aidiyetleri ülkelerin önüne geçiyor.

Kim tarafından ne amaçla tetiklenmiş olursa olsun Arap Baharı bölge ülkelerinin rejimlerini yıktı, birlik ve bütünlüğünü bozdu, yönetimlerini değiştirdi. Sınırlarını kevgire çevirdiği bu ülkeleri yönetilemez hale getirdi. Bu gelişmelerin Türkiye’ye etkilerinin ne olduğu, nelere yol açacağı konusunda ise siyasilerle aydınlar kendi meşreplerine ya da bağlantılarına göre değerlendirmeler yapmaktalar.

Yıllardır bölgesinde yaşanan savaşların, işgallerin bugüne kadar Türkiye’ye zarar vermesi bir yana güç ve etkinliğini arttırmasına, lider ülke konumuna gelmesine imkân sağladığı yadsınamaz. Yaşanan, öze dönüş ve temel zihniyet devrimidir.

İlk önce sınır komşuları İran ve Irak arasında 8 yıl devam eden savaşın tamamen dışında kalabilen Türkiye, Turgut Özal liderliğindeki ANAP iktidarında ihracatının her birine 2 milyar $ düzeyine çıkmasını sağladı; olumsuz anlamda etkilenmedi.

Ardından Irak’ın Kuveyt’i işgali üzerine başlatılan Birinci Körfez Savaşının da ABD liderliğindeki koalisyonunda yer alan 28 ülke asker gönderirken yalnızca Türkiye hiç askeri katkı yapmayıp petrol boru hattının vanasını kapatmakla yetindi. Ama Türkiye’nin bu basiretli tutumu takdir edileceğine; Başbakan Özal’a atfedilen ve ne amaçla dediği unutulan bir koyup üç alacağız sözleri dillere pelesenk edildi.

ABD’ye yapılan 11 Eylül saldırıları üzerine Başkan Bush Afganistan ve Irak’a işgal kararını açıklarken ‘Ya bizimlesiniz ya da düşmanımız’ diye dayattığında Türkiye 1 Mart Tezkeresini Meclis’ten geçirmeyerek kusura bakma ben seninle değilim, olamam diyebildiği için sonrasındaki gelişmelerden zarar görmeyip kârlı çıktı!

ABD’nin yapabildiği tek şey korsanca hareket edip Kuzey Irak’taki askerlerimizin kafasına çuval geçirmek oldu. Bu da yanına kâr bırakılmayarak yüksek rütbeli bir askeri yetkili helikopterle getirip görevlerine iade etti. ABD özür de diledi! Ne ki,  ABD’nin bu kalleşliğine işbirlikçileri kahramanlık muamelesi çekip mütemadiyen Türkiye’nin başına hep kaktılar. Özür dilemesini ise yok saydılar.

İşgal sırasında ABD ve müttefikleri El-Kaide cihatçıları karşısında zayiat vermede dayanılmaz noktaya geldiklerinde geri çekilmek zorunda kalırken Şii bir yönetim kurarak Irak’ı -sözde düşmanlarıydı!- İran’ın hinterlandına soktular.

Bir zamanlar Türkiye’yi İran yapmak istiyorlar diye her mevsim irtica tehlikesinin yaygaralarıyla yeri göğü inletenler de bu kez İran’ı yere göğe sığdıramaz oldular!

Türkiye’nin komşuları ile sıfır sorun politikası akamete uğrasın diye Arap Baharı sürecine körükle gidenler Baas Diktasının Suriye halkına uyguladığı vahşetten de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarını sorumlu tutmayı yeğliyorlar!

Arap Baharı yaşanan ülkelerde Batı işbirlikçisi dikta rejimlerinin yaptıkları vahşet karşısında sesini yükselterek insan haklarını, özgürlüğü, demokrasiyi savunan ve mazlumların yanında yer alan Türkiye bölge toplumlarının istinatgâhı ve umudu haline gelirken Batı işbirlikçileri bunu yanlış, başarısız politika deyip karalıyorlar.

Darbeye darbe diyemeyen, katliamlara seyirci kalan, ilan ettikleri kırmızıçizgileri artarda çiğnenirken ikircikli pragmatik politikalarını sürdürmeye çalışan Batılıları ise içerisine sürüklendikleri girdapta bunalmalarına rağmen başarılı buluyorlar!

Türkiye Esat gidecek demiş de, gitmemiş de yanılmış diye şamata koparırken hiç ahlaktan, vicdandan, insanlıktan, merhametten yana sıkıntı, kaygı duymuyorlar!

Oysa bütün insani değerleri göz ardı edip her türlü utanç verici zillete katlanmak pahasına yürütmeye çalıştıkları pragmatik politikalar Batılılara bir yarar getirmiş değil. Türkiye’ye uğur bereket getiren mülteci akını onlara karabasan oldu, artık uykularını kaçırıyor. Bugüne kadar hiçbir gelişme Türkiye’ye zarar vermiş değil!

Türkiye’nin bölgede ve dünyada izlediği ilkeli, dürüst, basiretli politikaları, insani yaklaşımları zorbalığın, zulmün, vicdansızlığın, yoksulluğun, mahrumiyetlerin hiç olmadığı kadar yaygınlaştığı günümüz dünyasında insanlık için tek umut halinde deniz feneri gibi parlamaktadır. Bu, Türkiye’nin parlak geleceğinin habercisidir.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright