“Türk tipi başkanlık” ne demek? | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>“Türk tipi başkanlık” ne demek? 04.11.2016 23:00

“Türk tipi başkanlık” ne demek?


Asırlar boyu nizamı âlemi tesis edip yeryüzünün büyük bir bölümünü yönetmiş olan bir birikimin varisi Türkiye’nin özgün bir başkanlık sistemi kurma iddiasını Türk tipi başkanlık diye küçümseyen zihniyeti yakından tanımak gerekir lakin bu hiç kolay değil.

“Türk tipi başkanlık” küçümsemesini dillendirenlerin büyükçe bir çoğunluğu ne yaptığını bilmese de sahne gerisindeki suflör takımı anasının gözüdür. Çünkü onların da ardında 5 bin küsur yıllık kadim Kabala kültüründen beslenen okült birikimleri ve engin tecrübeleri vardır.

Tarihleri boyunca geliştirdikleri kadim Kabala kültürü ile yeryüzünde toplumları etkileyip yönlendiren, şekillendiren Yahudiler bunu aleni değil takiye ile sinsice yapmışlardır. Günümüzdeki küresel Yahudi hâkimiyetinin arka planında takiye yöntemini sürekli geliştiren Kabalacı hahamlar vardır.

Her türlü dini, mezhebi, ırki, zümrevi, coğrafi toplum içinde çok fazla asimileye maruz kalmadan uzun zamanlar yaşamayı beceren Yahudiler saraylara, idare şekli ne olursa olsun devlet kademelerine sızmayı başarmışlardır.

Bunun yanında ticari yeteneklerini kullanarak elde ettikleri imkânlar sayesinde yönetim kademelerini rüşvetle, toplum kesimlerini ise fitne fesatla, komplolarla birbirine düşürüp karşı karşıya getirmeyi, olaylara yol açmayı, nihayetinde etki altına almayı, hegemonik güç oluşturmayı bilmişlerdir.

Bütün bunları açıktan kendi kimlikleri ile değil; takiye ile başkaları adına, onları ve kimliklerini kullanarak yapmışlardır. Yahudiler takiyeyi yalnızca kirli işlerinin başkalarına mal edilmesinde değil; yol açtıkları olaylarla olumsuz sonuçlarının sahte gerekçelerini oluşturmada da yöntem olarak kullanmışlardır.

Her defasında içinde yaşadıkları toplumlar tarafından esrarengiz uygulamaları ve komploları fark edilerek şiddete maruz kaldıklarından, daha sofistike takiye yöntemleri geliştiren Yahudiler nihayet Siyonizm’le küresel hegemonya kurma başarısını göstermişlerdir.

Çöküş sürecini idrak ettiğimiz günümüz dünyasındaki düzeni artarda çıkarttığı 2 küresel savaşın sonunda 1945 Yalta Konferansında Siyonizm gerçekleştirdi.

İçine sızdığı yönetim kademelerini eline geçiren Siyonizm, Osmanlı Devletinin çöküşünü sağlayarak dünya liderliğini milletimizden devraldı. Liderliği sahibine tekrar vermemek için nicedir Türkiye’deki gelişmeleri teyakkuz halinde izliyor.

Bu yüzden “Türk tipi başkanlık” küçümsemelerini stüdyolardaki konuşmacılara fısıldayanlar yıkılmakta olan küresel hegemonyanın ömrünü uzatmak, Türkiye “tehdidini” bertaraf etmek isteyen Siyonist unsurlardan başkası değildir.

Son dönemlerde ülkeyi yönetip karşılaştıkları zorluklardan edindikleri deneyim sonucu Türkiye için en ideal yönetim şeklinin başkanlık sistemi olduğunu ifade eden Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Erbakan’ın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan da aynı gerçekliğe parmak basıp ısrarla vurgu yapmaktadır.

Milletimizin bu gerçekliği görmemesi için birtakım illüzyonlarla olayı çarpıtmak, ellerindeki medya ve kamuoyu oluşturma imkânlarıyla Recep Tayip Erdoğan’a dikta rejimi kurma hevesi atfederek konuyu mecrasından saptırmak isteyenleri üzerinde keskin kılıçla durup iyi tanımak lazım.

Oysa yürürlükteki parlamenter sistem tek parti iktidarı liderine başkanlığa göre çok daha geniş yetkiler kullanma imkânı veriyor. Koalisyon hükümetlerinde ise her parti lideri kendi meclis grubuna ve bakanlarına hükmettiği için çok başlılık sorunu olmakta ve ülke yönetilemez hale gelmektedir. Parlamenter sistemdeki kuvvetler ayrılığı ilkesi sözde kalıp uygulamada pek işlememektedir. Kuvvetler ayrılığı en iyi başkanlıkta uygularken, koalisyonlar da söz konusu olmuyor.

Halkın doğrudan oyu ile seçildiği, doğal lideri olarak tek başına AKP iktidarının üzerinde tasarrufta bulunduğu için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmak isteyip de yetkisi olmadığı için gerçekleştirmeyeceği bir icraat söz konusu değildir.

Dolayısıyla başkanlık sistemi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullanmakta olduğu yetkileri arttıracak değil aksine kısacaktır. Başkanlık sistemini Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisi için istiyor olamaz, ancak Türkiye için istiyor olabilir.

Başkanlık sistemi bütün iddiaların aksine ülkenin birliği ve bütünlüğünün de en güçlü teminatıdır. Çünkü başkan halkın oyunun en az salt çoğunluğunu almak zorundadır. Hükümetler parlamento dışından kurulduğu ve koalisyon olmadığı için icra da daima bütünüyle tek merkezli olmaktadır.

Türk tipi başkanlıktan kastın sistemin tümüyle bir ülkeden ithal edilmesi yerine insanlığın bütün tecrübe ve birikiminden yararlanılarak özgün, olabildiğince de mükemmel şekilde inşası demek olduğu açıktır. Bu gerçekliği sirk aynaları gibi gülünç hale getirme amaçlı medya illüzyonları, Türkiye’nin çıkarlarını gözetme kaygısıyla değil küresel güçlerin emellerine hizmete yöneliktir.

Tarihin ilk çağlarından beri cihangirlikleri ile öne çıkan Türkler, İslam’la tanışıp hak ve adaleti yeryüzüne hâkim kılmayı şiar edindikten sonra insanlığa liderlik ettiler, adaleti, barışı, huzuru, güveni sağlamaya çalıştılar.

Buna karşın Yahudi-Hristiyan ittifakı Haçlı Seferleriyle Selçuklu-Osmanlı İslam Medeniyetine yönelik tarih boyunca saldırılar, komplolar düzenleyerek zulmün ve sömürü düzeninin inşasına çalıştı. Mertliği, fedakârlığı şiar edinen Türklerin karşısında Yahudi-Haçlı ittifakı daima takiye, hile ve entrikaya başvurdu.

İnsanlık 20. Yüzyılı Siyonist-Haçlı hegemonyasıyla tarihte hiç yaşanmayan bir büyük zulüm ve sömürüye maruz kalarak yaşadı. Dünyada hakkaniyetli barışa dayalı Adil Düzen ancak yine Türkiye liderliğinde kurulabilir. Bu yüzden de 21. Yüzyıla Türkiye’nin damgasını vurması beklenmektedir. Korkulan işte budur.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright