Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde iki partili sistem fiilen gerçekleşti | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde iki partili sistem fiilen gerçekleşti 24.07.2014 14:00

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde iki partili sistem fiilen gerçekleşti

Daha ilk günden isminden çok İslami ve dindar kimliği ile ön plana çıkarılan çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu, oluşturulmaya çalışılan bu anafora en fazla kendisi kapılmış olacak ki dindar kesimin oylarını cepte görüp laik kesimi önceliğine alarak çalışmalarına başladı. Seçime Anıtkabir’den start vermesi bundan olsa gerek. Ardından Hacı Bektaş Türbesini ziyaret ederek Alevi vatandaşlara göz kırpması ve yine ziyaret sonrası kameralara yansıdığı kadarıyla gayet sıcak bir ortamda gerçekleştiği anlaşılan TÜSİAD ziyareti İhsanoğlu’nun hedef kitlesi açısından önemli ipuçları verdi.

Ekmeleddin İhsanoğlu dindar kesimden umduğunu bulabilir mi bu şüpheli ancak yönünü döndüğü kesimlerin -yetmese de- desteğini alacağı muhakkak. Yani rejimin kurucu unsuru CHP ile 90 yıllık koruyucu unsurları dindar bir adayı destekleyecekler.  Bir nevi mecburiyetten kaynaklanan bu tablo aslında 1923 rejiminin özüne uygun bir aday çıkartılamadığının açık bir göstergesidir ki üzerinde asıl durulması gereken noktalardan biri budur.

Diğeri ise başta CHP ve MHP olmak üzere laik kesimin Ekmeleddin İhsanoğlu’nun  -şüpheli de olsa- dindar kimliği potasında erozyona uğrayıp eriyecek olmasıdır. Yani İhsanoğlu Laik kesim ile dindar kesim arasında bir ergime noktası oluşturacaktır. Hele Hele Cemaatin de fiilen çatı oluşumunun içerisinde olması bu ergimeyi daha da kolaylaştıracaktır.

Bütün bunlardan sonra ortaya çıkan durum şudur ki bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde iki partili sistem fiilen gerçekleşmiştir. Şimdiden ortaya çıkan argümanlara bakacak olursak bu sürecin seçim sonrasında ivme kazanacağını söylemek mümkün.

Hakan Fidan krizi ile başlayan Cemaat-AKP ayrışması, Dershane Yasası ve 17 Aralık operasyonu ile onanmaz hale gelince AKP hükümetinin özellikle 17 Aralık sonrası başlattığı taciz ve tazyik operasyonu siyasi desteğini yitiren cemaati zor durumda bırakmıştır. Tayyip Erdoğan’ın köşke çıkmasının ardından bu tacizin artarak devam edeceği öngörülürse cemaatin bu mücadelede siyasi desteğe ihtiyacı olacaktır. Bu da cemaatin partileşip kendi ayağı üzerinde durmaktan başka bir çaresi olmadığı anlamına gelmektedir. Seçim öncesi dindar aday etrafında fiilen oluşan ittifak, Cemaatin diyalog, hoşgörü, ılımlı İslam ekseninde partileşmesini kolaylaştıracaktır. Bu yeni oluşum MHP ve CHP’nin erimesine yol açabileceği gibi AKP’den de kopmalara neden olacaktır.

Nasıl mı?

Önce bir defa Tayyip Erdoğan’ın Köşk’e çıkmasının ardından AKP’nin başına kim gelirse gelsin aynı bütünlüğü koruyamayıp zaten homojen olmayan yapısının çatırdayacağı muhakkak. Başta Numan Kurtulmuş olmak üzere AKP içerisinde Tayyip Erdoğan’ın köşke çıkmasını dört gözle bekleyen ve biri diğerinin liderliğini asla sindiremeyecek olan ağır toplar var. Özellikle Tayyip Erdoğan’ın adaylığını açıklamasının ardından liderlik konusunun tartışılmasını yasaklaması mücadelenin önünü kapamıştır. Dolayısıyla liderlik yarışını mücadele değil beklenti belirleyecektir ki bu da umduğunu bulamayanların mücadele etmeyip cemaat partisine kapak atıp burada acilen yer kapma anlayışı içerisine girmelerine neden olacaktır.

Burada AKP’nin yapması gereken en hayati şey muhafazakâr demokrat söyleminden vazgeçmektir. Aksi takdirde hoşgörü, diyalog ve ılımlı İslam söylemiyle yola çıkan cemaat karşısında muhafazakâr demokrat gibi renksiz içeriksiz söylemlerle mücadele edip tutunması ve fark yaratması mümkün olmayacaktır.  

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright