Sanatını İslam’a adamış bir yönetmen: Mustafa Akkad | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Sanatını İslam’a adamış bir yönetmen: Mustafa Akkad 13.12.2016 23:43

Sanatını İslam’a adamış bir yönetmen: Mustafa Akkad


İranlı sinemacı Mecid Mecidi’nin Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed filmi bu ay içerisinde gösterime girdi. Filmle ilgili tartışmalar beni yıllar öncesine, 80’li yıllara ve “Çağrı” filmine götürdü.

80’li yılların hemen başı, askeri darbenin hayatımıza etkileri hissediliyor. İlkokuldayım, okula gidip gelirken askerlerin duvarlara dayadıkları insanların üst aramalarına şahitlik ediyorum. 

Saray sinemasına Çağrı filmi gelmiş. Haber mahallede geniş yankı buluyor. Herkes gibi ben de izlemek istiyorum filmi. Büyük bir heyecanla sinemaya gidiyoruz büyüklerimiz ve mahalleden arkadaşlarımızla, gözyaşlarımızı tutamadan Çağrı’yı izliyoruz. Çocuğum ben tabii. Etrafımdakilerin neden ağladığını, Hz. Hamza’yı görünce neden alkışladıklarını pek anlayamıyorum. Ama film beni çok etkiliyor. Hz. Peygamber’in anlatılacağı sahnelerdeki müzik, Hz. Ali’nin kendisi gösterilmese bile Zülfikar’ı, o filmden belleğimde iz bırakmış sahneler olarak kalıyor hatırımda.

Sanırım İslamî sinema deyince sizin de aklınıza benim gibi “Çağrı” filmi geliyordur. Bu başyapıtın yönetmeni Mustafa Akkad’ı 9 Kasım’da kaybettik.

Her şeyden önce şunu vurgulamak gerekiyor ki Mustafa Akkad, İslâm coğrafyasından çıkıp dünya çapında üne kavuşan ilk ve en önemli yönetmen olarak kabul ediliyor sinema dünyasında.

Mustafa, 1930 yılında yoksul bir Arap gümrük memurunun ve Türk asıllı bir annenin oğlu olarak Suriye’nin Halep kentinde doğmuş. Henüz 18 yaşındayken, cebinde yalnızca babasının “Bütün sermayem bu!” diyerek verdiği bir Kur’an-ı Kerim ve 200 dolarla Halep’ten Los Angeles’a giden Akkad, burada dünyanın en saygın sinema fakültelerinden birine ev sahipliği yapan UCLA’da okumuş ve master yapmış.

60’lı yıllardan 70’li yılların yarısına kadar sinemayla ilgili her türlü işe girip çıkmış.

1970’lerin ilk yarısında, yıllarca hayâlini kurduğu dev bir proje olan “Çağrı” (Mohammed: Messenger of God) için Suudi Arabistan ve Fas hükümetlerine başvuran Akkad, bu projesi için ilk aşamada maddî ve manevî destek görmüş. Fakat daha sonra Suud ve Fas yöneticileri “Çağrı”nın senaryosunu fazla “devrimci” bularak desteklerini çekmişler. Hatta Fas yönetimi, o günlerde fırtınalı çöllerde henüz 15 dakikalık bir çekim yapabilmiş olan Akkad’a “ülkeyi derhal terketmesi” çağrısında bulunmuş. Kendisine bağlı 500 dolayında oyuncu, teknik eleman, figüran ve tırlar dolusu malzemeyle beş parasız ortada kalan Akkad’a yine bir devrimci Libya lideri Albay Muammer Kaddafi yardım elini uzatmış.

Fas’tan Libya’ya geçen Akkad, Çağrı’yı Albay Muammer Kaddafi’nin desteğiyle orada tamamlamış.

Allah her ikisinden de razı olsun.

Çağrı sadece Türkiye’de değil gösterildiği tüm İslâm dünyasında büyük bir ilgiyle karşılanmış. Film uzun süre kapalı gişe oynamış.

“Çağrı”dan sonra, 70’li yıllarda daha ziyade yapımcılığa yönelen Akkad, “Cadılar Bayramı” (Halloween) adlı korku-gerilim senaryosunun yapımcılığını üstlenmiş.

1980’lerin başında Libya lideri Kaddafi’nın isteğiyle tekrar yönetmenlik koltuğuna oturan Akkad, İtalyanlara karşı Libya ulusal özgürlük hareketinin meşalesini ateşlemiş bir halk kahramanı olan Ömer Muhtar’ın hayatını “Çöl Arslanı” (Omar Mukhtar: Lion of the Desert) adıyla sinemaya aktarmış.

Kendine özgü epik bir sinema diliyle ortaya koyduğu bu yapıt onun haklı ününü tüm İslam coğrafyasında bir daha perçinledi.

Sinema dünyasında Müslümanların yüz akı olarak değerlendirebileceğimiz, çığır açıcı bir sanatçı olan Mustafa Akkad’ın ölümü de filmlere senaryo olacak kadar trajik.

9 Kasım 2005 günü, kızı Rima ile birlikte bir akrabalarının düğününe katılmak üzere Ürdün’ün başkenti Amman’a gelen Akkad, Hyatt Oteli’nin lobisinde beklerken, El Kaide örgütü eylemcilerinin gerçekleştirdiği bir bombalı saldırı sonucunda hayatını kaybediyor.

Akkad’ın 39 yaşındaki kızı Rima Akkad çöken lobinin altında kalıp olay yerinde ölürken, 75 yaşındaki yönetmen ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmış. Ancak, o da iki gün sonra son nefesini vermiş.

El Kaide yönetimi, olaydan sonra yaptığı açıklamada, eylemin aynı otelde kalan bir grup MOSSAD ajanını hedef aldığını belirterek, İslâm dünyasının yetiştirdiği bu en büyük yönetmenin ölümünün “trajik bir kaza olduğunu” açıkladı ve Akkad ailesinden özür diledi.

Mustafa Akkad’ın hayatının son yıllarında, “Selahaddin Eyyübi’nin hayatı”, “Endülüs’ün altın dönemi” ve “İstanbul’un fethi” olmak üzere üç büyük film projesi üzerinde çalıştığı biliniyordu. Hatta sanatçı İstanbul’un fethini anlatan filmi için 2002 yılı Kasım ayında ülkemize gelip hükümet yetkilileriyle temaslarda bulunmuş.

Bu usta yönetmenin elinden çıkacak bir Fetih filmi şüphesiz enfes olacaktı. Ancak Vandalizm buna müsaade etmedi, sadece bu ölüm bile El Kaide’nin İslam dünyasına verdiği en büyük zarar olarak değerlendirilebilir zannımca.

Yakınları, Mustafa Akkad’ın sinemayla olan ilişkisine ailesinin yaklaşımını şöyle dile getiriyorlar: “Babası Mustafa’ya kızıp izin vermezdi. Ama annesi öyle değildi, her zaman destekledi. Sinema ile ilgilenmesinden memnundu. Ancak oğluna bir şart koşmuştu. Sinemayı, Allah’a hizmet etmenin bir aracı olarak kullanacaktı.”

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright