Faustlarla yaşamak | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Faustlarla yaşamak 04.11.2016 22:34

Faustlarla yaşamak


Faust, büyük Alman ozan Goethe’nin ölümsüz tiyatro eseri…

Oyunun başkahramanı Faust, dünya nimetlerinden zevk alamamaktadır. Bunalımlı bir gecede karşısına şeytan Mefistofeles çıkar. Mefistofeles Faust’a bir teklifte bulunur. Ona dünya nimetlerinden tekrar zevk alabilmeyi vaat eder ama bunun karşılığında Faust, şeytana ruhunu verecektir. Faust şeytan Mefistofeles ile anlaşır fakat bir müddet sonra büyük bir hata yaptığının farkına varır. Tanrı’nın yardımıyla ruhunu şeytandan kurtarır.

Büyük yazarlar ve büyük eserler insan ruhunun derinliklerinde yatan çelişkileri aktarabilmeyi başarmışlardır. Bu nedenledir ki böyle yazarlar ve bu nitelikteki eserler bir milletin, bir çağın eseri olmaktan çıkıp beynelmilel bir özellik taşır, çağları ve sınırları aşarlar.

Bu yazar ve eserlerin her çağda her coğrafyada muhatapları vardır. Onlar, insanın değişmez özelliklerini muhataplarına tekrar tekrar bütün açıklığıyla anlatırlar.

Ruhunu dünyevi ihtiraslar uğruna şeytana satan insan!

Hemen her çağda her millette böyleleri olagelmiştir. İnsanın bu dünyadaki macerası devam ettikçe de olacaktır böyleleri.

Biz gelelim bugüne ve bugünün çağdaş Faustlarına!

15 Temmuz girişimi sonrası yapılan FETÖ operasyonlarının oluşturduğu tabloya şöyle bir bakın. Bu tabloda görünenlerin hepsinin bu örgüte/cemaate canı gönülden bağlı olduklarını söyleyebilir miyiz? Bu tablodakilerin çoğunun kaderi Goethe’nin kahramanı Faust’a benzemiyor mu?

Bu tablonun Faustlarını iki kategoride değerlendirmek mümkün:

Birincileri, özellikle son dönemde örgütün/cemaatin kazandığı güçten etkilenip bu güçten nemalanmak için onlardan görünmeye çalışan gönüllü Faustlar! Hatırlayın süreç başlamazdan evvel cemaatin tezgâhından geçmeyen birinin devlette herhangi bir makama gelmesi mümkün müydü? Onların açıktan veya gizli referansı olmadan yaprak bile yerinden kımıldamıyordu ne yazık ki devlet kadrolarında. Gönüllü Faustlar işte bu mevkilere ulaşmak için ruhlarını sattılar şeytana!

İkincileri ise merkezi sınav sistemini ele geçiren ve bu sayede kendisinden başkasına hayat hakkı tanımayan örgüte/cemaate bağlı görünmek zorunda kalan zorunlu Faustlar!

Şimdi ortaya çıkıyor ki (!) hemen hemen bütün merkezi sınavlarda bir döneme kadar hep hile yapılmış, sorular çalınmış. Gerçi çalınmış demek haksızlık olur, adamlar zaten soruları kendileri hazırlıyorlarmış!

Hatta bu süreçte bazı mülakatların bu örgütün/cemaatin dershanelerinde yapıldığı şehir efsanesi olarak anlatılırdı da biz safdil muhafazakârlar ya inanmak istemez ya da ne var canım alnı secde görmüş gençler devlet kademelerinde olsun diyerek görmezden duymazdan gelirdik durumu.

Ama ne yazık ki böylelikle asker, hâkim, savcı, polis olmak isteyen gençler adeta bu örgütün/cemaatin kucağına itilmiş.

Şimdi baktığımızda ortaya çıkan tablonun belki de en dramatik görüntülerini ne yazık ki bu gönüllü ve zorunlu Faustların oluşturduğunu görmekteyiz.

Artık olay sıcaklığını kaybetti, şimdi muhasebe zamanı. Herkes gelinen bu noktadaki sorumluluğunu açık yüreklilikle itiraf etmeli ve gereğini yapmalı.

Ortaya çıkan tablo doğru değerlendirilmeli ve bundan sonraki süreç korkularla değil bu tablonun bize anlattıklarıyla, buradan çıkarılacak derslerle şekillendirilmeli.

Gönüllü Faustların oluşmasını engellemek istiyorsak bir mevkide yükselmek için illa ki bir cemaate, gruba, fraksiyona vs. dâhil olma gerekliliğini ortadan kaldırmalı, bunu oluşturan, dayatan zihniyete savaş açmalıyız.

Bu noktada cemaatlere de önemli bir görev düşüyor. Bu yapıların toplumdaki olumlu işlevlerini biliyor, demokratik anlayış gereğince de bu yapılanmaların varlığını gerekli görüyoruz. Ancak cemaatler mutlaka kendilerini toplum nazarında tekrar tabir caizse “check ettirmeli”dirler.

Bu yapılar; dini faaliyette bulunduklarını, bir gönül hareketi olduklarını iddia ediyorlarsa siyasetten ve ticaretten uzak durduklarını ispat etmelidirler. Çünkü siyasete ve ticarete bulaşan bir yapının dini kalamayacağını çok acı bir şekilde de olsa öğrenmiş bulunmaktayız.

Zorunlu Faustların ortaya çıkmasını ise merkezi sınavlara tekrar eski saygınlığını kazandırarak engelleyebiliriz. FETÖ özellikle merkezi sınavlarda yaptığı sahtekârlıklarla büyümüş, etkinliğini artırmıştır. Darbe girişimi sırasında bu örgüte yönelik özellikle gençlerde oluşan tepki ve nefretin sebebini bu sahtekârlıklara bağlamak mümkündür. Öyleyse sınav güvenliği mutlaka sağlanmalı, merkezi sınavlarla ilgili en ufak bir şaibenin dahi üzerine gidilmeli, insanlarımıza bu güven tekrar kazandırılmalıdır.

Sözlü sınavlarla (mülakatlarla) ortaya çıkan adaletsizlikler de işin bir başka yönüdür. Mülakatların gerekli olduğuna ben de inanıyorum fakat toplumsal hafızamızda ne yazık ki mülakat denince akla ilk torpilin geldiği hepimizin malumudur. Bu algıyı değiştirmek ancak uzun süreli ve hakkaniyetten ayrılmayan uygulamalarla mümkündür.

Nihayetinde adaletten ve hakkaniyetten uzaklaşan uygulamaların insanlarımızı şeytanların kucağına ittiğini artık görmemiz gerekiyor. 15 Temmuz’u bu açıdan bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Aksi takdirde daha nice Faustlarla birlikte yaşamaya devam edeceğiz!

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright