Yıllardır Tüm Dünyada Tartışılan ve Hızla Vazgeçilen “Karma Eğitim” Gerçeği | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Yıllardır Tüm Dünyada Tartışılan ve Hızla Vazgeçilen “Karma Eğitim” Gerçeği 02.05.2015 13:34

Yıllardır Tüm Dünyada Tartışılan ve Hızla Vazgeçilen “Karma Eğitim” Gerçeği


Türkiye’de geçen 2013-2014 eğitim ve öğretim yılında fiziki anlamda 4+4+4 eğitim sistemine geçilmesine karşılık talim, terbiye, müfredat, içerik ve programlar noktasında yeterli bir çalışma ve iyileştirme yapıldığı söylenemez.

Örneğin bugün birkaç İmam-Hatip Okulu dışında tüm okullarımızda “karma eğitim” uygulaması hâlâ devam ettirilmektedir.

Karma eğitim “erkek ve kız öğrencilerin aynı eğitim kurumlarında birlikte, aynı sınıf ortamında eğitim-öğretim görmesi” şeklinde tanımlanmaktadır.

Tek cinsiyete dayalı eğitim ise “kız ve erkeklerin farklı okul veya sınıflarda eğitim alması, öğrenim görmesi” olarak ifade edilmektedir.

Aslında eğitim sistemimizde 1921 yılından beri ısrarla uygulanan karma eğitim, bilimsel ve pedagojik bir ilke ya da gereklilik olmaktan çok uzaktır; tamamen laik rejimin ideolojik bir dayatmasıdır.

Karma eğitim uygulamasının çocukların akademik ve sosyal gelişimine katkı sağladığına dair hiçbir kanıt yoktur.

Aksine, karma eğitim özellikle cinsel içerikli olumsuz öğrenci davranışlarını körükleyen bir uygulama olarak süregelmiştir.

Bugün hala Milli Eğitim Temel Kanunu’nda “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkân ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir”  ibaresi yer almaktadır.

Aslına bakarsanız karma eğitim, Batı ülkelerinde Protestanların erkek çocuklarıyla birlikte kız çocuklarına da İncil’i öğretmek amacıyla başlattığı bir uygulamadır.

Ülkemizde ise 1921 yılında “Darülfünun İnas” denilen kız üniversitelerinin kaldırılmasıyla birlikte ilk olarak üniversitede karma eğitime geçilmiştir.

28 Şubat 1997 post-modern darbesinde dayatılan kesintisiz 8 yıllık eğitim ile karma eğitimin yaygınlaştırılması amaçlanmış ve dönemin başbakanı Mesut Yılmaz’ın inatçı çabaları neticesinde istisnasız tüm okullarda uygulamaya koyulmuştur.

Bilimsel ve pedagojik gereklilikle hiçbir alakası olmayan kesintisiz eğitim ve karma eğitim uygulamaları, çocuklarımızı tamamen milli ve manevi değerlerden uzaklaştırmak gayesiyle devreye sokulmuştur.

Oysa epey bir süredir birçok dünya ülkesinde “eğitimde cinsiyet farklılıklarının etkisi” konuşulmakta, tartışılmakta, bu doğrultuda somut adımlar atılarak “tek cinsiyete dayalı eğitim” uygulamasına hızla geçilmektedir.

Mesela ABD’de öğrencilerdeki başarının düşmesi ve suç oranlarının artması, erken yaşlarda kız ve erkek çocukları arasında ciddi sorunlar yaşanması nedeniyle çözüm arayışına girilmiştir.

Bunun için ABD hükümeti karma eğitimi masaya yatırmış ve 2006 yılında tek cinsiyetli eğitime onay vermek suretiyle konuyu yasallaştırmıştır.

ABD’de uyuşturucu kullanımı vb kötü alışkanlıkların yanı sıra özellikle karma eğitim veren okullarda erken yaşta hamile kalan “anne çocuk” sayısı artmış, böylelikle konu kamuoyuna mal olmuştur.

Konunun kanunlaşmasıyla birlikte Amerika’da tek cinsiyetli eğitim veren okulların sayısında büyük bir artış yaşanmıştır.

Öyle ki 2008 yılına kadar tek cinsiyetli eğitim veren okul sayısı ABD’de 442 olurken, bu sayı 2009’da 500’e ulaşmıştır.

Diğer bir Batı ülkesi olan Kanada’da ise en fazla öğrencinin eğitim gördüğü Toronto Devlet Okulları Eğitim Müdürlüğü’nce yapılan bir araştırma, karma eğitimin başarısızlığını ortaya koymuş ve karma eğitime karşı seslerin yükselmesine sebep olmuştur.

Yine Avrupa’nın güçlü ülkelerinden Almanya’da da yaşanan benzer gelişmeler dikkat çekmektedir.

Almanya’nın Bayern Eyaleti Eğitim Bakanlığı’nın yayınladığı Schul Report dergisinde, Münih Okul Pedagojisi ve Eğitim Araştırmaları Devlet Enstitüsü’nün raporuna yer verilmiştir.

Raporda; karma eğitimin 1960’lı yıllarda ilerlemenin ölçüsü olarak kabul edildiği, 1980’lerden sonra ise zararlarının tartışılmaya başlandığı belirtilmiş ve neticede “Karma eğitim hem kızlar hem erkekler için fayda sağlamamıştır” denilerek karma eğitim yerine ayrı eğitim okulu uygulamasına geçilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Görülüyor ki bütün dünyada uzun yıllardır karma eğitim tartışılmakta ve birçok ülkede “tek cinsiyete dayalı eğitim” sistemine geçilmektedir.

Ne hazindir ki bir İslam ülkesi olan Türkiye’de ise ilk kez geçen yıl Milli Eğitim Şûrası vesilesiyle kısa süreliğine karma eğitim tartışılmış ancak devamı gelmemiştir.

Ülkemizde hâlâ bırakın diğer okulları, bazı İmam-Hatip okullarında bile karma eğitim ısrarla sürdürülmektedir.

Bu tablo Yeni Türkiye imajına yakışmamakta ve Yeniden Büyük Türkiye vizyonuna uygun düşmemektedir.

Artık bu gerçeği görmenin, karma eğitim konusunu masaya yatırmanın ve gereğini yapmanın zamanı geldi de geçiyor!

Bakın Avustralya, Yeni Zelanda ve İrlanda dâhil diğer birçok ülkede de tek cinsiyetli okulların sayısı her geçen gün artırılmaktadır.

Yapılan çeşitli araştırmalarla karma eğitimden tek cinsiyetli eğitime geçişi haklı çıkaracak sonuçlara ulaşılmıştır, ulaşılmaktadır.

Karma eğitimden vazgeçmek için milli ve manevi değerlerimiz noktasında haklı sebeplerimiz, gerekçelerimiz var elbette.

Ancak işin bir de biyolojik ve psikolojik yönlerini, gerekçelerini görmek gerekir.

Beyin yapısının ve fonksiyonlarının cinsiyete bağlı değişiklikler gösterdiği gerçeği, son yıllardaki yoğun araştırmalara konu olmuştur.

Yapılan fizyolojik araştırmalarda, kadınlardaki beyin kan akımının erkeklerden daha fazla olduğu tespit edilmiştir mesela.

Bu araştırmalarla beyinde cinsiyete dayalı farklılıkların sadece fizyolojik olmadığı, hormonsal düzeyde de farklılıkların olduğu ortaya çıkmıştır.

Ayrıca, cinsiyete dayalı bu yapısal farklılıkların beraberinde işlevsel farklılıkları da getirdiği gözlenmiştir.

Yaşları iki aylıktan 16 yaşa kadar değişen 224’ü kız ve 284’ü erkek olan 508 normal çocuğun beyin aktivitelerinin incelendiği bir çalışmada, beynin olgunlaşmasında çarpıcı ve istikrarlı farklılıkların olduğu, aynı zamanda erkek ve kız beyinlerinin farklı şekilde geliştiği görülmüştür.

Bu araştırmada, kızlarda dil öğrenme ve küçük kas becerilerinin erkeklere göre 6 yıl daha önce geliştiği belirlenmiştir.

Aynı araştırmada erkeklerin beyninin ise hedef belirleme ve boyutsal hafıza açısından kızlara göre 4 yıl daha önce geliştiği tespit edilmiştir.

Kız ve erkeklerde beyin gelişimlerinin lisan öğrenimi, boyutsal hafıza, motor koordinasyonu (hareket uyumu) ve insanlarla anlaşma açısından farklı sıra, zaman ve hızda geliştiği de anlaşılmıştır.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright