Proje Okul Uygulaması | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Proje Okul Uygulaması 13.12.2016 23:29

Proje Okul Uygulaması


Yaklaşık 15 yıldır Türkiye’yi yöneten AK Parti İktidarı çok sayıda ‘ilk’e imza attı. Birçok radikal karar aldı ve jet hızıyla uyguladı.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) en radikal kararları alan ve uygulayan bakanlıklardan biri oldu hep.

MEB iki yıl önce “proje okul” adı altında ‘yeni’ bir uygulama ortaya koydu ve bu işe Türkiye’nin en yüksek puanlı okullarından, “en başarılı” yüzde 1’lik diliminde olan öğrencilerin gittiği liselerden başladı.

İlk adımı 2014 yılının Mart ayında atan Bakanlık, Nisan ayında 150 kadar meslek ve imam hatip lisesini “proje okul” olarak açıkladı.

Bu okullar arasında İstanbul, İzmir, Ankara’daki köklü liseler de yer alıyordu. Bu köklü liselerde “laik eğitim” ağırlıklı olarak veriliyor, “İslami eğitim” önemsenmiyordu. Hatta diyebilirim ki “bilimsellik” bahanesiyle dini eğitimin esamisi bile okunmuyordu.

“Proje okul” uygulaması köklü liseleri İmam Hatip liselerine dönüştürme projesi olarak algılanınca, ister istemez itiraz sesleri yükseldi ve tepkiler oluştu.

Elbette böylesine bir “algı” kendiliğinden oluşmadı.

Neticede “imam hatip” denildiğinde Fıkıh, Tefsir, Siyer, Kuran gibi dersler akla gelir. Dolayısıyla İmam Hatip Okulu demek, okul eğitim ve öğretim hayatında İslami eğitimin ağırlık kazanması demektir.

Laik eğitime angaje olmuş ve bu nedenle ‘proje okul’ uygulamasına sıcak bakmayan veli, öğrenci ve idareciler, birileri tarafından fena halde gaza getirildi, yönlendirildi, organize edildi. Öyle ki okulların önü toplu protesto eylemlerinin sahnesi haline getirildi.

Ayrıca sosyal medya üzerinden de itiraz ve isyan sesleri yükseldi. İmza kampanyaları, bildiriler aldı başını yürüdü. Gören, sanki okulların işgal edildiğini sanacak.

Kime hizmet ettiği belli olan/olmayan kimi gazete ve televizyonlar da bu protesto ve itirazlara destek çıktı, tempo tuttu.

“Cumhuriyet” ve “Sözcü” gibi gazeteler vardı ki, bunlar öteden beri FETÖ/PDY ve PKK/KCK gibi terör örgütleri ile dirsek teması içinde. Bu gazetelerin mensupları genelde ya Hürriyet, Milliyet, Sabah gibi köklü gazetelerden aforoz edilip uzaklaştırılan kişilerdir ya da öteden beri karanlık dış odaklarla dirsek teması halinde olan kimselerdir.

Bunlar AK Parti karşıtlığında ve Cumhurbaşkanı Erdoğan düşmanlığında herkesle, her kesimle sıkı fıkı ilişkiler içinde olmaktan çekinmediler bugüne kadar. Besledikleri kin ve nefret duyguları hırs ve ihtiraslarıyla birleşince adeta gözleri kör oldu. Gerçekleri göremez oldular.

Belki de gerçeği görmek istemediler, bilakis gerçeği bilerek çarpıttılar. Çünkü çarpıtma ve yalan haberlerle başkalarının kafalarını karıştırlar, onların duygularıyla oynadılar.

Ayrıca bu gazetecilerin dış mihraklarla, karanlık odaklarla bağlantılı çalıştıklarına dair yeterince emare de var zaten.

Kısaca bir yerlerden düğmeye basıldı. Protestoların, eylemlerin, itirazların her halinden belliydi bu.

Protesto eylemlerinde öğrenci ve velilerin kullanılması, kandırılıp ön plana sürülmesi rahatsızlık verici, baş ağrıtıcı bir durumdu. MEB ve dolayısıyla AK Parti iktidarı vatandaşla karşı karşıya gelsin isteniyordu belli ki.

Vatandaş yalan-yanlış bilgilerle kandırılmış, gözü kara bir ruh haline bürünmüştü. Haliyle gelen aşırı tepkiler MEB’e geri adım attırdı.

“Proje okulu” olarak açıklanmış olan liselere ilişkin karar Aralık 2014’te iptal edildi, ama çok geçmeden yeni bir karar alındı. Protestocuların ve provokatör ajanların sevinmesine fırsat bile kalmadı.

Bakanlık Ocak 2015’te yeni bir liste hazırladı, 40’tan fazla liseyi yine ‘proje okulu’ olarak açıkladı. Bu okulların yönetici ve öğretmenlerinin ataması farklı olacaktı. Yani, idareci ve öğretmen atamaları taşra teşkilatına bağlı hükümlere göre sınavla yapılmayacaktı. İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri devre dışı kalacaktı. Milli Eğitim Bakanı doğrudan bu okullara atamaları yapacaktı.

Proje okul ile ilgili sorunlar bitmek bilmiyordu. Gelen tepkiler, yapılan protesto eylemleri nedeniyle işler ağır aksak yürüyordu. Birileri bundan çok rahatsız olmuş, adeta sonun başlangıcı olarak görmüştü.

FETÖ/PDY tarafından kalkışılan 15 Temmuz darbe girişimi bir anda her şeyi değiştiriverdi. Girişim fiyaskoyla sonuçlanmış, oluşan yeni konjonktür AK Parti iktidarının elini güçlendirmişti.

Artık Olağanüstü Hal (OHAL) vardı, dolayısıyla şartlar olağan olmayan icraatlara kolaylık sağlıyor, yol veriyordu. Nitekim MEB de bunu fırsat bildi ve hemen kolları sıvadı. FETÖ’ye ait bütün okulları devlet okuluna dönüştürdü ve bunlardan birçoğunu da “proje okul” kapsamına aldı.

Elazığ’da FETÖ’ye ait olan ve kapatılan “Güzide Hanım Ortaokulu” bir İmam Hatip Ortaokulu olarak düşünülmüş ve bu doğrultuda ilk adımlar atılmıştı ki, Elazığ Emniyet Müdürlüğü PKK tarafından canlı bomba saldırısına maruz kaldı. Artık emniyet binası kullanılmaz haldeydi. Çözüm imam hatip okulu olarak düşünülen FETÖ ortaokul binasıydı. İl Emniyet Müdürlüğü buraya taşındı.

Harput’ta yer alan ve yine FETÖ’ye ait olan “Yavuz Selim Koleji” darbe girişiminin ardından kapatılarak İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne devredildi. Burası “proje okul” olarak “Şehit Eyüp Oğuz Fen ve Sosyal Bilimler Anadolu İmam Hatip Lisesi” adıyla yeni eğitim öğretim yılına başladı.

15 Temmuz kalkışması sırasında Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Özel Harekât Daire Başkanlığı’na yapılan saldırıda şehit düşen Elazığlı komiser Eyüp Oğuz`un adı proje okula verildi.

Planlanan ve umulan o ki, on yıllardır FETÖ’nün hain hesapları için kullanılan ve Pensilvanya’nın kirli emellerine alet edilen okul binaları artık vatanını ve milletini seven, kutsal değerlere ve İslam’a bağlı “beyin takımı” yetiştirmek için eğitim mücadelesinin verileceği mekânlar olacak.

Son verilere göre, şu anda Türkiye’de 155 proje okul var. Bu okullar arasında Türkiye’nin en başarılı yıldız okulları da yer alıyor. Proje okullar sıralamasında doğal olarak İstanbul, Ankara, İzmir, Konya, Balıkesir, Diyarbakır, Bursa, Kayseri, Gaziantep, Sakarya gibi iller başı çekiyor.

Resmi açıklamaya bakılırsa, proje okul kapsamındaki liselerde belli bir plan dâhilinde özel projeler ve uygulamalar yapılacak. Bu okullarda üniversitelerle yapılan işbirliği çerçevesinde akademisyenler danışmanlık hizmeti verecek, laboratuar imkânları da daha yüksek olacak. Ayrıca bu okulların elektronik, bilişim, altyapı olanakları en üst seviyede olacak.

2014 yılında başlayan uygulamada ‘proje okul’ seçilen liselerin yönetici ve öğretmen atama yetkileri Milli Eğitim Bakanlığı’nda toplandı.

Aralarında İstanbul’daki çok sayıda köklü lisenin de olduğu proje okullarda görev yapan ve görev süresi 8 yılı aşan çok sayıda öğretmen 15 Temmuz darbe girişiminin ardından çıkarılan KHK ile norm fazlası ilan edildi.

Bakanlık norm fazlası ilan edilen öğretmenlerin öğretmen açığı bulunan okullara tayin edileceğini açıkladı. Bunu fırsat bilen birileri harekete geçerek bu okullarda veli, öğrenci ve mezunların katılımıyla protesto gösterileri düzenledi.

Asıl dert öğretmenlerin tayin meselesi mi gerçekten? Yoksa bu işin içinde başka bir iş mi var?

Anladığım kadarıyla, birileri bilinçli olarak veli ve öğrencileri korku bombardımanına tabi tutuyor. Bundan sonra laik değerlerin yerine dini değerlerin öğretileceğini, verilecek İslami eğitimle gençlerin bilimden uzaklaştırılacağını söylüyor. Gelecekte gençleri kâbus dolu günlerin beklediği yalanıyla vatandaşları protestolara yönlendiriyor.

Hâlbuki devlet kontrolünde verilecek bir İslami eğitimden zarar gelmez, bilakis büyük fayda gelir. Gerçek İslam bilimle de çelişmez.

Siz asıl “cemaat” kisvesi altında dini eğitim verenlerden korkun. Bu sözde “cemaatler” her zaman karanlık odakların saldırılarına ve tehditlerine açık. Dolayısıyla sapmaya, saptırılmaya, başka amaçlar için kullanılmaya müsaittir hepsi.

Ayrıca “cemaatlerin” çoğunda İslami eğitim diye ‘hurafe’ ya da ‘bidat’ denilen, gerçekte İslam’la ve Kuran’la alakası olmayan yalan-yanlış bilgiler verilmektedir. Cemaat menfaati, ticari ve kişisel menfaat konularına girmiyorum bile.

Uzunca bir dönem devlete egemen olan ve Kemalist geçinen Ergenekon-Balyoz benzeri karanlık ve derin örgütler laikliği İslam düşmanlığı olarak uyguladılar. “Proje okul” kapsamına alınan gözde ve başarılı liseleri “din düşmanı” yetiştirmek amacıyla yıllarca kullandılar.

Bugün millet gibi devlet de aslına dönüyor ve en iyi okullarımıza uzanan karanlık hain eller sağlıklı bir İslami eğitimle kesilmek isteniyorsa, buna sevinmek ve geleceğe umutla bakmak gerekir.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright