PISA’dan Türkiye’ye zayıf not | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>PISA’dan Türkiye’ye zayıf not 08.01.2017 22:03

PISA’dan Türkiye’ye zayıf not


2016 Aralık ayında PISA projesinin 2015 yılı değerlendirme raporu açıklandı. Bu aralar bir PISA’dır gidiyor. Ne zaman eğitimden konu açılsa, hemen PISA örneği öne atılarak AK Parti iktidarının eğitimde çuvalladığından dem vurulur. Dahası Türkiye’nin dünya ölçeğinde başarısız olduğu söylenir.

Siyasi konular konuşulduğunda bile mevcut hükümeti başarısız göstermek için alakasız şekilde PISA örneğini verenler var. Kimisi bilinçsizce ve iyi niyetle, kimisi de kasıtlı ve art niyetle bu örneğe sarılır. Hâlbuki yeni Türkiye’ye nazaran eski Türkiye’nin eğitimdeki başarı karnesi çok daha zayıftır, hatta sıfırdır.

Eski Türkiye’de eğitim başarısını ölçmek için PISA benzeri bir proje yoktu belki ama o dönemin eğitim alanındaki içler açısı durumunu görmek için buna ihtiyaç da yoktu. Fiili durum yeterince kendini gösteriyordu.

AK Parti iktidarı geçen 15 yıl içerisinde eğitim alanında istenen ve hedeflenen başarıyı gösteremedi, tamam. Ancak bu alanda ciddi ve iyi niyetli bir çaba gösterdiği, eğitime en büyük bütçeyi de ayırdığı bir realite.

Ayrıca AK Parti’nin sözünü verdiği diğer bütün devasa milli/ulusal projeleri gerçekleştirdiği de gün gibi ortada. İyi bir vatandaş olarak bunu görmek yetmez, dillendirmek de gerekir.  

Türkiye’de sanki bir “gizli el” sürekli az sayıdaki olumsuzlukları çok sayıdaki olumlu gelişmelerin, atılımların önüne getirmektedir. Kimi medya da “sihirli gücü” ile buna katkı sağlamaktadır.

Malum medyanın ve kimi çevrelerin 2015 PISA değerlendirme raporuna dayanarak hükümetin eğitim politikasını topa tutması, dünden bugüne sürdürülen çarpık eğitim sistemini görmezden gelmesi iyi niyetli bir yaklaşım olmasa gerek.

Üç yılda bir gerçekleştirilen PISA projesinin geçmişi pek eski değil. Proje ilk olarak 2000 yılında uygulamaya koyuldu. Türkiye ise ilk kez 2003’de projeye dâhil oldu.

Türkçe açılımı ‘Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’ olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler hâlinde uygulanan ve 15 yaş grubundaki ortaöğretim öğrencilerinin kazandıkları bilgi ve becerileri değerlendirmeyi amaçlayan bir araştırma projesidir.

PISA projesi ile katılan ülkelerin gençlerini daha iyi tanımaları amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda öğrencilerden öğrenme isteklerini, derslerdeki performanslarını ve öğrenme ortamları ile ilgili tercihlerini daha açık bir biçimde ortaya koymaları beklenmektedir.

PISA projesiyle, örgün eğitime devam eden 15 yaş grubundaki öğrencilerin eğitim durumu üç alanda (matematik okuryazarlığı, fen bilimleri okuryazarlığı, okuma becerileri) ölçülmektedir. Ayrıca öğrencilerin motivasyonları, kendileri hakkındaki görüşleri, öğrenme biçimleri, okul ortamları ve aileleri ile ilgili veriler de toplanmaktadır.

‘Okuryazarlık’ kavramı, “Öğrencinin bilgi ve potansiyelini geliştirip topluma daha etkili bir biçimde katılmasını ve katkıda bulunmasını sağlamak için yazılı kaynakları bulması, kullanması, kabul etmesi ve değerlendirmesi” olarak tanımlanmaktadır

PISA Projesi, OECD Eğitim Direktörlüğü’ne bağlı olan PISA Yönetim Kurulunca yürütülmektedir. Projede kullanılan testlerin ve anketlerin geliştirilmesi, analizlerinin yapılması, uluslararası raporun hazırlanması gibi işlemler PISA Yönetim Kurulu gözetiminde belirlenen bir konsorsiyum tarafından yapılmaktadır.

PISA’nın ulusal düzeyde çeviri ve uyarlama işlemlerinin yapılması, projenin uygulanması, analizlerin yapılması ve ulusal raporun hazırlanması gibi işlemler ise projeye katılan her ülkede belirlenen ulusal merkezler tarafından gerçekleştirilmektedir.

PISA projesi kapsamında geliştirilen başarı testleri ve anketleri, genelde ülkemizde Nisan ayı içerisinde uygulanmaktadır. Örgün öğretime kayıtlı olan 15 yaş grubu öğrencilerin okuduğu ilköğretim, Anadolu lisesi,  fen lisesi, meslek lisesi, Anadolu meslek lisesi, çok programlı lise, özel okul vb tüm okullar projeye katılabilmektedir.

Küreselleşen dünyada, eğitim alanında yapılan ulusal değerlendirme çalışmalarının yanında uluslararası düzeyde Türkiye’nin konumunu belirlemek için farklı eğitim göstergelerine ihtiyaç duyulmaktadır. OECD üyesi olan Türkiye, belirli referans noktalarına göre eğitim alanında hangi düzeyde olduğunu, giderilmesi gereken eksikliklerini ve alınması gereken tedbirlerini belirlemek, eğitim düzeyini yükseltmek amacıyla PISA projesine katılmaktadır.

Ancak hızla küresel bir kaosa doğru gidildiği, Türkiye’ye düşmanlığın fazlaca körüklendiği bugünlerde PISA kriterlerinin ne kadar sağlıklı uygulandığı şüphe götürmektedir.

PISA projesinde çoktan seçmeli, karmaşık çoktan seçmeli, açık uçlu, kapalı uçlu gibi değişik soru türleri sorulmaktadır. Projeye katılacak olan okul ve öğrencilerin seçim işlemini OECD tesadüfi (seçkisiz) yöntemle belirlemektedir. Öğrenciler ‘bilgisayar tabanlı değerlendirme’ uygulamasının ardından anket uygulamasına alınmaktadır.

PISA projesinden elde edilen sonuçlar ulusal bir rapor hâlinde düzenlenmektedir. Bu sonuçlar, eğitim-öğretim programlarının geliştirilmesinde, karşılaşılan eksiklerin giderilmesinde ve eğitim alanında yapılan araştırmalara kaynak olarak kullanılmaktadır.

Her PISA uygulamasının sonuçları, 1-2 yıl içinde OECD sekreterliği tarafından açıklanmakta ve “http//www.pisa.oecd.org” adresinden yayınlanmaktadır.

Okula giderek eğitim almakta, yeni bilgiler öğrenmekteyiz. Peki, öğrendiklerimizi nasıl kullanacağımızı biliyor muyuz? İşte günlerdir tartışılan PISA aslında sorduğu (çoktan seçmeli, karmaşık çoktan seçmeli, açık uçlu, kapalı uçlu) soru tipleriyle bunu ölçmeyi amaçlıyor.

MEB ve ÖSYM, PISA benzeri sorulardan oluşan sınav modelini uygulamak için yıllardır kafa yoruyor. Ama modelin uygulanması ve değerlendirilmesi çok zor ve de yüksek maliyetli olduğundan bir türlü netice alınamıyor.

OECD üyesi 34 ülkenin de aralarında yer aldığı 72 ülkede gerçekleştirilen eğitim araştırmasının sonuçlarına ilişkin 2015 PISA Araştırma Raporu geçenlerde açıklandı. Rapora göre, bilim alanında eğitim seviyesi en yüksek ülke Singapur. Onu Japonya, Taipei (Çin), Finlandiya ve Estonya takip ediyor.

PISA bilim sıralamasında tüm ülkeler 530 puanın üzerinde görünürken, 425 puanla Türkiye 416 puanlık Meksika ile yan yana gösterilmiş. Türkiye; genel ortalaması 493 olan bilimde 425 puan, ortalaması 493 olan dil ve yazıda 405 puan, ortalaması 490 olan matematik sıralamasında da 413 puan almış.

Anlayacağınız, Türkiye tüm alanlarda ortalamanın çok gerisinde kalmış. Bu durum bir manipülasyon olma ihtimalini düşündürmüyor değil. Öyle ya da böyle durup bir düşünmek gerekiyor.

PISA raporuna göre, Türkiye eğitim haritasında Güney Amerika, bazı Afrika ülkeleri ve doğu Avrupa ülkeleri ile birlikte en düşük seviye olan kırmızı renkli ülkeler arasında. Ayrıca bilim, matematik ve okuma oranında OECD ülkeleri ortalamasının da oldukça gerisinde.

Bilim sıralamasında Amerika, İsveç, Fransa ve Avusturya 490 üzeri bir puanla ortada yer almış. İtalya 481 puanda kalırken, Almanya ve Belçika 500 üzeri puanla ortanın üzerinde bir skora sahip. OECD ülkelerinde her 10 öğrenciden biri, Singapur`da ise her 4 öğrenciden biri bilim alanında ‘çok iyi’ sayılmış.

Genel sıralamada Kanada, Danimarka, Estonya, Hongkong (Çin) ve Macao (Çin)  "mükemmel" dereceye layık görülmüş. Eğitim performansı açısından en yüksek notu Kanada, Danimarka, Estonya, Hong Kong (Çin) ve Macao (Çin) almış. Çek cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan, Yeni Zelenda ve Slovakya ise öğrenci genel performansı açısından en çok düşen ülkeler.

Matematik alanında şampiyon ise Çin, daha detayına inersek, Pekin-Şangay-Jiangsu-Guangdong (Çin), Hong Kong (Çin), Singapur ve Taipei (Çin). Bütün ülkeleri geride bırakan Çin`in bu bölgelerinde her 4 öğrenciden 1`i matematikte yüksek başarı elde etmiş.

Türkiye; eğitim haritasında Cezayir, Tunus, Malta, Yunanistan, Doğu Avrupa ülkeleri, Brezilya, Peru, Kolombiya, Birleşik Arap Emirlikleri, Tayland ve Endonezya ile birlikte en alt seviyeyi belirleyen kırmızı renkte gösterilmiş.

2016 PISA değerlendirme sonuçlarına bakılarak MEB’e yöneltilen eleştirilere karşılık Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz,Tek bir kritere bakarak Türkiye`nin eğitim durumunu değerlendirmek hata. Türkiye geçmişe kıyasla eğitime daha çok önem veriyor, eğitime daha fazla kaynak ayırıyor, eğitimde alınan sonuçlar daha iyi” diye cevap veriyor.

Evet, eğitimde eksikler var, ama geçmiştekinden kötü bir durum yok. MEB durumun farkında, daha iyi bir eğitim için çabalıyor. Ama birileri felaket tellallığı yapmadan durmuyor işte.

Hainler, dost görünen düşmanlar, neme lazımcılar, tembel ve yiyici bürokratlar yüzünden Türkiye’de mesafe almak o kadar zor ki. Sadece eğitimde değil, her alanda bu böyle.

Türkiye, yakın gelecekte eğitimin dörtnala koştuğu ve şaha kalktığı günleri de görecek inşallah.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright