Kız-erkek karışık eğitim uygulamasının yanlışlığı bilimsel olarak ispatlanmıştır! | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Kız-erkek karışık eğitim uygulamasının yanlışlığı bilimsel olarak ispatlanmıştır! 17.05.2015 19:57

Kız-erkek karışık eğitim uygulamasının yanlışlığı bilimsel olarak ispatlanmıştır!

Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de eğitimin iyileştirilmesi için çalışmalar sürdürülmekte, eğitim ortamlarının öğrenmeye en uygun şartları taşıması amaçlanmaktadır.

Ne yazık ki eğitimle ilgili düzenlemelerin neredeyse hepsi öğrencilerin cinsiyet farklılıkları ve cinsiyet farklılıklarından kaynaklı öğrenme durumları göz önüne alınmadan yapılmaktadır.

Bugün bunun en bariz örneği hâlâ “karma eğitim” denilen kız-erkek karışık eğitim uygulamasına devam ediliyor olmasıdır.

Ülkemizde karma eğitim, Osmanlı döneminde sadece bazı azınlık ve yabancı okullarında uygulanıyordu ama Cumhuriyet kurulduktan sonra 1924 yılında tüm ilkokullarda ve 1927’de ise ortaöğretim okullarında uygulamaya sokuldu.

Açıktır ki karma eğitim, bilimsel bir ilke ve pedagojik bir gereklilik olmaktan ziyade ideolojik bir dayatma ve politik bir tercihtir.

Yıllar sonra tüm dünyada sorgulanmaya başlanan karma eğitim artık “yüzyılın pedagojik yanlışı” olarak değerlendiriliyor.

Gün geçmiyor ki kız-erkek karışık eğitim uygulamasından kaynaklanan yeni zararlar keşfedilmesin!

Yıllarca “sosyal hayatta kadın-erkek eşitliği” iddiasıyla karma eğitim savunuldu, uygulandı.

Ancak kadınların erkekler kadar toplumda yükselemediği, birçok sektörde aynı işi yapan kadınların erkeklere göre daha az para kazandığı, eşitliğin sağlanmadığı görüldü.

Batı’da 1990’lı yıllardan itibaren karma eğitim masaya yatırıldı, sorgulandı ve uygulamanın yol açtığı zararlar araştırmalarla ispatlandı.

Netice itibariyle karma eğitim projesinin “pedagojik bir ham ölü” ve “yüzyılın pedagojik hatası” olduğu, kızları aptallaştırdığı, kızların erkek hegemonyasında ve baskı altında yaşamayı karma sınıflarda öğrendiği anlaşıldı.

Böylece Almanya, İngiltere, Amerika gibi ülkelerde “ayrı eğitim” trendi büyük bir hız kazandı.

Yapılan biyolojik ve fizyolojik araştırmalar, kadın ve erkeğe ait tipik özelliklerin daha anne karnındayken şekillendirildiğini, beyinlerin farklı programlandığını ortaya koymuştur.

Beynin konuşmayla ilgili bölümü kadınlarda erkeklere nazaran %11 oranında daha fazla nörona sahip!

Erkeklerin beyni kadınlara göre %9 oranında daha büyük!

Kadınların beyni günlük 20 bin kelime ile düşünürken, erkek beyni 7 bin kelime ile yetiniyor!

Ayrıca yapılan psikolojik araştırmalar, kadınların konuşma sırasında erkeklere göre daha çok göz kontağı kurduğunu göstermiştir.

Erkek beyni dünyayı sistematik olarak algılar, mekânsal düşünür ama kadın beyni empati yapar, dil konusunda daha yeteneklidir!

Kız çocuklar erkek çocuklara göre daha erken konuşmaya başlar, erkekler konuşamama sıkıntısı çeker!

Diğer yandan kız çocukları bebeklerle oynar, erkek çocuklar arabayla!

Dünyada Nobel fizik ödülü alan 168 kişiden sadece 2’si bayan iken, mesela Almanya’daki fizik profesörlerinin yalnızca %4’ü kadın!

ABD`nin Wellesley Koleji’nden bir grup araştırmacı, yüz ifadelerini 3 yaşındaki kız çocuklarının 5 yaşındaki erkek çocuklarından daha iyi yorumlayıp anlamlandırdıklarını gözlemlemiştir.

Hem yapısal hem işlevsel hem de biyokimyasal yönden kadın ve erkek beyinleri arasında çok önemli farklılıkların varlığı tespit edilmiştir.

Cinsiyete dayalı bireysel farklılıkların dikkate alınmaması, öğrencileri tüm yönleriyle geliştirmeyi hedefleyen öğrenci merkezli öğrenme yaklaşımları ile çelişmektedir.

Çocukların öğrenme şekillerini etkileyen cinsiyete bağlı kişilik özelliklerinin varlığını görmezden gelmek büyük bir hatadır.

Örneğin, her yaş seviyesinde kızlar erkeklerden daha iyi işitir ve dinlerler.

Erkek çocukları gürültülü, rekabetçi, harekete dayalı ve ilgilerine bağlı olan öğrenme aktivitelerine katılmaya daha fazla eğilimlidirler.

Kız öğrenciler genellikle agresifleşmeyen ve zamanla sınırlı olmayan akademik görevlerde ilerleme kaydetmeye meyillidirler.

Esasen ülkemizde bir darbe dayatması olan ve resmi ideolojinin eğitimi tahakkümü altına alması olarak değerlendirilen karma eğitim insan hak ve hürriyetlerine de aykırıdır.

Ayrı eğitim uygulaması, bir öğrenme özgürlüğü olarak düşünülmelidir; çünkü kız ve erkek ayrı okullarda/sınıflarda okuyan öğrenciler, cinsiyet baskısından da uzak olarak kendi ilgi ve kabiliyet sahalarına daha rahat yönelirler.

Kız-erkek karışık eğitimin başlıca zararları şöyle sıralanabilir:

Kız ve erkekler arasındaki farklılıklar göz ardı edildiğinden, kız öğrenciler yeteneklerini geliştirememektedirler. Birçok alandaki rekabet kızların başarısızlığıyla sonuçlanmaktadır.

Erkek öğrencilerin sınıftaki karşı cinse karşı olan ilgisi dikkatlerini dağıtabilmekte, zihinsel performanslarını düşürebilmektedir. Zira salgı bezlerince salgılanan cinsiyet hormonları beyni, vücudu ve davranışları etkilemektedir.

Karşı cinslerin birbirine âşık olması nedeniyle saatlerce süren mesajlaşmalar, görüşmeler, kıskançlıklar ve kavgalar gençlerin konsantrasyonunu bozmakta, onları derslerden soğutmaktadır.

Cinsel taciz, istenmeyen gebelikler karma eğitimde artış göstermiştir.

Fiziki olarak güzel olmayan erkek ya da kız öğrenciler aşağılık kompleksine sürüklenebilmektedirler.

Kimi muhafazakâr aileler kız çocuklarını okula göndermemekte, kızların okullaşma oranı düşmekte, dolayısıyla kızlar iyi bir eğitim almaktan mahrum kalmaktadırlar.

Kızlarda ve erkeklerde hedef sapması yaşanabilmektedir. Çünkü karşı cinse kendini beğendirmek ve karşı cinsle flört etmek asıl hedef haline gelmiştir.

Ortaokullarda sınıfta kalma olmadığından başarısız birçok öğrenci liselere ve meslek liselerine devam etmektedir. Lise derslerinde de hiçbir başarı gösteremeyen bu öğrencilerin okula devam etmelerinin tek sebebi, sınıfında veya okulunda karşı cinsten biriyle flört etmek veya cinsel faydalanmadır. Bu öğrenci profili okulun disiplini ve başarı durumu için de ciddi tehdit oluşturmaktadır.

Şu halde yapılması gereken; ülkemizin sahip olduğu İslami kültürün ve bilimsel araştırmaların birlikte referans alınarak, insanların dayatmalarla değil gönül rahatlığıyla tercih edebilecekleri, kız ve erkek öğrencilere ayrı ayrı eğitim veren her düzeyde okulların açılması ve sayılarının hızla artırılmasıdır.

Bu amaçla Yeni Anayasa yapım sürecinde eğitime ilişkin yeni politikalar geliştirilmeli, yeni müfredat ve programlar belirlemede Batı referansları yerine artık milli ve manevi referanslar baz alınmalıdır.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright