Eğitimde “Görevlendirme” Meselesi | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Eğitimde “Görevlendirme” Meselesi 08.02.2015 22:32

Eğitimde “Görevlendirme” Meselesi



Uzun yıllardır “kadrolu öğretmen yetersiz” denilerek hemen her öğretim yılı başında ve ortasında Milli Eğitim Müdürlüklerince okullarda “ücretli öğretmenler” görevlendirilmektedir.

Ek ders ücreti karşılığında çalıştırılan bu görevli öğretmenler, işsiz kalan ve pek öğretmenlik tecrübesi olmayan üniversite mezunları arasından seçilmektedir.

Öyle ki okullardaki öğretmen ihtiyacının giderilmesi adına geçici görevlendirme yoluyla “ücretli öğretmenler” diye bir yeni kadro ortaya çıkmıştır.

Fiili olarak girdiği ders saati başına ücret almakla yetinmek zorunda kalan bir ücretli öğretmenin eğitim-öğretim adına verimli olup olmadığı tartışılır belki ama yeterli bir ücret almadığı tartışmasızdır.

Kadrolu olarak atanıncaya ya da başka bir iş buluncaya kadar ücretli öğretmenlikle idare edeyim diye çabalayan üniversite mezunları bir yana, eğitimde “görevlendirme” olgusunun sıkıntılı başka boyutları da söz konusudur.

“Bugüne kadar milli eğitimdeki kimi idarecinin, müdürün veya şefin öğretmen damadı ar-ge biriminde, öğretmen oğlu bilim sanat merkezinde, kızı ve gelini falan gözde eğitim kurumunda görevlendirilmiştir” şeklinde ciddi iddialar var mesela.

İddia o ki; çoğu zaman ayrıcalık ve öncelik tanınarak görevlendirilen kimi öğretmen ve memurlar, zamanla şartlar oluştuğunda istedikleri ya da görevlendirildikleri kuruma, birime, merkeze veya okula aslen atanıyorlar. Eğer atama için şartları uymuyorsa adeta “kesintisiz görevlendirme” ile aynı yerde çalışmaya devam ediyorlar.

Aslına bakarsanız iltimasla görevlendirme meselesi, milli eğitim ve diğer kamu çalışanlarının yanı sıra devlet ve vatandaş açısından da birçok sorunu, sıkıntıyı, zararı ve haksızlığı beraberinde getirmektedir.

Şöyle ki:

Sınav ve mülakat yapılmaksızın görevlendirme yapıldığından, fırsat eşitsizliği ve hak gaspı söz konusu olmaktadır.

Görevlendirilenlerdeki vasıf eksikliği nedeniyle, eğitim adına istenen ve beklenen verim çok sınırlı düzeyde kalmaktadır.

Yurt içi ve il içi görevlendirilenler, kadrolarının yer aldığı okul veya kurumlara yeni atamaların yapılmasını otomatik olarak engellemektedir. Çünkü bu okul ve kurumlarda kadrolar dolu gösterilmektedir. Yine “görevlendirme” ile çalıştıkları okullara ve kurumlara başkalarının gelmeleri zorlaştırılmaktadır.

Yurtiçi ve il içi görevlendirme ile çalışanların kadrolarının yer aldığı okul veya kurumlara bu kez yine “adamı olan” başka üniversite mezunları ücretli olarak görevlendirme ile geçici atanmaktadır.  Maalesef bu genelde görevlendirilen kişilerin yeterince kalifiye olup olmadıklarına bakılmaksızın yapılmaktadır.

“Adamı olmayan” bir öğretmen ya da memur ise dalında ihtiyaç duyulan gözde bir okulda, kurumda, eğitim merkezinde veya biriminde görevlendirilmeyi talep ettiği zaman, genellikle bir mazeret öne sürülerek “olumsuz” yanıtı verilmektedir. Talepte bulunan kişi istediği kadar tecrübeli ve birikimli olsun hiç fark etmez, sonuç pek değişmemektedir.

Evet, görünen ve anlaşılan o ki, dünün ve bugünün Türkiye’sinin milli eğitim sektöründe “görevlendirme” adıyla örtülü bir iltimas çarkı sürekli döndürülmektedir.

Bu kısır ve haksız döngü, ihtiyaç duyulan yeni öğretmenlerin atanmasının önünü tıkamakta; bunun yerine “ek ders” karşılığı çalışan ve “ücretli öğretmen” denen yeni bir kadronun türemesine yol açmaktadır.

Hal böyle olunca ister istemez ücretli öğretmen, kendisine haksızlık yapıldığı ve yeterince ücret verilmediği hissi içinde hareket ederek, arzu edilen performansı ve beklenen başarıyı gösterememektedir.

Okutulan öğrenciler bizim çocuklarımız olduğuna göre, bu iltimasçı görevlendirmelerden kaynaklı en büyük zararı, faturayı biz ebeveynler ödemek zorunda kalmaktayız.

Milli Eğitim alanındaki bu iltimas çarkını durdurmanın yolu bellidir. Atama ve görevlendirmelerde yetkisi ve etkisi olabilecek kişiler bellidir. Bahse konu gözde kurumlar, birimler, merkezler, okullar da bellidir.

Görevlendirme ile çalışan kadrolu öğretmen ve memurların, hangi yetkili ve etkili şahıslarla yakınlıkları olduğu küçük bir araştırma ile pekâlâ tespit edilebilir. Böylece bu haksızlık çarkının varlığı, bu iltimasların kaynağı rahatlıkla ispatlanabilir.

Demek ki; görevlendirmelerin mutlaka adil ve güvenilir bir yöntemle, mesela istisnasız ilgili ve istekli olan herkesi kapsayacak şekilde bilgisayar kurası ile yapılması bir zarurettir.

Elazığ’da 2014-2015 eğitim-öğretim yılı başında bilgisayar kurası sonucuna göre il içi görevlendirmelerin yapıldığı açıklanmıştı. Ancak adil ve dengeli bir görevlendirme yapılıp yapılmadığına dair güvenilir, somut, net bir bilgiye ulaşamadığımı söylemeliyim.

Bu arada yukarıda bahsettiğim sıkıntıların çoğu, yurtdışındaki vatandaşlarımızın çocuklarına Türkçeyi öğretmek ve kültürümüzü aşılamak üzere ülkemizi temsilen yurtdışında görevlendirilen öğretmenlerle ilgili sıkıntılar kapsamına girmiyor. Çünkü bu resmi görevlendirmelerde, yurt içinden farklı olarak ücretli izinli olan öğretmenlerin kadroları normal şartlarda Milli Eğitim Müdürlüğü emrine alınıyor.

Bir de milli eğitimdeki görevlendirme meselesinde hizmet puanına ilişkin bir haksız uygulama da olduğunu fark ettim.

İl içi, yurt içi veya yurt dışına ücretli/ücretsiz izinli olarak görevlendirme ile gidip çalışanlara verilen hizmet puanı gittiği kuruma göre belirlenmiyor.

Mesela; Elazığ İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde kadrosu bulunan bir şube müdürü görevlendirme ile Karakoçan veya Bingöl’e gidecek olsa, bu şube müdürüne Elazığ merkezde çalışıyormuş gibi hizmet puanı veriliyor.

Oysa Elazığ il merkezinde hizmet puanı düşük, Karakoçan ve Bingöl’deki hizmet puanı ise çok yüksektir. Nedense bu haksız uygulama yıllardır sürdürülüyor.

Aynı hatalı ve haksız uygulama yurtdışı görevlendirmelerde de görülebiliyor.

Örneğin; Elazığ’dan Libya’ya, oradaki bir Türk okuluna görevlendirmeyle giden bir öğretmene, sanki Elazığ’da çalışıyormuş gibi hizmet puanı veriliyor.

Hâlbuki yurtdışında çalışma şartları çok farklıdır. Eğitim ve öğretim işlerini yürütmenin zorlukları çok fazladır. Ne hikmetse Milli Eğitim Bakanlığı bunu göz ardı ediyor.

Dolayısıyla çare bellidir; görevlendirilen kamu çalışanlarına, fiili olarak çalıştıkları kurumun bulunduğu bölgeye göre hizmet puanı verilmelidir.

Bunun için de bir an önce ilgili mevzuatta gerekli düzenlemelerin yapılması ve uygulanması şarttır.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright