Eğitimde “Ek Ders” Uygulamasına Alternatif Çözüm | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Eğitimde “Ek Ders” Uygulamasına Alternatif Çözüm 15.01.2015 20:38

Eğitimde “Ek Ders” Uygulamasına Alternatif Çözüm



Devlet, eski Türkiye’den gelen alışkanlıkla yıllardır öğretmen ve okul idarecileri ile ilgili olarak “ek ders” denilen bir uygulamayı ısrarla sürdürmektedir.

Ek ders uygulaması, dikkatle gözlenir ve incelenirse görülecektir ki, eğitim-öğretim kalitesini ve öğretmen performansını artırıcı nitelikte olmaktan uzaktır.

Bilakis öğretmeni yıpratan, onun performansını düşüren ve dolayısıyla öğrencinin eğitim-öğrenim durumunu olumsuz etkileyen, verimini azaltan bir özelliğe sahiptir.

Şu anda okullarda “ek ders”, devletin eğitim-öğretim işleri kadrosundaki öğretmen ve okul idarecilerini kapsayan bir uygulama olarak devam ettirilmektedir. Bu anlamda bazı öğretmenler ile bütün okul müdürleri, müdür başyardımcıları ve yardımcıları ek ders olanağına sahiptirler.

Her okul idarecisi haftada en fazla 6 saat derse girmek suretiyle ful ek ders ücreti alabilmektedir; ancak bu “ful” ifadesi okula göre farklılık göstermektedir.

Hafta içi ve hafta sonu açılan kursların yanı sıra okulun türüne, mesleki ve teknik okul olup olmamasına bağlı olarak okulda görevli bir idareciye haftada 12 ilâ 45 saat arası ek ders ücreti ödenebilmektedir.

Mevcut mevzuat gereği sınıf (ilkokul) öğretmeni haftada 18 saat, branş (ortaokul ve lise) öğretmeni ise haftada 15 saat maaş karşılığı derse girmek zorundadır.

Bir öğretmen maaş karşılığı zorunlu saatlerden sonra eğer girebileceği ekstra dersler varsa, girdiği ek ders saati başına şu an için 9-10 lira arası bir ek ücret almaktadır.

Genelde birçok devlet okulunda, özellikle ortaokul ve lisede çalışan öğretmelerin ek ders imkânı bulması son derece zordur. Dolayısıyla öyle sanıldığı gibi her öğretmen ek ders ücreti alamamakta, genel kanaatin aksine çoğu öğretmen salt maaşla yetinmektedir.

Kadrolu öğretmen sayısının yeterli olmadığı durumlarda mevcut öğretmenlerin ekstra olarak derse girmelerini sağlamak amacıyla icat edilen “ek ders” olgusu,  kısa sürede idarecileri de kapsayan bir niteliğe büründürülmesi ile birlikte farklı bir boyut kazanmıştır.

 Eğitim, öğretim, rehberlik, danışmanlık, dil, sanat, spor vb konulara ilişkin kurs ve seminerler düzenlenerek görevlilere “ek ders ücreti” adı altında ödeme yapılması, ek ders uygulamasının cazibesini artırarak ömrünü uzatmıştır.

Yakın geçmişte Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmen sayısı yetersiz olduğundan yeni norm kadrolu öğretmenler atamak yerine sözleşmeli öğretmen ve ücretli öğretmen adıyla farklı kadrolar ihdas etmiştir.

Bugün Türkiye’de 125 bin kadar öğretmene ihtiyaç bulunmasına karşılık, 350 binden fazla üniversite mezunu öğretmen olarak atanmayı bekliyor.

MEB epey süredir kendince bir çözüm bulmuş görünüyor.  İhtiyaç duyulduğunda il/ilçe müdürlükleri aracılığıyla tedbir olarak ücretli öğretmenleri devreye sokuyor.

Sadece ek ders ücreti karşılığında ucuza çalıştırılan “ücretli öğretmenler”, işsiz kalan ve pek öğretmenlik tecrübesi bulunmayan,  çoğu ön lisanslı olan üniversite mezunları arasından seçiliyor.

Ücretli öğretmenlerin görevlendirilmesi olayı her ne kadar öğretmen ihtiyacını giderici masum bir pansuman tedbir gibi görünse de, aslında öğretmene verilen değer ve eğitim-öğretime verilen önem açısından rencide edici bir anlam taşımaktadır.

Mesela; “ücretli öğretmen” kisvesi altında son derece düşük ücretle çalıştırılan birçok işsiz ve çaresiz üniversite mezununa sıradan bir personel rolü biçilmekte, dahası verilen ücret ve haklara bakıldığında adeta köle muamelesi yapılmakta, ayrıca eğitim ve öğretim adına maksimum verimlilik ve yüksek kalite göz ardı edilmektedir.

Aslına bakarsanız norm kadrolu öğretmenlerin bile ekonomik durumları iç açıcı değilken, devletin hayati önemi haiz eğitim-öğretim sektöründe böylesine ucuzcu ve kalitesiz yöntemlere yönelmesi anlaşılır gibi değil.

Geçmişte sözleşmeli öğretmen kadrosundan vazgeçildiği gibi en kısa zamanda ücretli öğretmen kadrosundan da vazgeçilerek, yeterli sayıda norm kadrolu öğretmen atanması gerektiğini düşünüyorum.

Keza ek ders uygulamasına da son verilerek bütün öğretmenlerin maddi durumlarının iyileştirilmesi, görev ve sorumluluk sınırlarının gözden geçirilmesi de gerekiyor.

Eğitimin önemini ve öğretmenliğin değerini en iyi bilen Almanya gibi Batı ülkelerinde, ağır sanayi işçilerine ödenen yüksek maaş kadar öğretmenlere de maaş ödenmektedir.

Unutulmamalıdır ki bir ülkenin geleceği; devletin eğitim ve öğretime verdiği önem, öğretmene biçtiği rol ve layık gördüğü değere büyük ölçüde bağlıdır.

Eğer sınav enflasyonu yaşanan günümüz Türkiye’sinde okullardaki eğitimin kaliteli/yeterli ve öğretmenin değerli/önemli olmadığı düşünülüyorsa, kuşkusuz ilk olarak “biz nerede yanlış yapıyoruz” diye özeleştiri yapması gereken kişiler Bakanlıktadır.

Birçok kamu ve özel meslek grubu gibi öğretmenlerin de yetiştirildiği, istisnasız - yeni veya eski fark etmez- bütün üniversitelerde uygulanan eğitim sisteminin içerik, yöntem, akademisyen, denetim vb yönlerden sorgulanması ve önlem alınması gerekmez mi?

Takdir edersiniz ki, ekonomik olarak sıkıntılar yaşayan bir öğretmenin eğitim adına arzu edilen düzeyde performans göstermesi ne kadar mümkün olabilir? Ya da öğretmenlik mesleğini icra ederken özlenen şevk ve heyecanı duyması ne kadar beklenebilir?

Eğitimcide tam performansı ve eğitim-öğretimde yüksek kaliteyi yakalamak için İktidarın eğitim-öğretim temsilcisi MEB’in bir an önce yeni ekonomik kaynaklar da bularak daha somut ve daha iyileştirici adımlar atması şarttır.

Okullardaki rutin eğitim-öğretim işleri için ek ders uygulaması tamamen kaldırılabilir.

Ek ders uygulaması geçici bir süre sadece okullardaki yetiştirme kursları için makul ücretle sürdürülür.

Kadrolu eğitimciler (öğretmen ve idareciler) için ek ders ücreti sonlandırılır. Maaşlarına en az yüzde 60 gibi bir zam yapılarak asgari aylık (bugün için) 4000 liradan aşağı olmayacak şekilde ayarlanabilir.

Öğretmelerin maaş karşılığı girdiği dersleri dışındaki her 4-6 saat ders için ekstra tam yevmiye, fazladan sadece 2-3 saat derse girerse de yarım yevmiye kadar ek ödeme yapılabilir.

Okulda çalışan müstahdem ve memurların görev tanımları (tamirci, kaloriferci, boyacı-badanacı, temizlikçi, güvenlikçi, muhasebeci gibi) yeniden yapılır ve ekonomik durumları iyileştirilir.

Eşi çalışmayan evli, kadrolu eğitim çalışanlarının maaşlarına ayrıca 1000 lira kadar aile desteği eklenir.

Eğitim çalışanlarına yapılan komik miktardaki çocuk yardımı, çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gerçekçi bir seviyeye çıkarılabilir.

Rapor alan eğitim çalışanlarından yevmiye kesintisine gidilerek keyfi devamsızlıkların önüne geçilebilir.

Eğitim çalışanlarının görev alanları, sorumluluk sınırları, mesai saatleri, sınav ve nöbet görevleri gözden geçirilir ve yeniden düzenlenir. Örneğin; sınav ve nöbet görevlerinde ekstra bir yevmiye ödemesi yapılabilir.

Öğretmen, idareci, memur, müstahdem gibi okulun tüm personeli için ayrı ayrı birer performans değerlendirme standardı geliştirilir; ayrıca objektif, dengeli, sağlıklı bir denetim sistemi uygulanır.

Yukarıdaki adımlar birlikte gerçekleştirildiği takdirde, hem öğrenci ve öğretmenin hem de idareci ve diğer personelin mağduriyet yaşama olasılığı sıfıra yaklaşacaktır.

Atılan iyileştirme ve geliştirme hamleleri başarılı uygulandığı ölçüde okul mensuplarının çalışma şevki ve performansı artacak, eğitim-öğretim işlerini aksatan gereksiz devamsızlıklar olmayacaktır.

Buna bağlı olarak gün geçtikçe okuldaki eğitim kalitesi, öğrenimdeki verim ve haliyle öğrencilerin başarı grafiği yükseliş gösterecektir.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright