Eğitim müfredatında gerçek devrim | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Eğitim müfredatında gerçek devrim 06.03.2017 12:24

Eğitim müfredatında gerçek devrim


Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) geçen yıl eğitim müfredatında güncellemeye gidileceğini duyurmuş, devrim niteliğinde köklü değişiklikler yapılacağına dikkatleri çekerek hummalı bir çalışma içine girdiğini belirtmişti.

Nihayet müfredat değişikliği ile ilgili çalışmalar tamamlandı. Sömestre tatili öncesinde basın açıklaması yaparak gerekli bilgileri kamuoyu ile paylaşan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz,  172 sınıf düzeyi için 53 dersin taslak öğretim programının hazırlandığını ve 10 Şubat 2017 tarihine kadar “http://mufredat.meb.gov.tr” sitesinden askıya çıkarıldığını ifade etti.

Anlaşılan sendikacı, öğretmen, veli, öğrenci kısaca ilgili her vatandaşın görüşüne önem verdiğini göstermek istiyor Bakanlık. Olağandışı bir durum olmazsa, 20 Şubat`ta müfredata son şekli verilerek kitap yazımına geçilecek.

Açıkçası vatandaş görüşlerinin pek dikkate alınacağına, bu doğrultuda müfredat taslaklarında kayda değer yeni değişikliklere gidileceğine ihtimal vermiyorum. Taslakların 1 ay gibi kısa bir sürede kesinleştirilmesi de gösteriyor ki, ‘başkalarından görüş alınması’ yönündeki bir uygulama formaliteden ibaret.

2016-2017 eğitim yılında uygulamaya girecek olan yeni öğretim programlarında ders sayıları azaltılmış ve ders içerikleri sadeleştirilmiş durumda. Konu dağılımında, konu işleniş sırasında ve kazanım sayılarında önemli değişiklikler var.

Önümüzdeki yıldan itibaren sadece 1, 5 ve 9. sınıf öğrencileri yeni müfredatla eğitime başlayacak. Diğer öğrenciler eski müfredatta eğitimlerini sürdürecek.

TEOG, YGS ve LYS’ye girecek öğrencilerin yeni müfredattan etkilenmesi ilk üç yıl için söz konusu değil. Bu da ilk olarak 2021 yılında söz konusu sınavların yeni müfredata göre şekilleneceği anlamına gelir.

Genel çerçeve ve içerik itibariyle yeni müfredatta köklü değişiklerden söz etmek mümkün. Elbette müfredatın içeriği ve belirlenen kazanımlar önemli, ama neticede müfredat teorik ve yazılı bir mahiyetten ibaret. Asıl önemli olan uygulama, bu da uygulayıcılara bağlı. Özellikle okullara, eğitimcilere, velilere çok iş düşecek.

Müfredat değişikliklerine Atatürkçülük, İnkılâp Tarihi ve Evrim Teorisi ile ilgili radikal adımlar damgasını vurdu. Yeni müfredatta hangi eğitim sistemleri örnek alınmış, hangi eğitim proje ve uygulamalarından istifade edilmiş diye şöyle bir bakalım, değerlendirmelerimizi de paylaşalım isterseniz.

- Finlandiya eğitim modeli örnek alınmış… Finlandiya modelinin başarılı olduğu yönünde iddialar öteden beri var. Tabii her modeli kendi şartlarında değerlendirmek gerekir.

- Az bilgi, çok kazanım sistemi gözetilmiş… Öteden beri öğrencilere aşırı bilgi yüklendiği herkesin malumu!

İnsanoğlu unutkan bir varlık; çok bilgi yükleseniz bile çok geçmeden unutur. Verilen bilginin uygulamada, pratik hayatta bir karşılık bulmayışı unutmayı kaçınılmaz kılıyor. Kaldı ki teknoloji gelişti. İnternet gibi uçsuz bucaksız bir kütüphane var. Bilgiye ulaşmak kolaylaştı. Zor olanı ise doğru ve sağlıklı bilgiye ulaşmak! Kişilere, özelde öğrencilere yapılan kılavuzluğun doğru ve yeterli olması halinde bu sorun da rahatlıkla aşılır.

- 1’inci sınıftan 4’üncü sınıfa kadar tüm derslerin içine “kodlama” dersi yerleştirilmiş… İlkokuldan itibaren Matematik, Hayat Bilgisi, Türkçe, Fen Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Tarih vb derslerde kodlamanın nasıl yapılacağı öğretilecek. Anlaşılan, test tekniğine dayanan çoktan seçmeli sınavlara öğrenciler küçük yaştan alıştırılacak.

- ABD gibi birçok ülkede uygulanan STEM programı dikkate alınmış... Mevcut eğitim ve sınav sisteminin öğrencilerde doğuştan var olan “yaratıcılık” ve “merak” özelliklerini yok ettiği herkesin malumu. STEM projesi ile yaratıcılığın ve merak duygusunun korunması, artırılması düşünülmüş olmalı.

STEM sözcüğü Science (Fen), Technology (Teknoloji), Engineering (Mühendislik) ve Mathematics (Matematik) sözcüklerinin birleşiminden oluşuyor. STEM, matematik ve fen bilimlerini ders olarak değil de edindiği bilgilerin hayatta uygulamasına olanak sağlayan bir projedir aslında. Bunun için belki de en önemli adım disiplinler arası işbirliğidir.

STEM, küçük yaşlarda sahip olunan “yaratıcılık” özelliğini kullanarak problem odaklı çalışmayı desteklemekte, tetiklemekte, çocuklardaki “merak” duygusundan yola çıkarak onları çözüm odaklı bir arayışa ve buluşa sürüklemektedir. Tabii yine eğitim kurumlarının fiziki şartları, imkânları ve sistemin uygulayıcıları büyük önem arz ediyor.

Çocuklar ve gençler toplumsal varlıklardır. Onları okulların en temel ham maddesi olarak nitelersek yanlış olmaz sanırım. Dolayısıyla okullar topluma mal olabildiği ölçüde amacına uygun hizmet edecektir. Bugünün gençleri yarının yetişkinleri olacağına göre, gençlerin toplumsal gereksinimlere çözüm bulacak ölçüde problem çözme becerisine sahip olmaları hayati önem taşır.

Gençler karşılaştıkları durumlarda analitik düşünebilen, yorum yapabilen, çözüm yolları için araştıran, yenilikler peşinde koşan, hayal gücünü kullanabilen özgüven sahibi bireyler olarak yetişiyorlar mı? Ayrıca doğru ile yanlışı, faydalı ile zararlıyı, iyi ile kötüyü, haklı ile haksızı, adalet ile zulmü ayırt edici bir üstün ahlak edinebiliyor mu? Maalesef bugün için gönül rahatlığıyla “evet” diyemiyoruz. Olayın can alıcı noktası, eğitimin mihenk taşı burası sanırım.

Şimdi müfredattaki diğer değişikliklerin ayrıntılarına bir bakalım:

- Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde konuların yoğunluğu azaltılacak, ama İslam dışı diğer din ve mezheplere ayrılan konular genişletilecek. AİHM’e konu olan Hıristiyanlık, Yahudilik, Alevilik konularının daha az anlatılması şikâyetleri dikkate alınacak.

- Atatürk’ün hayatı; görsel ve işitsel materyaller kullanılarak doğum yeri, anne ve babasının adı, ölüm yeri ve Anıtkabir ile sınırlı olacak… 1’inci sınıfta Atatürk’ün sadece hayatı hakkında bilgi verilecek. Daha önce birinci sınıfta değinilen ‘Atatürk’ün çocukluğunun araştırılması’ ikinci sınıfta, ‘Atatürk’ün kişilik özelliklerinin araştırılması’ ise üçüncü sınıfta anlatılacak.

- 15 Temmuz darbe girişimi, milli iradeye sahip çıkış, 1960-1980 darbeleri, post modern darbeler, AB üyelik süreci ve Kıbrıs müzakereleri gibi Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vuran gelişmeler de müfredata alındı… Mevcut tarih kitaplarında II. Dünya Savaşı`na kadar anlatılan Türkiye Cumhuriyeti Tarihi artık 2016 yılını da kapsayacak. 15 Temmuz askeri kalkışması 6’ıncı sınıftan itibaren okutulacak. Gençlerde milli bilinç, vatan sevgisi daha perçinli hale gelecek!

- 8’inci sınıf İnkılâp Tarihi dersinin müfredatında ‘Atatürkçülük’ ve ‘Çağdaş Türkiye Yolunda Adımlar’ üniteleri tek ünite halinde ‘Atatürkçülük ve Çağdaşlaşan Türkiye’ olarak birleştirildi. Yedi ünitelik derse ‘Demokratikleşme Çabaları’ konusu da eklendi.

- ABD başta olmak üzere birçok ülkede geçmişte yaşanan siyah-beyaz ırk ayrımını çağrıştıracak kelimeler müfredattan ayıklandı. Kitaplarda yer alan dil, din, ırk ayrımcılıkları giderildi.

- Yeni ders programlarında girişimcilik, finansal okuryazarlık, toplumsal cinsiyet eşitliği, siber güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği, verimlilik stratejisi, ulusal fikri haklar, çölleşme, vergi bilinci gibi konular da yer alacak.

- Evrim Teorisi müfredattan çıkarıldı… Lise son sınıf müfredatında yer alan ‘Hayatın Başlangıcı ve Evrim’ ünitesi yerine, ‘Canlılar ve Çevre’ başlıklı bir ünite getirildi. Bu ünitede öğrencilere çevre şartlarının genetik değişimlerin sürekliliğine olan etkisi açıklanacak, ancak evrim teorisine değinilip değinilmeyeceği bilinmiyor.

Atatürkçülük ve İnkılâp Tarihi ile ilgili değişikliklere kendini ‘kurucu irade’ diye lanse eden kerameti kendinden menkul kimi çevre ve şahıslardan tepkiler geldi. Bakmayın siz onların Atatürkçülüğe dört elle sarılıp bağırdıklarına. Onlar Atatürk’ü 90 yıldır istismar etmekten başkaca ne iş yaptılar ki bu ülkede? Onların dertleri davaları tabulaştırdıkları Atatürk falan değil. Onların derdi, ‘Atatürkçülük giderse biz biteriz’ tasası. Adım adım rant kapıları ve ayrıcalıklı konumları ellerinden gidiyor diye korku ve telaş içindeler. Atatürkçülük tamamen ellerinden giderse kimi ya da neyi istismar edecekler? Ama istedikleri kadar çırpınsınlar, boşuna! Çoğu gitti azı kaldı. Eninde sonunda rantiye düzenleri, imtiyazlı konumları yerle yeksan olacak!

Aynı karanlık çevrelerin yine kerameti kendinden menkul borazanları, ‘evrim teorisi’ müfredattan çıkarılınca da bağırıp çağırdılar. MEB’i tepki yağmuruna tuttular, AK Parti hükümetini adeta topa. Vay efendim teori bilimselmiş de, şuymuş buymuş da. Geçin bu kallavi palavraları. Evrim teorisi tam bir aldatmaca, kocaman bir yalan!

Bana sorarsanız, evrim safsatasını köklü biçimde müfredattan çıkaran Bakanlık, bununla ‘devrim’ niteliği taşıyan en büyük adımı attı. Evrim Teorisi, yaratıcılığı ve Allah’ı inkâr eden, bilimle alakası olmayan sapkın bir ideoloji olduğu halde yıllarca bilimsel bir gerçeklikmiş gibi insanlarımıza yutturuldu, genç dimağlara aşılanıp dayatıldı.

Evrim Teorisi’nin çıkışı 19. yüzyıla dayanır. O çağda özellikle Hıristiyanlığa tepki olarak ortaya atıldı ve Batı ülkelerine virüs gibi yayıldı. Ülkemizde ise Cumhuriyet döneminde İslam düşmanlığından beslenerek temellendirilen hile rejimi ve köle düzeninde, İslam düşmanlığı olarak uygulanan ‘laiklik’ yüzünden zemin buldu. Bu teori ideolojik bir görüş, hem de safsata ve sapkın bir görüş olduğu halde ‘bilimsel’ denilerek insanımıza açıkça dayatıldı, milletimizin aklı ve inancıyla alay edildi. On yıllar boyunca eğitim müfredatımızda okutuldu. İnançsız ve inkârcı bir nesil yetiştirmek gayesiyle gençlerin aklı çelindi, beyni zehirlendi ve kalbi perdelendi.

Charles Darwin, Karl Marks, Sigmund Freud ve Emile Durkheim gibi Yahudi düşünürler ‘ilim adamı’ olmadıkları gibi ‘bilim adamı’ olmaktan da çok uzaktırlar. Bunlar Siyonizm denilen küresel bir ideolojik sistemin müntesibi materyalist şahıslar olarak Yahudi ırkını üstün görürler. Bu adamların ‘bilimsellik’ kisvesi altında öne sürdükleri bilgiler tamamen ideolojik dogmadan, hile ve aldatmacadan ibarettir.

Evrim teorisinin fikir babası olan Charles Darwin, Yahudi asıllı bir Siyonist olduğu gibi içkili, kumarbaz bir ateisttir aynı zamanda. Darwin’in türlerin evrimine dayanan teorisi bilimsel gerçeklere dayanmaz, tamamen uydurma ve hayal ürünü bir iddiadır. Materyalist ve ateist görüşe dayanır. Yani Ahiret’i ve Allah’ı inkâr eder; ölüm sonrasını yok oluş ve maddeyi tek mutlak gerçeklik olarak görür.

Marksist, ateist ve materyalist dünya görüşüne sahip olan ülkeler ve liderler, Darwin’in Evrim Teorisi’ni kullanarak kendi ideolojileri için bir “din” ihdas etmeye çalışmışlardır. Hak Din İslam’ı, evrenin ve canlıların yaratılışını, dolayısıyla Allah’ın varlığını inkâra dayanan Darwinist bir din!

Melun/lanetli Yahudiler kendilerini insan, diğer herkesi hayvan görmekteler. Darwinist evrim teorisine göre insan maymundan türemiştir, yani insanların ilk ataları maymunlardır. Tam da Siyonist Yahudilerin istediği doğrultuda bir iddiadır bu. Bu teorinin bilimsel gerçeklik ve ilmi hakikatle zerrece alakası yoktur.

Evrim teorisi ve diğer sapkın anlayışların aksine İslam hem ‘ilim’ hem de ‘bilim’ diyerek ilmî ve bilimsel yollarla gerçeği/hakikatı aramaya ve bulmaya insanları teşvik etmiş, bir ilahi din olarak mutlak üstünlüğünü ortaya koymuş, tek ‘hak din’ olma özelliğini korumuştur. Çağımızda evrenin bilinçli bir akıl yani Allah (cc) tarafından yaratıldığı ‘Bing Bang’ denilen ‘Büyük Patlama’ deneyiyle bilimsel olarak ispatlanmıştır.

Bilim dediğimiz matematik ve fen sayesinde Allah’ın azameti, gücü, yaratılış sanatı, merhameti, sevgisi daha iyi anlaşılmış, zihinlere kazınmış, gönüllere nakşetmiştir. Ancak ilimden nasibi olmayanlar bilime rağmen Allah’ı inkâr edebilmişlerdir.

Ahireti, melekleri, hayır ve şerrin Allah’tan olduğunu, Kuran’ın Allah sözü olarak semadan indirildiğini idrak edemeyen bedbahtların sayısı tarih boyunca hiç eksik olmamıştır. Yetmemiş, İblis denen şeytanın gönüllü askerliğini yapan nice Darwin’ler, Marks’lar, Freud’lar, Durkheim’lar türemiş, insanlığın başına bin bir türlü belalar açmışlardır.

Görünen o ki, inkârcı evrim teorisinden beslenen gizli küresel güç Siyonizm yavaş yavaş dünya egemenliğini kaybediyor. Evrim teorisinin tereyağından kıl çeker gibi sessizce müfredatımızdan çıkarılması, Türkiye’de kimliğini gizleyen Siyonist Yahudilerin güç ve zemin kaybına uğradığını gösteriyor. Bu, gerçek bir devrim ve müjdeli bir haber değil de nedir?!

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright