Dershaneler resmen kapansa da pratikte açık! | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Dershaneler resmen kapansa da pratikte açık! 26.03.2016 13:37

Dershaneler resmen kapansa da pratikte açık!


Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) özel dershanelerin kapısına kilit vurmak için bugüne kadar büyük bir efor harcadı.

Bunu yaparken alternatif yollar bulmak, yeni çözümler üretmek zorunda kaldı.

Geçen yıl boyunca yaptığı hazırlıkların ardından bu yıl uygulama aşamasına geçti.

Dershaneleri resmen kapattı.

Mevzuattan, yönetmelikten “dershane” sözcüğünü söküp attı.

Eğitimde klasik dershane anlayışına son vermeyi kısmen de olsa başardı.

Bu amaçla dershanelerin özel okullara dönüşümü için dershanecilere ve öğrencilere maddi-manevi her türlü desteği verdi.

Eş zamanlı olarak “ücretsiz kurs” diye ikinci bir kapı da araladı.

Okullarda ve halk eğitim merkezlerinde “destekleme ve yetiştirme kursları” adıyla ek takviye dersleri verilmesini teşvik etti.

Bu imkânı hem örgün hem de yaygın eğitim kurumlarında hizmete sundu.

Örgün eğitim (ortaokul ve lise) öğrencilerine kendi okullarında kurslar açtırdı.

Yaygın eğitim öğrencilerine ve lise mezunlarına ise Halk Eğitim Merkezlerinde kurslar düzenletti.

Okuyan öğrencilerin okuldaki başarısının artırılması, ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin TEOG sınavına hazırlanması, lise son sınıf öğrencileri ve üniversiteye giriş hayali kuran mezun öğrenciler için YGS-LYS sınavlarına hazırlanmada takviye kurs verilmesi temel hedefler arasındaydı.

Kurslarla istenen başarı çıtasına ulaşıldı mı bilinmez ama okullarda açılan kursların çoğu bir başka âlem.

MEB’in kurduğu “e-kurs.eba.gov.tr” sitesinden öğrenciler kendi başına veya velilerinin yardımıyla normal şartlarda istediği öğretmeni ve dersi seçiyor.

Ancak iş pratiğe, sınıf oluşumuna gelince işin rengi değişiyor.

Eğer o okulda bilinçli olmayan veli ve öğrenci sayısı fazlaysa iş iyice sarpa sarıyor.

Çünkü birçok okulda öğrencilerin seçtiği öğretmenler ve dersler değil de, idarenin istediği dersler seçiliyor ve genelde idareye yakın duran öğretmenler görevlendiriliyor.

Maalesef hangi öğretmeni kaç öğrencinin seçtiğine dair bilgiler veli, öğrenci ve öğretmenlerle doğru şekilde paylaşılmıyor.

Çoğu zaman yanıltıcı, yanlış veya eksik bilgiler veriliyor.

Elbette uygulamanın “yeni” olması nedeniyle Bakanlık, kurs yöneticilerine pratikte yetki esnekliği sağlamış olabilir.

Lakin bu esneklik suiistimal ediliyor.

Esasında problemin oluşmasında okul yöneticilerinin kurslarda ders almasının da payı var.

Öyle ki mevzuata aykırı olmasına rağmen hafta sonları 10 saatin üzerinde derse giren yöneticiler bile var.

Yetiştirme ve destekleme kursları, öğretmenler kadar hatta öğretmenlerden daha fazla okul yöneticilerinin ek dersten geçim kapısı haline geldi.

Ayrıca bir okul yöneticisinin girdiği dersten yüksek verim alınması düşük ihtimaldir.

Mesela bir idareci hafta içi kurs veriyorsa eğer, okul işlerinden dolayı zaman zaman dersleri ihmal ediyor ama ücretini eksiksiz alıyor.

Kısacası, rant kapısına dönüştürülen takviye kurslarının tam anlamıyla amacına matuf yürütüldüğü söylenemez.

Burada denetim en büyük eksikliklerden biri olsa gerek.

Mademki okullar yeterli değildi ve dershaneler de gereksizdi, o halde niçin alternatif olarak dershane formatını andıran bir kurs modeli uygulamaya sokuldu?

Belki dershanelerin apar topar kapatılması öğrenci velilerinin tepkisine yol açacaktı ki, muhtemel tepki göze alınamadı.

Belki öğrenci ve velilerin bir alışma sürecine alınması gerektiği düşünüldü.

Belki dershanelerin bir rant kapısı olmasının ötesinde bir sömürü aracı haline geldiği gösterilmek, buna göre önlem alınmak istendi.

Ama kanaatimce henüz sınav sisteminin değişmemiş olması en büyük etkendi.

Çünkü hali hazırdaki YGS ve LYS denilen üniversiteye giriş sınavları, birkaç yıl öncesine kadar uygulanan ÖSS ve ÖYS sınav formatından farksız.

Uygulamada sınav sayısı artmış ama soru mantığı ve stili pek değişmemiş.

Çoktan seçmeli soru modeline aynen devam ediliyor.

Anlayacağınız dershane veya kurs takviyesine ihtiyaç bırakmayacak nitelikte bir yeni sınav sistemi hala yok.

Yani, pratikte bir adım atılmış değil.

Gelecek yıl itibariyle TEOG modeline benzer bir uygulamaya ortaöğretimde, lise son sınıfta geçileceği söyleniyor.

Ancak böyle giderse yine değişen bir şey olmayacak.

Aslına bakarsanız dershaneler pratikte kapanmadı, sadece format ve isim değişikliğine uğradı.

Bugün Elazığ’da ve Türkiye’nin her yerinde “etüt merkezi” veya“kurs merkezi” adıyla dershaneler varlığını fiilen sürdürüyor.

Dershane sahipleri eskisinden daha fazla rant devşiriyor.

Bugün Bakanlık, “Bir öğrenciye üç dersten fazla kurs verilemez” diyor ama rantçılar buna da çare bulmuşa benziyor.

Öğrenciye “Üç dersin parasını ver, diğer dersleri ücretsiz verelim” diyor, böylece yüksek meblağ karşılığında tüm dersleri veriyor.

Uygulama gayri resmi ama denetleyen, soran pek olmadığı için işler tıkırında yürüyor.

Ayrıca açılan “temel liseler” de dershane mantığından çok farklı işlemiyor.

Yani temel lise eğitimi, dershane eğitiminden farklı bir uygulama sayılmaz.

Birçok dershane binası temel liseye dönüştürüldü.

Hafta sonu kurs düzenlendiği gibi hafta içi de 15.30’tan sonra öğrencinin yorgun argın olmasına bakılmasızın kurslar veriliyor.

Demek ki, MEB’in getirdiği yeni uygulama eski dershaneci yeni özel okul sahiplerine çifte rant kapısını açtı.

Kanaatimce bu uygulama da çok gitmez.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright