AYM’nin Sürpriz Kararı ve Dershaneler | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>AYM’nin Sürpriz Kararı ve Dershaneler 23.08.2015 12:21

AYM’nin Sürpriz Kararı ve Dershaneler

Dershaneler on yıllar boyunca gerek Elazığ özelinde gerekse Türkiye genelinde eğitimin sırtındaki bir kambur olarak bugüne kadar süregeldi.

Nihayet tamamen kapandı kurtulduk derken geçenlerde Anayasa Mahkemesi’nin verdiği sürpriz bir kararla dershanelerin yeniden açılacağı gündeme geldi.

Dershanelerin kuruluşundaki amaç öğrencilere test çözme tekniklerini öğretmek ve öğrencileri ders çalışmaya motive etmekti.

Üniversiteye giriş sınavları hep çoktan seçmeli test tekniğine göre yapıldığı için vatandaş okulları sınav hazırlığında yeterli görmüyor, ayrıca dershane ortamının öğrenciyi çalışmaya motive ettiğine inanıyordu.

Peki ama bir test tekniği için, bir motivasyon meselesi için dershane şart mıydı?

Başka çözüm bulunamaz mıydı?

Elbette şart değildi ve başka çözüm de bulunabilirdi.

Fakat bugüne kadar Türkiye’de bunu yapacak muktedir bir siyasi iktidar yoktu.

Oysa vesayet rejiminin kurduğu eğitim ve sınav sistemi çarpıklıklar ve açıklarla doluydu.

AYM kararı açıklandıktan sonra bazı sendika yetkilileri kalkıp dediler ki: “Biz dershanelerin böyle kapatılmasını doğru bulmuyorduk zaten. Okulların kalitesinin artırılarak dershaneler ihtiyaç olmaktan çıkarılmalıydı, altı boşaltıldıktan sonra kapatılmalıydı.”

Arkadaş, şu anda Hükümet’in yaptığı nedir söyler misiniz Allah aşkına?

Ayrıca dershanelerin hiçbiri okula alternatif değildi ki okulların kalitesiyle ilgili olsun.

Dershaneler tamamen eğitim sisteminin açıklarından ve sınav sisteminin yanlışlarından ortaya çıktı, sonra da ayrık otu gibi yayıldı.

Biz de yaşadık gördük ki dershaneler öğrencileri okullardan soğutuyor, öğrencilerin okulları gereksizmiş gibi algılamalarına yol açıyor ve onların değerli boş zamanlarını da çalıyordu.

Esasında hiçbir veli ve hiçbir öğrenci dershaneden, dershaneleri olmazsa olmazlar kılan çarpık eğitim sisteminden memnun değildi.

Amma ve lakin adeta hipnotize edilmiş gibi veliler maddi şartlarını zorlayarak çocuklarını dershanelere gönderiyorlardı.

Yaşanan soruna bir türlü çözüm bulunmuyordu, bulana da fırsat verilmiyordu.

Gidişattan memnun olan yalnızca vesayetçiler ve dershane sahipleriydi.

Dershaneciler eğitim sistemindeki açıkları çok iyi görmüş ve bunu önemli bir ticari rant kapısına dönüştürmeyi bilmişlerdi.

Dershanecilik kısa sürede devasa bir sektör haline gelmişti.

Vesayet rejimini savunan Ergenekoncu partilerin iktidara hâkim olduğu dönemlerde siyasilerle bağlantısı, yakınlığı bulunan özellikle ilk dershane sahipleri köşeyi döndüler.

Adeta bir dershane imparatorluğu kuran kimi dershaneciler Elazığ’da olduğu gibi Türkiye’nin her tarafında geliştirdikleri çark sistemini darphane misali işletiyorlardı.

Mesela, devlet okullarında yetiştirilmiş başarılı ve zeki öğrencileri ücretsiz olarak dershanelerine alırlardı.

Öğrencilerin kişisel başarılarını kendi dershanelerinin kurumsal başarısı olarak millete takdim ederlerdi.

Başarılı öğrenciler üzerinden yapılan reklamlarla yeni “paralı müşteriler” kazanırlardı.

Ne hikmetse başarılı öğrenciyi “biz yetiştirdik” diye anlatırken, başarısız öğrenci söz konusu olunca “öğrenci çalışmadı” diyerek sorumluluktan sıyrılırlardı.

Rant şahane olmalıydı ki Elazığ’ın ve Türkiye’nin her tarafında dershaneler son yıllarda mantar gibi çoğaldı, ama sayı arttıkça kalite düştü.

Dershaneler öğrenciler için okulun yanında bir ekstra meşgale ve baş ağrısıydı.

Veliler içinse avuç dolusu para harcamak ve sömürülmek demekti!

Hal böyleyken, dershanelerin kapatılması kararlaştırılıp tasarılar çıkarıldığında birden birçok çevre dershane savunucusu oluverdi.

Zira medya gücü kimin elindeyse onun borusu ötüyordu.

Etkili ve tecrübeli elemanları olan vesayetçi medyanın sahipleri, vesayet rejiminin savunuculuğunu yapan ve kurucu irade olduğunu iddia eden tuzu kuru kesimlerden başkası değildi.

Tabii muhalefet partileri de fırsat bu fırsat deyip buna iyice teşne olmuş, balıklama atlamış, kendilerini vesayetçi medyanın yalan rüzgârına adeta teslim etmişlerdi.

Aynı muhalefet ders kitapları öğrencilere ücretsiz verildiğinde de körü körüne karşı çıkmış, yine vesayetçilerin değirmenine su taşımıştı.

Dershaneciler gazetelere boy boy ilanlar vererek dershanelerin eğitim için ne kadar gerekli olduğunu savunacak kadar etkili bir konumdaydılar.

Dershaneler “kapattık” demekle kapanacak değildi elbet. Nitekim 1980’lerde Kenan Evren de kapatmaya niyetlenmiş, üniversiteye giriş sistemi değişmediği için başaramamıştı.

Ama şimdi üniversiteye girişte tedricen öğrencilerin okul başarıları öne çıkarılacağı için dershaneler gereksiz hale geliyor, haliyle okulların önemi artıyor.

2016-2017 öğretim yılında üniversiteye giriş sistemi değişecek; ortaokulda olduğu gibi liselerde sınavlar yıllara yayılacak, böylelikle öğrenci ve velinin stres düzeyi de minimuma inecek.

İki ay önce vefat eden Kenan Evren de bunu yapmak istemişti ama bugün Hükümet’i yerden yere vuran vesayet savunucuları o gün de devredeydi ve güçleri Evren’e yetmişti.

Ayrıca devlet şu anda halk eğitim merkezlerinde ve okullarda öğrenci başarısını artıracak ücretsiz kurslar düzenleyerek yeni eğitim ve sınav sistemine geçiş süreci tamamlanıncaya dek dershanelerin üstlendiği kimi görevleri yerine getiriyor.

Aynı devlet dershanelerde çalışan öğretmenlere de okullarda ve kurslarda iş imkânı sunuyor.

Anlaşılan zamanla bütün eğitim işlerini devlet üstlenecek, Finlandiya gibi başarılı ülkelerde olduğu gibi eğitim tamamen parasız olacak.

Kanaatim o ki devlet dershanelerin özel okula dönüşümünü bir geçiş dönemi olarak kullanacak sadece.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın açıklamasına göre, AYM`nin sürpriz iptal kararıyla birlikte dershaneler hükümsüz hale geldi çünkü kanunda karşılıkları yok.

Bu da dershaneler komple tarih oldu demektir.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright