Türk’ün Kürt’ten, Kürt’ün de Türk’ten başka dostu yoktur | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Türk’ün Kürt’ten, Kürt’ün de Türk’ten başka dostu yoktur 06.12.2014 19:03

Türk’ün Kürt’ten, Kürt’ün de Türk’ten başka dostu yoktur


Yıllardır süre gelen ve insanımızın yüreğinde her dem kor ateşler yakan malum evimizin içindeki sorun. Mesele Kürt sorunu olarak tarif edilse de acılar hep Kürtlerin yoğunlukta olduğu bölge üzerinden asırlardır yaşanmış ve hala yaşanmaktadır.

Uluslararası siyasi arenaya bakılınca aslında perdeye yansıtılanla gerçekteki hesabın çok farklı olduğunu görebiliriz. En basit olanı yakın tarihte Irak’a demokrasi getirilmesi adına yapılan müdahaleydi. Amerika Dışişleri Bakanı Birleşmiş Milletler toplantısında Irak’ta kitle imha silahlarının olduğu gerekçesini ileri sürmüş ve bunu gösterdiği belgelerle bir nevi ispat etmenin mücadelesini vermişti. Tabiî ki kendisini dünyanın patronu olarak gören ve sözüm ona demokrasinin savunucusu olan Amerika, Birleşmiş Milletlerden onay alarak kitle imha silahları bulunan Irak’a müdahale etmeye başlamıştı. Ancak zaman ilerledikçe Irak’ta kitle imha silahlarının olmadığı kesin olarak ortaya çıktı ve patron hemen yeni bir açıklama yaparak “Biz Irak’a demokrasi getirmek için buradayız” diyebildi. Ancak gelinen noktada Irak’a demokrasinin ne kadar geldiği ve bugün bu ülke insanının demokrasiyi ne kadar yaşadığı ortadadır.

Sonuçta gelinin noktada Irak’ın toprak bütünlüğünden tutunda burada yaşayan halkların sosyolojik ve psikolojik bütün değerleri bölünerek mezhepsel ve etnik değerlerin savaştığı bir ülke konumuna getirildi. Hazırlanan senaryo saat gibi işlemiş ve bugün gelinen noktada petrolün kaynağı Irak topraklarında olsa da patronu Amerika ve İngilizler olmuştur.

Bu olaylar zinciri Ortadoğu tarihinin geçmiş yüzyıllarında sürekli var olmuş ve var olmaya da devam edecektir. Önemli olan buralarda yaşayan halkların uluslararası siyaset denklemindeki stratejiyi okuyabilmesidir.

Gel gelelim evimizin sorununa yani Kürt sorununa. Geçmişte bu bölgede yaşanan ve hikâyeleri gerçekten yürek sızlatan birçok acı hadiseler olmuştur. Bu yaşanan olayların hiçbirinin savunulacak ve tutulacak bir tarafı yoktur. Diyarbakır cezaevinde olan insanlık dışı olaylar ile Mamak cezaevinde yaşananların hiçbiri kabul edilebilir değildir.

Bütün bunların yaşanmasının ardından tüm yaşananlarla birlikte bugün gelinen nokta ki Kürt sorunun bilinçaltındaki amacı ve çözüm aracının tesadüf veya hesapsız olduğunu hiç kimse iddia edemez.

Asala terör örgütünün bitirilmesinden hemen sonra kurulan PKK terör örgütüne doksanlı yıllarda Helikopterle sandıklar içerisinde çekiç güç olarak yiyecek ve silah götürüp güneydoğu kırsalında havadan bırakan Amerika değil miydi?  Sonraki yıllarda PKK’yı terör listesine alan ve örgüt başını Türkiye’ye teslim eden yine kendileri değil miydi? Eski başbakanlardan Sayın Ecevit’in “Amerika Öcalan’ı bize niye teslim etti hala anlamış değilim” dediğinde düşünebiliyor musunuz ki bir ülkenin başbakanı bile kamuoyunun önünde bilemezliğini açıklayabiliyor.

Burnumuzun dibinde ve en büyük sınır komşumuz olan Suriye’deki Öcalan her nasıl oluyorsa Amerika tarafından teslim ediliyordu. Tabii ki biz de mutluyduk ve zafer çığlıkları atıyorduk. Belki de bilinmez ama Öcalan artık tüm tehlikelerden uzaklaştırılarak İmralı’da kendisine biçilecek yeni bir rol için saklanmaktaydı. Çünkü sonraki yıllarda MHP’nin iktidar olduğu bir dönemde Öcalan’ın idam dosyası TBMM’ye geliyor ve sonuç ortada. Bu olay, denklemin bilinmeyenlerinden birisi olarak hafızalarda yerini çoktan almıştı.

Bugünde Kobani’de Amerika yine havadan PYD’ye silah yardımını aynı şekilde yaparken silahların bir kısmının IŞİD’ın eline geçmesi yanlışlıkla olmuş olabilir mi? Sahip olduğu teknolojiyle karıncayı bile takip edebildiğini söyleyen bir ülkenin bu hatayı yapma olasılığı nedir sizce. Bir sandık dolusu silah birine bir sandık dolusu diğerine yani kardeş payı yapıldığını tüm insanlık gördü. Demokrasi ve adalet burada da uygulanmış oldu. Günlerdir Kobani’de olan savaşa havadan kısa süreli müdahalelerin dışında sonuca götürecek hiçbir müdahalenin yapılmaması ve Kobani’yi savunmak için Peşmerge’nin buraya gönderilmesinin siyasi mantığının sonucunu da zaman gösterecektir.

Suriye’nin başındaki şahıs Esad’ın kimin ve kimlerin desteğiyle yönetimde kalabildiği belli. Barzani ailesinden Mustafa Barzani’nin 1930’lu yıllarda Rusya’da askeri kamplarda eğitildiğini herkes bilir. Irak’a yapılan müdahalenin ardından ülkenin kuzeyinde kurulan bölgesel Kürt yönetiminin başında oğul Mesut Barzani’nin getirilmesi hedeflenen sonuçlardan sadece birisi olmalıydı. Bugün Suriye’nin kuzeyinde yaşananların yarınlarındaki şekillenmesi belki de taşlardan birinin daha yerine yerleştirilmesi olacaktır.

PKK, Suriye’de ve de Esad’ın desteğiyle birlikte yaklaşık yirmi ülkenin desteğini alarak eğitildi, beslendi ve silahlandırıldı. Şimdi IŞİD denen örgütte yine bu ülkede var oldu. Peki IŞİD en fazla kime zarar veriyor tabiî ki Kürt’lere. Şimdilik lokalde görünen bu. Bu terör örgütünün nasıl bu kadar güçlendiği tartışılır ama karıncayı bile takip ettiğini söyleyen Amerikanın bundan bihaber olduğu söylenemez. Her iki terör örgütünün de kimin taşeronu olduğunu bilmemek saflıktan öte bir şey olamaz. Her ikisinin beslendiği uluslararası kaynaklar ve adresler bellidir ve sadece stratejik kullanım farklılıkları vardır.

Aslına bakılırsa bu yaşananların tümünde sadece Amerika var demek doğru değildir. İşin temelinde İngiliz siyasetiyle birlikte Rusya ve Avrupa ülkelerinden birçoğunun olduğunu söyleyebiliriz. Önemli olan oyunun kimler üzerinden kim için ve ne için oynandığını okuyabilmektir. Hedef bellidir o da genelde Ortadoğu ve özelde Türkiye’dir.

Amerika’da siyah ile beyaz tenli birlikte ve huzurlu bir şekilde sorunsuz yaşayabiliyor. Avrupa yıllar öncesinden sınırları kaldırmış ve farklı mezhep ve farklı etnik kimliğe sahip insanlar bir arada yaşabiliyor. Bırakın aynı ülkede birlikte yaşamayı Avrupa birliği kapsamındaki bütün ülkelerde sınırlar kaldırılmış şekilde farklı uluslarla birlikte ve kardeşçe yaşayabiliyorlar. Kaldı ki bu ülkelerin birinci ve ikinci dünya savaşları döneminde birbirlerine olan husumet, düşmanlık ve dökülen kanlara rağmen bugün kardeşçe yaşayabilmelerinin yanında bu savaşlarda omuz omuza ve inanılmaz bir fedakârlıkla birlikte ölüme giden biz kardeşlerin bugün düşmanca yaşaması ne kadar acı. Yazık.

Türkiye’de yaşayan Türk ve Kürt’ün birlikteliği yaklaşık binyıllık değil midir? Savaşta, yoklukta ve zorlukta her daim birlikte değiller miydi? Gerçek manada kardeş olmadılar mı? Kız alıp vermediler mi? İnançları ve değerleri aynı değil mi?

Annesi veya babası Türk veya Kürt olan evladı hangi tarafa koymak mümkün. Yani bir canı ikiye bölebilme imkânı varmıdır? Bir çocuğun annesini veya babasını yok sayması ya da birini tercih etmesi mümkün olabilir mi? Böyle birşey Türk’ün ve Kürt’ün hangi inancında ya da insanlığında vardır?

Hiçbir ortak geçmişi ve ortak yönü bulunmayanların aynı ülke veya farklı ülke içerisinde kardeşçe yaşamaları bize hiç mi bir şey anlatmıyor? Kendi insanına birlikte yaşamayı öğretenlerin bizleri birbirimize düşürmesinin perde arkasını nasıl göremeyiz? Kimin silahıyla kime kurşun sıktığımızın ve sonucunda kimin canını acıttığımızın farkında olmalıyız.

Çözüm süreciyle bu oyunu bozacak irade ve inanç hepimizde vardır ve olmalıdır. Bugüne kadar yaşanan acı olaylar geride bırakılarak daha büyüklerinin yaşanmaması ve gelecek nesillere kin ve düşmanlık yerine geçmişimizin birlik ve beraberliğinden kaynaklı büyük ve güçlü bir devlet içerisinde gelecek bırakmalıyız.

Bugün zihinleri uyuşturularak etnik milliyetçilik üzerinden harekete geçirilenler yarın da mezhepsel olarak harekete geçirilecek ve ertesi günde konjüktüre göre farklı bir rüya âlemine sokularak parçalanmaya devam edilecektir.

Yıllarca bu topraklarda karanlık güçler kirli eller vasıtasıyla Anadolu insanının canını acıttı ve yüreklere kor ateşi düşürerek düşmanlık tohumlarını ekmeye çalıştı. Sisli günlerde kurulan pusuların meydana getirdiği acıların yaraları henüz kabuk bağlamadı. O günlerden kalan karanlık eller hala inlerinde fırsat kollamakta ve ellerine geçen fırsatı kaçırmamaktadır. Bu karanlık odakların maşaları olan kirli eller hala bu toplumun arasında ve sinsice beklemektedirler. Önemli olan kardeş bildiklerimizin bu hainleri aralarında barındırmamaları ve fırsat vermemeleridir. Bu büyük sorunun çözümü büyük fedakârlıklar gerektirir. Çözümsüzlüğü ise felaket demektir.

Unutmayalım ki bu topraklarda Türk’ün Kürt’ten ve Kürt’ün de Türk’ten başka dostu yoktur. Tarihin dününden alınan dersler inşallah bugünleri aydınlatacaktır.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright