Küçükken “ye” diyoruz, büyüdükçe “yeme” diyoruz | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Küçükken “ye” diyoruz, büyüdükçe “yeme” diyoruz 08.01.2017 21:55

Küçükken “ye” diyoruz, büyüdükçe “yeme” diyoruz


 

Geçenlerde bir lokantayım. Bir çekirdek aile karşı masaya oturdu. Garson siparişleri almaya gelirken tahminen bir yaşlarında ya da biraz daha büyük olduğunu düşündüğüm beyefendiye makam koltuğu, yani mama sandalyesi getirdi. Siparişler verilirken büyük çocuk “bir buçuk adana kebap” dedi garsona. Anne: “Hayır bir porsiyon” diye düzeltti. Çok bir şey anlamamıştım. Bu arada, garson masadan tam uzaklaşıyorken anne, yarım bardak sıcak su siparişi verdi. Bu arada, günlük çantasının içinde taşıdığı bebeğinin çantasından yiyecekler çıkarıp masaya yaymaya başladı. Küçük çocuk ise, meraklı gözlerle çevreye bakıyor sık sık da benimle göz göze geliyordu.

Çevrenin heyecanı ile bir iki kaşık yemeği annesi ağzına koydu çocuğunun. Ama kasenin bitmesi gerekiyordu. Daha sonra 4. ve 5. kaşıkta çocuk ret etmeye başladı. Annesinin elini itti ve masadaki kaşığı yere attı. Sandalyeden inmek istiyordu.

Çocuğun ağabeyi annenin tam karşısında, baba da bebeğin karşısına oturmuştu. Ağabey oldukça kilolu. Yaşı küçük ama sandalyeye zor sığan cinsten. Üzerinde de bir eşofman belli ki spordan geliyorlar. Zayıflamak için gidiliyor olabilir mi? Siparişler geldi. Baba ve ağabey yemeklerini yemeğe başladılar. Baba eşine, “hanım sen de ye, bırak çocuk sonra yer” dese de nafile.

Kadın belli ki aç. Ama bebek yerse zaten psikolojik olarak tatmin olacağından, onun için bebeğin beslenmesi yeterli. Anne bebeği zorluyor. Bebek ise itirazlara devam. Bir an sinirlendi ve ağabeye:  “Sen niye bir buçuk porsiyon istiyorsun?” diye çıkıştı. “Bir porsiyon neyine yetmiyor, bak kilo aldın” gibi bir sürü laf saydı. Çocuk ağzı yemek dolu, zor yuttu. Baba da ağabey de sessiz.

Annesi mama sandalyesinde oturan çocuğuna yemek yedirmeyi bırakıp pes etti. Babası, ismini tam duyamadığım büyük oğlunun adını söyleyerek, “bak hanım buna da ye diyordun, şimdi de yeme diye kavga ediyorsun. Ömrümüz kavga ile geçiyor” diyerek bebeği aldı sandalyeden.

Aileyi, istemeden de olsa izlerken, yemek yeme ile ilgili aklıma onlarca soru takılıverdi. Son zamanlarda, dışarıda yemek yeme kültürünün artışı, nüfus artışı, artan paketli yiyecekler, doğal gıdaların azalması, fabrikasyon ürünlerin artması, köyden kaçıp, köy kahvaltısına hücum eder hale gelmemiz, şeker ve tuzla mücadele gibi birçok soru. Evde annesinin yaptığı patates kızartmasını yemeyen çocuklar, patates cips poşetinde hiçbir şey bırakmıyor. Pekmeze, bala değil, çikolataya saldırıyor çocuklar. Biz küçükken çocuklar çay içmez derlerdi, şimdi anneler çocuklarına “soğuk çay içer misin?” diye soruyor.

Her gün bir beslenme uzmanı çıkıp farklı şeyler söylüyor. Ortak konuştukları konular da var ama çeliştikleri noktalar da azımsanacak değil.

Termodinamik derslerinde enerji giriş çıkışını anlatırken, kitabımızda karikatürize edilen şişman bir sumo güreşçisini örnek veririz. Yemek çok yersek, yani enerji girdimiz çok olursa, hareket etmezsek, enerji depolanır ve kilo alırız. Az yersek ve enerji sarf edersek kilo vermiş oluruz. Bu elbette olayın bir yönü ama tıp hekimlerinin daha iyi bileceği genetik vs. faktörlerde kilo almada etkilidir. Obezite son yıllarda, tüm dünya ülkelerini etkileyen önemli bir sağlık problemi oldu. Bu mücadelede mide küçültme ameliyatları çözüm gibi duruyor.

Artan iş yoğunluğu ve nüfus fast food dediğimiz çatal bıçak gerektirmeden yenen yiyecek sektörünü geliştirdi. Fast food lokantalarına baktığımda, genelde anne ve babalar çocuklarını getiriyor, çocuklar yiyor, anne baba alırsa bir iki patates cips atıyor ağzına. Yoksa onları seyrediyor. Bir yandan da sağlıklı mı diye sorgularken, neden kendi yemeyip, çocuğunun önüne sürüyor anlamak zor.

Bir hanımefendi bir lokantada masasına oturduktan ve siparişleri verdikten sonra eline peçeteyi alıp, bardak, çatal ve kaşıkları temizlemeye başladı. Güzel, içine sinmemiş olabilir dedim. İlerleyen zamanda, çantasından çıkardığı evde yapılmış, ne olduğunu anlayamadığım meyve suyu galiba, içmek için bir karton bardak istedi garsondan. Karton bardağı ne sildi, ne de içine baktı ve meyve suyunu doldurup içti.

Sonuç olarak, beslenmemiz konusunda kafam biraz karışık…

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright