Her yaprak kendince yaşar sonbaharı… | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Her yaprak kendince yaşar sonbaharı… 13.12.2016 23:37

Her yaprak kendince yaşar sonbaharı…


Güz bitiyor… Kış kapıda… Soğuğa direnemeyen her yaprak önce renk değiştirip sonra yere düşüyor. Fotoğraf sanatçılarını en çok heyecanlandıran manzaralardan biri sonbaharda yapraklar. 2002 yılı güzünde Kanada’daydım ve Kanada’nın simgesi çınar ağaçları farklı renklere bürünmüştü. Dünyanın hemen her ülkesinden inanılmaz turist çekiyordu bu manzara. Kızıldan sarıya, pembeden yeşile bir renk skalası. Benzer görüntüler ülkemizde de, ilimiz Elazığ’da da var.

Tıpkı yapraklar gibi, insanlar da biri birlerinden çok farklı. Her insan bir dünya. Her insanın bir parmak izi var. Her insanın göz retinası farklı.

Günümüz ekonomik dünyasında yer alabilmek için fark yaratmak gerekiyor. Fark yaratabilmek için de farklı konularda ürün geliştirmek gerekiyor. Cep telefonları ilk piyasaya çıktığı zaman hem konuşma ücretleri hem de cihaz fiyatları oldukça yüksek idi. Tüm cep telefonları tuşlu idi. Birçok marka vardı. Ancak, günümüzde çıkan akıllı telefonlar önemli bir fark yarattı ve şu anda elle tutulur 2-3 marka var. Bir zamanlar hemen herkeste bulunan aynı marka tuşlu cep telefonlarının artık firmaları dahi yok. Çünkü, farkı sürdüremediler. Fark nasıl sürdürülür? Elbette fark yaratmaya devam ederek, yani değişerek. Bir başka deyişle, bu firmalar da değişime ayak uyduramadılar. Değişimin yolu, inovasyondan geçiyor. Yani, ticari icat çıkarmadan geçiyor. Kimse aynı ürün için patent alamaz. Fark yaratmak gerekiyor.

Ekonomistler, belki “sürü ekonomisi” diye tabir ederler ama biri bir iş yaptığında, sermayesi yastığının altında bekleyen bir başkası da anlasa da anlamasa da aynı işe soyunuyor. İşten anlamadan, işin eğitimini almadan, bir işe girişmek kadar bir gaflet düşünemiyorum. Sonuç, hemen hemen tüm işyerleri iflas. Ancak, fark yaratanlar ayakta kalır ve ancak fark yaratanlar taklit edilir.

Bilim tarihine baktığınızda, fark yaratmaya çalışanların hayatları mücadele ile doludur ve çoğu zaman mutsuz bir sonla noktalanır. Mutluluk veren ise, bıraktıkları eserdir. Fark yaratmadan eser bırakamazsınız. Dünyada yaşayıp, başka dünyaya göç etmenin temel gayelerinden biri de bir eser bırakmaktır. Mevlana’ya ait olduğu söylenen bir söz vardır: “Kim bırakmazsa bu dünyada bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser.” Otuzaltı Osmanlı padişahından biz ilk etapta eser bırakanları hatırlamaz mıyız? Çünkü onlar diğerlerine göre bir fark yaratmıştır.

Elbette, farkı kabullenebilmek de çoğu zaman olgunluk ve ufuk gerektirir. Burada, fark yaratmayı pozitif farklılık olarak algılamakta yarar var. Negatif farklılık hatırlanır ancak değer bulmaz. Fark ortaya koymak, insanlığın yararına olduğu sürece farklıdır ve değerlidir.

Başarı farklılığı sever. Aynı işi yapan insanlar arasından, fark yaratarak en öne çıkmanın tek şartı ise, çalışmaktır. Bilimsel çalışmalar, üst seviyede başarının sırrının yaptığınız işte 10.000 saat harcamanız gerektiğini söyler. Dile kolay. Önemli bir zaman dilimi. Farkı ortaya koymanın bir diğer kardeşi de sabırdır. Pes etmemektir. Bu bilimde de, sanatta da, edebiyatta da böyledir. Edison’un sabrı olmasa, belki karanlıktaydık halen. Bilgisayar teknolojisinde, Bill Gates, Steve Jobs gibi ünlü inventörler olmasa, belki bilgisayar çağında bu denli ileride değildik. Çünkü onlar hedefleri doğrultusunda asla ümitlerini kesmediler. Kuran’da, Hicr Suresi, 55. Ayette: “Sakın ümidini kesenlerden olma” der Yüce yaradan.

Özellikle, reklamcılar, inanılmaz farklılıklar çıkarır ortaya. Pazarlamanın da etkin tekniklerinden biridir farklı olmak. İnsanlara nasıl daha etkin hitap edebilirim sorusu farka gebedir. Aynı işi yaptığınız sürece, aynısınızdır. Çok da kazansanız başarı noktasında sadece kendiniz kanarsınız.

Fark yaratmak, ilkleri getirir ve ilkler hep kazanır. Bir de en iyiler ve iyiler kazanır. Bir lokanta düşünün, 50-60 yıldır ayakta ve ticari faaliyetini sürdürüyor. Bu lokanta şehrin en merkezi yerinde dahi olsa, yemeği iyi yapmıyorsa, bu kadar yıl ticari faaliyet sürdürmesi mümkün değildir. Bir şehre gitmiştim. Acıktım. Birkaç kişiye önerecekleri lokanta var mı diye sordum? 4 farklı kişi aynı lokantayı önerdi. Birinin de iki seçeneği oldu ama biri yine o lokantaydı. Gittim yemek yerken duvarda, birkaç fotoğraf gördüm ve lokantayı 4. Kuşağın işlettiğini öğrendim. Doğruydu, çünkü yemeklerin tadı damağımda kalmıştı.

Fark ortaya koyanlar, ilk ve iyi yapanlar, geleceği ön görenler, başaranlardır ve kader, gayrete aşıktır. 

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright