Muhalefet dansöze döndü | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Muhalefet dansöze döndü 13.02.2016 12:47

Muhalefet dansöze döndü


1128 Akademisyen devletin Güneydoğu’da terör örgütüne yönelik yürüttüğü süpürme operasyonuna karşı ortak bir bildiriye imza atarak devletin teröriste karşı silah susturmasını açıkça istediler.

5-10 değil tam 1128 tane akademisyen… Yıllarca bilim adamı unvanı almak için uğraşan, ömrünün en verimli çağını bu uğurda harcayan koca koca adamlar terör örgütü safında bildiri yayınlayarak itibarlarını ayaklar altına almayı göze alabiliyorlarsa durum gerçekten çok ciddi demektir.

Hatta durum o kadar hayati ki onlar için devleti ele geçirme amacıyla başlattıkları, 80 ili ayaklandırdıkları Gezi Parkı eylemleri sırasında imajını çizdirmedikleri şovmen Beyazıt Öztürk gibi karizması en parlak adamlarını bile artık kullanmaya başladılar.

Türkiye düşmanı derin güçler sahada topyekûn tüm imkânları ile bir savaş yürütürken yine en büyük gücü olan propagandayı kullanıyor. Propagandasını etkili hale getirmek için de her kesimden tüm adamlarını hiç umursamadan birer birer sahaya sürüyor.

Haklarını teslim etmek gerekir ki kamuoyu oluşturmada hala etkin bir güçleri var. Bir şeye kara diyorlarsa inandıramasalar da herkese duyurabiliyorlar. İnandıramamalarının da tek sebebi artık samimiyetsizliklerinin her olayla daha bir ortaya çıkması…

Tabi bu kendiliğinden olmuyor. Türkiye artık öyle bir üstün akılla yönetiliyor ki uzun yılları kapsayan bir projeksiyonla adımlarını atıyor gelebilecek tepkileri adım adım hesaplayarak etkisizleştirmeyi başarıyor.

Muhalefete önce yem atıp içindeki tüm kini, nefreti, düşüncesini söyletip karalamasını, aleyhte propagandasını yaptırıp pilini bitiriyor ardından esas hamlesini yapıyor. Ya da önce attığı adımlara söylenen tüm eleştirileri bu kez attığı bir başka adımla tam tersini söyletip, boşa çıkarıp muhalefetin samimiyetsizliğini gözler önüne seriyor.

Bunun sayısız örneklerini uzun süredir görüyoruz ama artık bir yekûn oluşturduğu için muhalefetin Türkiye’nin üstün aklı karşısında nasıl dansöz gibi an be an kıvırmak zorunda kaldığını birkaç olaydaki tutumlarıyla göstermeye çalışalım.

Şu aralar Güneydoğu’da güvenlik güçlerince yürütülen süpürme hareketinden oldukça rahatsız olan muhalefet tüm güçleriyle operasyonların durdurulması için ellerinden gelen propagandayı barış, kardeşlik, insan hakları kamuflajı altında yürütmeye devam ediyor.

Devlet barışla halletsin, silahlar sussun, çocuklar ölmesin diyen koca koca akademisyenler, gazeteciler, sanatçılar hatta ve hatta cemaat liderleri devleti terör örgütüne karşı silah bırakmaya davet ediyorlar.

Çok değil bir süre önce hükümet silahların sustuğu adına çözüm süreci denen bir diyalog dönemi başlattı. Bunu da akil adamlar adını verdiği ülkenin önde gelen isimlerini sahaya sürerek toplum katmanlarının düşüncelerini dinleyip, fikirlerini alacak şekilde demokratik bir yöntemle yaptı.

Peki... O gün o süreci başlatan hükümete neler dendi? Vatanı satıyorlar, terör örgütü ile masaya oturulmaz, terörle ancak silahlı mücadele olur, ihanet içindeler gibi türlü türlü sayısız yafta vurdular.

Sadece hükümetle kalmadılar. Akil adamlar içinde yer alan isimlere de yapılmadık eleştiri, karalama, iftira kalmadı. Bir kısmını vazgeçmek zorunda bırakacak kadar baskı altında tuttular.

Bugün silahlar sussun diyen 1128 - bir kısmı şuursuz, büyük kısmı hain - akademisyen topluluğu o günlerde bir bildiri yayınlayıp da hükümet doğru yapıyor. Bu işi suhuletle bitiriyor demediler, diyemezlerdi.

Çünkü onlar maşa… Maşayı tutan el ne derse onu yaptılar. O gün çözüm sürecinden rahatsızdı küresel güçler bugün silahlı mücadeleden. Ondan sebep o gün hükümet haindi bugün devlet katil… Kıvır muhalefet kıvır…

1128 akademisyenin yayınladığı bildiri büyük ses getirdi. Ama bu kez güzel olan aleyhte daha çok ses getirmesi idi. Cumhurbaşkanı Erdoğan bizzat çok sert bir şekilde karşı çıkınca bu bilim adamı müsveddeleri neye uğradığını şaşırdı, panik yaptı.

Panik de ne panik… Öyle korktular ki devletten koruma talep ettiler. Hani şu katil devlet diye atıp tuttukları devletten. Katilinden koruma istemek de ne oluyor ki? Kıvır muhalefet kıvır…

Muhalefet benzeri dansöz tutumunu Suriye’deki iç savaştan kaçan sivil halka hükümet ülke kapılarını açınca da takındı. Ülkeye milyonlarca sığınmacı gelip yerleşince niye kabul ediyorsunuz? Suriyeliler ülkedeki huzuru bozuyor diye oluşturdukları suni problemler üzerinden söylediler de söylediler.

Hükümet tamamen insani sebeplerle Suriyelileri kabul ettiklerini anlatsa da dinlemek bile istemediler.

Ta ki 2 Eylül sabahı Suriye’deki iç savaştan kaçan Aylan bebeğin kıyıya vuran ölü bedeninin objektiflerle dünya kamuoyuna yansımasına kadar. O güne kadar Suriyelileri insan olarak görmekten kaçan muhalifler bu kez birden Suriyeli sevici oldular.

Ama intibaha gelip de hükümeti Suriyelilere karşı uyguladığı propagandan ötürü tebrik etmediler tabi… Türkiye’nin uyguladığı politikanın haklılığı; muhalefetin aşağılık, insanlık dışı tutumu gün yüzüne çıkınca zerre utanmadılar.

Anında dansözlüğe başladılar yine… Kıvırdıkça kıvırdılar. Türkiye’yi bu kez de Suriye’nin iç işlerine karışmakla suçladılar, savaşı çıkarttırdığını söyleyip ölümlerden sorumlu tutmaya çalıştılar. Kıvırmaları bu kadar değildi tabi…

Birkaç ay önce Türkiye’yi Suriye’nin içişlerine karışmakla suçlayan dansöz muhalefet bugün de kalkmış NATO’yu Güneydoğu’daki operasyonlara müdahale etmeye çağırıyor. Gel ülkemin iç işlerine karış diye tempo tutuyor. Buyur buradan yak! Hani bir ülkenin içişlerine karışılmazdı? Kıvır muhalefet kıvır…

Tabi ki muhalefeti böyle kıvır kıvır kıvırtan, itibarsızlaştıran, etkisizleştiren dünyada Türkiye’ye özgün politikalar izleten derin bir güç var. Yani mutfakta biri var.

Türkiye’nin esas gücü, sermayesi akıl üstünlüğü olunca hiçbir güç, kuvvet, plan, proje karşısında tutunamıyor. Yoksa elbette koca bir cihan imparatorluğunu yıkan derin küresel gücün günümüzdeki varisleri durduk yere dansöz gibi kıvırmıyor.

Erbakan, Erdal İnönü için “onu izledikçe rahatlıyorum” diyordu. Ülkemizdeki muhaliflerin her olay karşısında bir önce söyledikleri sözleri yalayıp sürekli kıvırdıklarını görünce şimdi de bizler rahatlıyoruz.

Allah bu asırda lanetini Türkiye muhalifleri üzerine vermiş. Sürekli rezil edip bırakıyor. Allah’ın lanet ettiğine merhamet etmek de olmaz. Beter olsunlar…

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright