Eskiden bizimkiler böyleydi | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Eskiden bizimkiler böyleydi 05.03.2017 10:24

Eskiden bizimkiler böyleydi


Geçtiğimiz ay Fırat Üniversitesi öğretim üyelerinden Tümer Coşkun’un öğrencilerine verdiği sınav kâğıdında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve ailesine soyadını değiştirerek hakaret ettiği belgesiyle medyada yer aldı. Öğretim görevlisi gözaltına alındı, üniversite tarafından görevinden uzaklaştırıldı.

Üniversite yıllarında derslerimize gelmişti Tümer Coşkun… Yıllarca öğretim üyeliği yapmasına rağmen önüne bir unvan ekleyemese de mesleğine önem veren ciddi bir öğretim üyesiydi. Öğrencileriyle diyaloğu iyi olan, derslerinde de titiz davranan birisiydi.

Sormak lazım şimdi Tümer Coşkun’a ne geçti eline diye? Ya da fark edilmeseydi, gündem olmasaydı o soruyu sormuş olmakla neyi amaçlamıştı? Nerden baksanız şuursuzca, sonu hesaplanmadan, tamamen duygularıyla giriştiği bir eylemdi bu…

Belli ki tamamen Cumhurbaşkanı düşmanlığının dışa vurulmuş hali, propaganda amaçlı hazırlanmış bir soruydu… Kimlerin fikirleriyle besleniyorduysa, kimden bu düşmanca duygular kendisine aşılanmıştıysa artık gaza gelmişlik haliyle yapılmış bir korsanlıktı... Ya da sonuç itibariyle zararı sadece kendisine olan bir intihar eylemi…

Fırat Üniversitesi’nde karanlık bir odağın hala etkin olduğu zaman zaman bazı olaylarla hissediliyor. Bir süredir iyice sinmiş olsalar da kendi aralarında propagandaları, faaliyetleri devam ediyor belli ki…

Tümer Coşkun da belki bu odağın etkisinde kalmış ya da bu odağa iyi görünmek için bu eylemi yapmış olabilir. Orası muamma ama kesin olan bir şey var ki eylem tam anlamıyla amacının tersi sonuç doğurdu.

Öğrencilerinin olayın farkına varması ve büyümesi ihtimaline karşı kendisini ilerde savunmayı hesaplayarak da Cumhurbaşkanı ve ailesinin soyadlarını değişerek soru metnini hazırlamıştı. Böylesi bir ortamda kamuflajı kimse takmadı tabi…

Yaptığı bu korsanlıkla elindeki mesleğinden de oldu, yazık etti kendisine Tümer Coşkun… Eyleminin sonuç almasını bırakın düşmanlık ettiği kesimin ekmeğine en iyisinden bir tereyağı da sürmüş oldu. Amacı düşman bellediği zihniyete zarar vermek sonuç başta kendisi olmak üzere tarafı olduğu zihniyeti zarara uğratmak.

Eskiden bizimkiler böyleydi. Toplumda söz sahibi olmadığı, dışlandığı ve de korktuğu için tepkisini böyle şuursuzca, tamamen hesapsız bir şekilde verir; zararı kendi ve davası görür, faydasını ise düşmanı alırdı.

Vaaz kürsülerinde, konferanslarında ad vermeden yaptıkları imalarla büyük işler başardıklarını sanır ama anlatmak istediklerini anlamasını istediği topluluk anlamaz savcı ve polis anlar cezayı keserdi.

Ayrıca karşı tarafa aleyhte faaliyetleri için de meşruiyet doğurur her yönüyle zarar olurlardı. Aslında bu sinmişliğin, dışlanmışlığın, kendi ülkesinde yabancılaşmanın getirdiği bir refleksti… Hem karşı çıkmak, tepki göstermek istiyorlardı hem de bedel ödemekten korkuyorlardı. Zaten cezayı her türlü yiyeceksin bari açıkça ne demek istiyorsan anlat da millet de bir şeyler öğrensin…

Fırat Üniversitesi’ndeki bu olayı öğrenince baktım tarz, duruş aynısı… Maksat düşmana zarar vermek sonuç düşmanın ekmeğine yağ sürmüş olmak.

Bu olay aslında ülkenin geldiği noktanın özetini de anlatması açısından mühim… Kısaca olay şunu diyordu. Eski Türkiye mağlup olmuş Yeni Türkiye kazanmıştır. Eski Türkiye savunucuları artık ülke yönetiminden dışlanmış, Yeni Türkiyeciler yani ülkenin gerçek sahipleri yönetimi devralmıştı.

Kısacası bu ülkede yönetim el değişmiş, devletin asıl sahibi zihniyet ülkeye hâkim olmuştu. Şimdi sinme, takiye yapma, karından konuşma sırası 1923 rejimi savunucularına geçmişti. Ülke gerçek bir Kurtuluş Savaşı vermiş ve bunu kazanmıştı.

Olay küçük ve basitti ama anlattıkları çok anlamlıydı. Ülke sömürüden kurtulmuş, sefaletten çıkmış, içte ve dışta tam bağımsız politikalar izlemeye başlamış artık tüm dünyanın düşmanlık etse de diz çöktüremediği bir Türkiye var olmuştu.

İyi de esas mesele bu nasıl ve kim tarafından yapılmıştı? Aslında sorunun cevabı artık dilden dile dolaşıyor. Eskiden düşmanlıkla adını ananlar şimdi kıymetini bilemedik diye dizlerini dövüyor.

“Erbakan demişti” yeni atasözü olarak medya platformlarında yer alıyor. “Aldatmayan, aldanmayan tek lider” sözü artık doğaçlama bir biçimde onu kısaca özetleyen cümle haline gelmişti.

Zaten Tüm İslam Âlemini, tüm dünyayı zulümden kurtarıp, Türkiye’yi lider ülke yapma hedefi de başka liderin vizyonunda yoktu. Yaşadığı dönemde söylediklerini ciddiye almayanlar hatta alay edenler şimdi her gün bir konuşmasını yayınlıyor bunlar da olacak diye gelecekten haber veriyor.

Güneş balçıkla sıvanmaz atasözü vuku bulmuş, Erbakan gerçekliği insanların şuurlarına azar azar sunulmaya başlanmıştır. Artık devir Erbakan devridir. Erbakan için Altın Çağ yaşanmaktadır. Çok sürmez ülke gerçek kahramanını tam anlamıyla idrak edip, gerçek değerini de verecektir.

Yalan savaşlarla, sahte tarih bilgileriyle millete yutturulan kardan kahramanlar güneş yüzünü vurdukça, gerçekler ortaya çıktıkça ortadan kaybolacak millet kendisini gerçekten esaretten kurtaranın Erbakan olduğunu çok daha net bir şekilde görecektir.

Şimdilik “Erbakan ne demişse çıkıyor” diye başlayan bu süreç “meğerse vefatından sonrası da dâhil her şeyi Erbakan baştan planlamış, mücadelesini hatasız, eksiksiz vermiş ve başarmış” şeklinde hayat bulacaktır. Ne mutlu bugünleri Erbakan’dan taraf olup da görenlere…

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright