Elazığ neden hep geri gidiyor? | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Elazığ neden hep geri gidiyor? 29.08.2014 21:58

Elazığ neden hep geri gidiyor?



Gazetecilik mesleğinin en güzel taraflarından biri her kesimden insanla muhatap olup istediğiniz zaman pek çok kaynaktan bilgi, değerlendirme, yorum edinme fırsatına sahip olunabilmesidir.

Gerçi gazeteci olduğunuz için yayınlanma korkusuyla herkes samimi davranmaz ama yine de bazen memleket söz konusu olunca insanlar ellerini vicdanına koyup içindeki hislerini, özeleştirilerini samimice yapabiliyorlar.

Bu köşe yazısını ilimizde büyük yatırımlar yapmış ve halen de yapmaya devam eden değerli, genç bir iş adamımızın Elazığ’ımızla ilgili samimi değerlendirmelerine ve çok ilginç bulduğum ama çok da hak verdiğim bazı itiraflarına ayırmaya karar verdim.

Malum Elazığ hakkında kiminle görüşsen ne yakın geçmişini hayırla anlatıyor ne de geleceğine umutla bakabiliyor. Bu durum iş dünyasından siyasetine, medyasından sivil toplum örgütlerine ve sıradan vatandaşa kadar herkes için geçerli…

Bakmayın siz bazı kesimlerin “Elazığ’da artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, iyiye gidiyoruz” sözlerine… Ya iktidardan ya da ilin yöneticilerinden beklentisi vardır onların. Yoksa çevresindeki iller sürekli gelişip büyürken ve sadece yerinde saymak bile bir şehir için kabullenilemez bir hal iken geri gitmesi karşısında duyarsız kalmak anlaşılır bir şey değildir.

Neyse gelelim bu bağlamda bizim genç iş adamımızın Elazığ hakkında yaptığı değerlendirmelere… Kısa bir çay sohbetiydi yaptığımız ama anlattıkları Elazığ’ın neden geri gittiğinin, gelişemediğinin özetiydi adeta…

Öncelikle köşe başlarını tutan zevatın hiç değişmediğinden yakınarak şunları söyledi: “Şu Elazığ’da nereye baksam hep aynı insanları görüyorum yıllardır. Aynı şeyleri konuşuyorlar ama yaptıkları hiçbir şey yok. Elazığ’a faydası olsa sorun değil ama zerre faydaları da yok. Ne memlekete ne başka bir şeye fayda vermezler. Varsa yoksa egoları… Aslında hepsini şahsen severim de ama ne yapayım Elazığ’ı düşününce bu adamların artık bir kenara çekilmeleri tecrübeleriyle yeni, yetenekli isimlere destek olmaları lazım diye düşünüyorum.”

Konu Elazığ olunca kangrene dönen Elazığspor’a konu haliyle geldi. Elazığspor için ise görüşleri şöyle: “Elazığspor gün geçtikçe kötüye gidiyor. Düzeltmeyi bırak idare etmek mümkün değil. Hem iç şartlar hem de dış faktörler… Gerçi nasıl düzelsin. Bizler destek olmuyoruz ki! Çekmişiz elimizi ayağımızı izliyoruz sadece…”

Bu sözlerden sonra bence Elazığ’da yaşayacak her vatandaşın kulağına küpe olacak itiraflarını yapmaya başladı: “Zaten Elazığ’ın en büyük sorunu bu… Biraz zora geldik mi ya da memleketimizle ilgili bedel ödememiz gerekti mi hemen geri çekiliriz. Sorumluluğu üstlenene de destek vermeyiz. Bizde suç aranmasın diye de başlarız iftiraya, karalamaya… Bak işte ben de girmiyorum. Bizler Elazığspor’a destek olmuyoruz sonra da Elazığspor’u soruyoruz. Her şeyden kaçıyoruz, Elazığ geri gidiyor diyoruz.

Madem geri gidişin farkındayız taşın altına elimizi koymalıyız. Elimizden geleni yapmalıyız. Aynı yüzlerden şikâyetçiyim ama hiçbir aktivitenin içine girmiyorum. Elbette aynı yüzler olacak. Yeni isimler hep geri planda duruyoruz çünkü… Yıpratılmaktan korkuyoruz.”

Bu sözlerinden sonra yüzünden artık girişimde bulunacağı, aktif olacağı okunuyordu ama kafasında olacakları düşünüyordu galiba birden yüzü düştü, içi kaçtı, heyecanı bitti. Gerçekçi düşündüğü belliydi ki şunları söyledi: “Gerçi sen her türlü fedakârlığı yapmayı göze alıp, elinden gelen desteği verip Elazığspor’u şaha kaldırsan ne olacak ki? Ya da gir siyasete veya bir sivil toplum örgütüne, aktif çalış Elazığ’a çağ atlat. Ne olur sana söyleyeyim mi? ‘İyi götürüyor parayı… İyi bir maden bulmuş ki bu kadar asılıyor yoksa niye yapsın? Kendi menfaati olmasa o işi yapmazdı’ diyecekler. Yok, yok; yine herhalde en iyisi böylesi… Köşemizde oturmak.”

Hem tüm fikirlerine hem tüm itiraflarına hem de karamsarlığa kapılma sebeplerinin tamamına eminim ki Elazığ’da yaşayıp da hak vermeyecek yoktur. Söylediği karalamalara, iftiralara Elazığ’da iş yapmak, memlekete fayda vermek isteyip de muhatap olmayan var mıdır?

Hatta o eksik bıraktı ben tamamlayayım. Sadece karalamalarla kalsa iyi… Siz Elazığ için iyi bir hizmet, yatırım yapın anında onu akamete uğratmak isteyenleri, işinize sekte vurmak niyetiyle aynı işi yapmaya çalışacak insanları karşınızda göreceksiniz. Ve sonunda hep beraber hüsran…

Aktardığım itiraf sonrası yeri gelmişken ben de konuya uygunluğu itibariyle bir itirafta bulunayım… Aslında yazının başlığını “bir iş adamımızdan samimi itiraflar” koyup daha dikkat çekici bir hale getirmek istedim ama sonra “iyi para almışlar ki bu yazıyı yazmış”, “yalakalıkta sınır yok maşallah” gibi sözlerle edinilecek ön yargıların gölgesinde kalır diye vazgeçtim.

Hemen söyleyeyim o iş adamının bu dergide, ne reklamı var ne de dergiye tek kuruş faydası. Kendisiyle geçmişten bir tanışıklığımız da yok, geleceğe dair menfaat açısından umudumuz da… Hatta tanıtım için verdiğim dergiden bile para talep etmedim sonrası için abone yazayım mı deme cesaretim bile olmadı.

İşten bunalmış, yaşadıklarından sıkılmış bir anına denk geldim bir çay sohbetinde içini döktü, hepsi bu.

İşte maalesef güzelim memleketimizde kıskançlık çok kötü bir hal almış durumda… Bir köşe yazısına bile istediğiniz başlığı koyamıyorsunuz. Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde bile Elazığ’ın hasütlüğü yer alacak kadar meşhur yani…

Peki, bu kıskançlığın yaptırdığı karalamaları, iftiraları kale alıp geri adım atmak doğru mu? En az o kıskançlık ve yaptırdıkları kadar yanlış… Madem birileri iyi şeylerden rahatsızlık duyuyor; o zaman onları rahatsız etmek en büyük görevimiz olmalı…

Bakmayın Elazığ’da hasütlüğü meşhur diye yazdığıma, büyük çoğunluk bundan mustarip ve bu illetten de bir an evvel kurtulmak istiyor. O zaman köşesine çekilen başta o genç işadamı da dâhil Elazığ’ın geri gitmesinin en baş sebeplerinden olan bu korkaklığı yenip her türlü zorluğa, karalamaya karşı koymak lazım.

Madem birilerinin ortaya çıkması Elazığ’a fayda sağlayacak, onların geride durdukları her günün vebali amel defterlerine an be an işliyordur bilgileri olsun.

Bu yazıyı yazarken haberlerde ETSO Başkanı Ali Şekerdağ’ın bu yıl İstanbul’da ikinci ayağı yapılacak olan Elazığ Tanıtım Günlerine il yöneticilerinin gereken önemi vermedikleri açıklamasını dinledim. Konu Elazığ, amaç tanıtım ama destek yok! Şimdi Tanıtım Günlerinden vaz mı geçmeli; yoksa yola devam mı etmeli?

Ne olursa olsun bu Elazığ’da köşelerine çekilmiş ve Elazığ’a faydalı olmak için yanıp tutuşan iyiler de var muhakkak…

Bize düşen ise iyilerimizi öne çıkarıp, kötülerin etkisini ilimizde sıfırlamak. İşte ilk fırsat yaklaşan genel seçimler… Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası iktidar partisinin düşüşe geçtiği ve dağılacağı artık ufukta gözüküyor olsa da sonuçta Elazığ hangi partiden olursa olsun 4 vekil seçecek.

Başta medya olmak üzere, sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri, bürokratlar, iş adamları, akademisyenler Elazığ’ın menfaatleri için bir araya gelmeli. Bu çok zor belki ama en azından her kesimin etkili ve Elazığ duyarlılığı olan isimlerinden milletvekilleri seçilirse ilimize faydalı olur düşüncesiyle mümkünse organize hareket edip bir şeyler yapmak lazım.

Hiç değilse herkesin payına düşen sorumluluktan kurtulmak adına bu yapılmalıdır.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright