Doğu cephesinde değişmeler var | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Doğu cephesinde değişmeler var 08.01.2017 22:00

Doğu cephesinde değişmeler var


Genellikle 18. 19. ve 20. yüzyıllar içinde, İslam dünyasındaki entelektüel hayatın Batı karşısında yenik düştüğü kabul edilmektedir. Bu yenilginin teknolojik mukayese ile olduğu kadar bilim ve düşünce hayatı ile de yakın bir ilgisi var muhakkak. Bu yüzyıllar içerisinde İslam dünyasındaki bilim ve düşünce adamları kendi medeniyetlerinden kaynaklanan seçeneklerini geliştirmek yerine “Batıcılık” akımının etkisinde kalarak, genelde kendilerinden kaynaklanmayan sorunların çözümüne yönelik çabalarla adeta enerjilerini  “israf” ettiler. Kendilerine olan güvenlerini kaybettikleri için, “en iyisini Batı bilir” düşüncesi İslam dünyasını çevrelemişti. Esas itibariyle Osmanlı üzerine oynanan oyunlarla İslam dünyası teknolojik anlamda zayıf ve güçsüz bırakıldığı için bu yanaşma mantığı toplumu gerilettikçe geriletmişti.

Düşüncede yabancılaşan İslam dünyasındaki elitler zamanla modası geçmiş Marksizm ve Maoculuk ile koyu bir Amerikancılık akımına hem kendileri kapılmış hem de toplumun önemli bir kesimini bu girdaba sokmuştu. Halk bu sapmayı fark etmiş ama elitler bu girdaptan çıkmayı çok sonraları gündemlerine alabilmiştir. Hala bu akıntıya kürek çekenler var. Bundan ötürü de genellikle sivil kadrolar resmi kadrolardan daha hızlı düşünerek toplumu öze dönüşüme zorlamıştır. Elbette bunun bilimsel olarak desteklenmesi gerekiyordu ve bunun için de yirminci yüzyılın üçüncü çeyreğine kadar beklenilmişti.

20. yüzyılın ikinci yarısını start kabul edersek, Müslümanlar özellikle son çeyreğinden itibaren anti emperyalist ve anti sömürgeci davranışlar sergileyerek önemli oranda “anti-Batıcı” olmaya başlamışlardır. Başkalarının medeniyet kodları yavaş yavaş atılarak kendi medeniyet kodlarıyla düşünmeye ve davranışlar sergilemeye başlayan İslam dünyası artık teknik sahada ve politik sahada olduğu kadar finans alanında da görülmeye başlamıştır.

Genelde zihni dünyamız berraklaşmaya başlamıştır. Türkiye’deki son olaylar karşısında gösterilmiş olunan toplum refleksleri de bunu işaret ediyor zaten.

İslam medeniyeti tekrar etkin bir konuma gelebilecek atılımları sergilemeye başlamıştır. “Yiğit düştüğü yerden kalkar” ilkesince Türkiye’de düşen bu medeniyet yine Türkiye merkezli olarak ayağa kalkmaya başlamıştır.

Kazlıçeşme-Göztepe güzergâhında 100 dakikalık yolu 15 dakikaya indiren 14,6 km uzunluğundaki Avrasya Tüneli, Karadeniz ile Marmara Denizi’ni birleştirerek Montrö antlaşmasını paranteze alacak olan Kanal İstanbul, yıllık 170 milyon yolcu kapasiteli 3. Hava Limanı, imal edilmeye başlayan askeri malzemeler ve yerli otomobil, kalkınmamıza ve maddi alandaki değişimlerimize işaret ederken, “Dünya Beşten Büyüktür” gibi söylemlerle, kendi eski coğrafyamızla tekrar gönül köprüleri kurmaya başlamamız ve bu coğrafyadan bu ülkenin hedeflerine sıcak yaklaşımların görünür varlığı da düşünce dünyamızdan fıtrat kanunlarımıza yakılmış birer ışık olarak görülmesinde hiçbir mahsur yoktur zannederim.

Yazı içerisinde “Batı” kelimesi hep büyük harfle yazıldı. Çünkü Batı bir zihniyeti ifade etmektedir. Aydınlanma diye isimlendirilen geçen yüzyıldaki bütün “izm”ler Batılı değerlere üstünlük yüklemeyi öngörür. Batı esas itibariyle seküler bir kavram gibi gözükse de, esas itibariyle teolojik bir kavramdır. Batı örfünde giyinmek, salonlarda dans etmek, güzel müzikler, içkiler içmek, plajlara gitmek, din kültüründen uzaklaşmak, alafranga yaşam bunlar konfor olabilir ama Batı’yla yarışacak temel dinamitleri bunlar sağlamıyorlar. Kültürde batılılaşmak demek batının başardığını başarmayı bize vermiyor.

Keza “Doğu” kelimesi de yine bir zihniyeti ifade etmekte olup, Batı dışında kalan disiplinleri kapsamaktadır.

Her insan için yazdıkları, mensup olduğu medeniyetin nirengi noktasına isabeti hedef alır. İsabet ettirenlere selam olsun.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright