Şiddetli yaz | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Şiddetli yaz 23.11.2015 23:21

Şiddetli yaz


Yazın ve gündemin yakıcılığının beraberce etrafımızı kavurduğu günlerin adeta üzerimize çöktüğü zamanlardan geçiyoruz.

Zamanımız da geçiyor ancak zamandan yana geçtiğimiz büyük bir meçhul.

Zira meşhur ayetteki gibi hüsranlardayız.

Sevgisizliğin kuraklığında boğazların düğümlendiği, nutkun tutulduğu acıları yaşıyoruz.

Kötülüğün örgütlenerek ve dört yıllık kalkınma planları yaparak sandıktan sıçradığı çekirge oyunlarına şahid oluyoruz.

Daha iyisini yapamayacağımıza göre ve daha iyi olmaya çok da gerek olmadığına göre olanı bozabiliriz ya da yapılmak istenenlere engel olabiliriz kafasıyla hareket edenlerin kirli ittifaklarıyla karşı karşıyayız.

Binbir surat terörün her yerden neşvünema bulduğu kötülük düzeninin ortasındayız.

Dağlı eşkıyalarla şehir eşkıyalarının işbirliği yaptığı kirli bir seçimin ardından kötülüğün hayalindeki düzensizliğe boğduruluyoruz.

Terör denilince aklımıza silah ve kan geliyor. Oysa bu zorba şiddeti sadece bunlarla hissetmiyoruz. Artık kalemle, kağıtla, resimle, yanlış seçimlerle, reklamlarla, modayla, yalan yanlış haberlerle, ruhsuzlukla bile terör estirenler var.

Terör dağdan inip sonra yeniden dağa kaçan bir hayaletten ibaret değil artık.

Terör şehir kafelerinde vatan, millet ve din sevgisinden mahrum kalmış zihinlerin içtiği kahvelerin nikotini olmuş durumda. Pek gezici ve saldırgan ruhlarıyla şehrin kaldırım taşlarını silah gibi görecek kadar nefretle yıkanmış bedenler neye hizmet ettiklerini sorgulamadan sadece günlük çıkarların derdiyle terlemekte.

Allah`ın bile sevmediği bozgunculara soracak olsak islah ettiklerini anlatırlar.

Kırıp dökerek, yalan haberler yaparak ve kendileri gibi olmayanları düşman gibi göstererek ancak bozguncu olunur.

Bozguncu olunca da hiç aç kalmazlar. Nasılsa kendilerini besleyecek birileri hep vardı. Kafelerde oturmak, marka giyinmek, ekranların aranılan yüzlerinden biri olmak, dünyaya açılmak, gündeme gelmek isterlerse bozguncu düzene hizmet etmeleri gerekir. Bozgunculuk da terörün her türlüsüyle yapılır.

Zihinler paranın ve maddi gerçeklerin boyunduruğu altında şiddetle, temasa geçmeye başlar. Zihinlere yerleşen şiddet duygusu artık bulaşıcı bir hastalık gibi yayılır.

Şiddetle savaş verilir. Yaşam bir savaştır. Pastadan pay kapmak bir savaştır.

Adeta var olmak bir savaştır.

Darwinci zihinler elenmemek için şiddetle güçlenmeye çalışır ve şiddetle güçsüzleri yok etmeyi yaşam felsefesi haline getirir.

Yok ederek var olmaya çalışanların gülen yüzleri mutluluk ve iyilik halinden kaynaklı değildir. Sevimli görünme, dışlanmama, art niyetleri gizleme, iyi niyetleri istismar etme amacına yöneliktir. Reklamcılığın, pazarlamanın, oyunculuğun asrın meslekleri haline geldiği bir zamanda kötülüğün bozgunculuğu ruhları esir eder.

Neyseki modern dünyamızın fizik kuralları dediği sünnetullaha uygun bir etki tepki prensibi gereğidir ki yapılan her kötülük onu yok edecek bir iyiliğin doğuşuna susatıyor insanlığı.

İyiliğe duyulan özlemle iyileşecek insanlık, tarihi belleğini sağlam tutukça kötülüğe galip gelecektir.

Bozguncular üç günlük sefa sürerek sadece kendilerini yaşatma derdine düşerken iyilerin kurduğu dünyalar sonraki nesillere bile hizmet eder.

Osmanlı medeniyetinin suladığı topraklarda hala ecdadın iyiliği üzerimizde yaşarken tarihi bir an bile unutacak olursak, İslam`la özdeşleşmiş bir millet olarak var olduğumuzu bir an bile unutacak olursak tıpkı birinci dünya savaşı öncesinde olduğu gibi bu topraklar böyle kan gölüne çevrilerek ateş çemberine alınır.

Sömürgeci devletler gibi davranmamız beklenerek mülteciye açılan kapıların bile kapatılması istenir. Mülteci dediklerimiz ise düne kadar vatan parçası bildiğimiz topraklarda ki uzak akrabalarımız. Ama kafe köşelerinden, yüksek kulelerden başbelası bir ekonomik kayıptan başka birşey olarak görünmesi neredeyse imkânsız.

Çünkü kötülüğün düzeninde güçsüzün yaşama hakkı yoktur.

İyi olmak ve iyiliği yaşatmak kendiliğinden olacak şey değil. Hatta kötülüğün örgütlenmesinden daha sağlam bir yapılanmaya ihtiyacı var.

Kendi haline bırakılan her sistem entropik olarak bozulmaya ve çürümeye uğrar.

İyiyi düşünenlerin sesini daha fazla yükselteceği teknolojiden beslenmesi, yazılı ve görsel medyanın daha etkin kullanılması ahlaki rehavete dur denilmesini sağlayacaktır.

Toplumların çocuk seviyesinde görülerek sadece gördüğünü taklit ederek yaşamasını amaçlayanların aksine kelimeye, söze, düşünceye, manaya ve birlik beraberliğe davetin daha derinden gerçekleştirilmesi ve seyredilen oyunların tarihin aynasından yansıyan ışıklarla aydınlatılması gerekir.

O zaman görülecektir ki insanı seven ve yaşama değer veren bir sistemde şiddete ve düşmanlığa yer yoktur, gönülden bir muhabbet ve birliktelik vardır.

 

 

 

 

 

 

 

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright