Türkiye, Demokrasinin İslamileştirilmesi Sürecinin Sancılarını Yaşıyor! | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Türkiye, Demokrasinin İslamileştirilmesi Sürecinin Sancılarını Yaşıyor! 03.10.2014 23:21

Türkiye, Demokrasinin İslamileştirilmesi Sürecinin Sancılarını Yaşıyor!


Erbakan, küresel emperyalizmin güdümündeki dünyada hali hazırdaki demokratik işleyişle ilgili şunları söylüyordu:

 “İslam âlemi dağınıktır. İslam dünyasını Siyonizm diktatur ve demokratur oyununa getirmiştir. Demokrasi halkın kendini yönetmesi; demokratur ise halkın yönetime alet edilmesidir. Şu anda dünyadaki yönetimler demokrasi değil demokratur rejimidir. Siyonizm kurduğu demokratur sistemiyle insanlığı sömürmektedir. Medya ile bütün insanlığı narkozlamaktadır.”

Erbakan, Siyonizm’in İslam âleminde demokrasiyi değil demokratur oyununu sergilediğini belirterek, halkın yönetime alet edildiği bir hile rejimi ve köle düzeni kurduğunu anlatıyordu.

Erbakan’ın oynanan bu demokratur oyunuyla ilgili bir başka çarpıcı değerlendirmesi ise şu idi:

 “Siyonizm Türkiye’de demokrasiyi yazı tura oyununa çevirdi. Parayı havaya attığında tura gelirse AP seçimi kazanıyor, Yahudi iktidar oluyor; yazı gelirse CHP seçimi kazanıyor ve yine Yahudi iktidar oluyor. Biz bu parayı dik tutturacağız, dik!”

Siyonizm tüm dünyada sergilediği bu demokratur düzenini iki küresel materyalist ideolojinin muvazaalı kavgası temelinde dizayn etmişti.

Komünizm ve Kapitalizm!

ABD’deki demokratur rejimi Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki danışıklı dövüş çerçevesinde 100 yıldır Yahudi lobilerinin kontrolünde yürütülüyor.

Benzer bir durum AB ülkeleri içinde geçerli.

AB ülkelerindeki demokratur oyunu yıllardır Hıristiyan Demokratlar ile Sosyal Demokratlar arasında süregelen iktidar kavgasında Siyonizm’in tahakkümü altında sahneleniyor.

Ülkemizdeki hile rejimi ve köle düzeni de yıllarca CHP ile AP derin ittifakıyla milletin boynunda demoklasin kılıcı gibi sallanıp durdu.

Kısacası dünya hâkimiyetini amaç edinen bir güç odağı ile üstün bir siyasi aklın hedefine ulaşması için mutlaka bütün dünya insanlığını kuşatacak küresel boyutta teşkilatlanmış birbirine alternatif iki güçlü siyasi organizasyona sahip olması şarttır.

Erbakan tamda bu nedenden dolayı “Biz, demokrasiyi İslamileştireceğiz diyordu!”

Günümüzde siyasi partilere yüklenen misyon geçmişte mezheplere yüklenmişti!

Zaten mezhep, fırka, parti gibi kavramlar Arapça” hizp” kelimesinden türemiştir.

Kâinatın Efendisi Hz. Muhammedin (SAV) yaşadığı dönemde İslam dini yalnızca Mekke ve Medine gibi iki küçük kasabaya hâkimdi.

Hz. Peygamberin vefatından sonra Hulefa-i Raşidin döneminde gerçekleştirilen büyük fetihlerle birlikte 20 yıl gibi kısa sürede İslam cihanşümul bir din haline geldi.

Emeviler ve Abbasilerle birlikte İslam Ortadoğu’ya, Afrika’ya, Anadolu’ya, Balkanlara, Kafkaslara, Avrupa’ya kadar uzanan evrensel bir din oldu.

İslamiyete farklı milletlerden, toplumlardan, kültürlerden, coğrafyalardan, ırklardan büyük bir ilgi ve katılım olunca İslam’ın zamana, şartlara, çağa uygun olarak yorumlanması zaruret haline geldi.

İslam dini hakkı, onu temel esas alan mezhepler ise doğruları temsil eder!

Erbakan bunu şöyle izah ediyordu:

Hak, zamana, şartlara, mekâna göre değişmeyen gerçekler demektir.

Örneğin 2X2=4 eder. Bu 1000 sene evvelde böyledir, şimdide, 1000 sene sonrada!

Doğru ise zaman ve şartlara göre değişkenlik gösterir.

Mesela yağmurlu havada şemsiye taşımak doğrudur ama güneşli havada doğru değildir!

Hz. Muhammed (SAV) hayatta iken doğrulara yani mezheplere ihtiyaç yoktu.

Çünkü Hz. Peygamber hakkı ve hakikati yani değişmeyen gerçekleri temsil ediyordu.

Güneş varken, aya ya da yıldızlara ihtiyaç kalmaz!

Onun vefatından sonra İslam evrensel boyutlara ulaşınca başka bir peygamberde gelmeyeceği için İslam’ın emir ve yasaklarının farklı kültürler, toplumlar, coğrafyalar tarafından kavranması, anlaşılması, idrak edilmesi ve yaşanması için doğrulara yani mezheplere ihtiyaç vardı.

Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin mezheplerin misyonuyla ilgili enfes bir benzetmesi var.

“Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattir. Tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... İşte burada hak taaddüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur denilebilir mi?”

Geçmişte mezheplerin üstlendiği görevlerin, sorumlulukların günümüzde siyasi partiler aracılığıyla gerçekleştirilmeye çalışılması modern dünyada en pratik ve akılcı yöntemdir.

Erbakan’ın belirlediği Yeniden Büyük Türkiye önderliğinde D/8’in 6 temel ilkesi doğrultusunda Adil Düzene dayalı Yeni Bir Dünya hedefine doğru hızla yol alan Türkiye’nin diğer ülke ve toplumlara ihraç edecek İslam temelli iki büyük küresel ideolojiye sahiptir!

Bunlar, Erbakan liderliğindeki Milli Görüş ve Bediüzzaman Hazretlerinin önderliğini yaptığı Risale-i Nur harekâtı!

Her iki büyük davada İslam temelli!

Her ikisinin de küresel bir söylemi, yapılanması, uzantıları ve işbirlikçileri var!

Her iki kutlu davanın önderleri, Dünya Siyonizm’iyle mücadele etmiş ve İslam’ın yeryüzüne hâkimiyetini esas almışlardır!

Her iki davada din, dil, ırk, mezhep, bölge, coğrafya, etnsisite ayrımı yapmadan tüm insanlığı kucaklayacak bir evrensel plan ve projeye sahiptir!

Saadet Partisinin geçmişi muhteşem başarılarla dolu hak merkezli Milli Görüş ideolojisi var ama başarılı bir siyasi kadrosu yok.

AKP’nin ise ideolojisi eksik ama başarılı siyasi kadroları var.

Milli derin devlet, bölge lideri küresel bir güç olmak istiyorsa mutlaka Saadet Partisinin ideolojisi ile AKP’nin başarılı kadrolarını bir araya getirmek mecburiyetindedir.

Buna karşın Cemaatinde İslam odaklı evrensel bir ideolojisi var ama yetişmiş siyasi kadroları yok.

Cemaat merkezli kurulacak yeni bir siyasi oluşum AKP’den, CHP’den, MHP’den ayrılmış ya da dışlanmış siyasetçileri içinde istihdam ederek bu eksiklik rahatlıkla giderebilir.

Ülke siyasetinde günümüzde ve gelecekte yaşanacak sürpriz gelişmeleri bu plan doğrultusunda analiz etmek şarttır.

Türkiye, 2023 yılında Milli Görüş ve Risale-i Nur merkezli hakkı üstün tutan iki evrensel siyasi partiyle tüm insanlığı hak, adalet, kardeşlik ve barış temelinde yönetecek bölge lideri küresel bir güç olacaktır.

Yani, Dünya Siyonizm’ine bağlı küresel, inkârcı Kapitalizm/Komünizm ideolojileri yıkılacak ortaya çıkan boşluk Türkiye merkezli İslam’ı esas alan Milli Görüş ve Risale-i Nur odaklı iki evrensel parti ile doldurulacaktır!

2023 yılında bitirilmesi hedeflenen bu plan milli derin devletin global siyasi mühendislik projesidir ve hiçbir güç buna engel olamayacaktır.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright