Medya Gerçekten Baskı Altında mı?  | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Medya Gerçekten Baskı Altında mı? 23.11.2015 19:00

Medya Gerçekten Baskı Altında mı?


 

Küresel sermaye medyasının ağzından düşürmediği ve sürekli çiğnediği bir sakız var!

 

Türkiye’de medya baskı altında!

 

Şer mahfillerin ipoteğindeki medya yıllardır ciyak ciyak bağırarak şöyle diyor:

 

--Muhalif gazeteciler tutuklanıyor…

 

--Fikir hürriyeti kalmadı…

 

--Basın özgürlüğü bitti…

 

“Siyasi irade ülke medyasını baskı altına aldı” yaygarası koparan Batı yandaşı medya gruplarının gazetelerine ve televizyon programlarına bakıldığında söz konusu olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a düşmanlık etmekse eğer ipinden kopmuş azgın boğa gibi davrandıkları rahatlıkla görülebilir.

 

Anayasada vatana ihanet dışında hiçbir icraatından, eyleminden, kararından sorgulanmasının mümkün olmadığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerek şahsı gerekse ailesi azgın azınlık Sabetayist medya mensupları tarafından her türlü hakarete, iftiraya ve mesnetsiz suçlamalara yıllardır muhatap olmaktadırlar.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesine manşetten hakaretler etmeyi alışkanlık edinmiş; televizyon programlarında aşağılamayı, köşe yazılarında eleştirinin ötesinde küfretmeyi temel paradigma haline getirmiş medya puştları utanmadan birde baskı altındayız diyerek yaygara koparıyorlar.

 

Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali!

 

PKK’yı rahatlıkla savunan; terör örgütünün cinayet ve terör eylemlerini bin bir dereden su getirip meşrulaştırmaya çalışan; siyasi uzantısı partiyi açıkça sahiplenen ve seçimlerde oy vereceğini ilan edip seçmenden de destek isteyen Tapınakçı medya şövalyelerinin Türkiye’de basın özgür değil naraları atmaları karşısında insanın isyan edesi geliyor.

 

Bu ülkede asıl sorulması gereken soru şu aslında!

 

Özgür medya diye yaygara koparan gazeteciler, yazarlar ne kadar özgür?

 

Bağımsız medya diye çığırtkanlık yapan aydınlar ne kadar bağımsız?

 

Fikir hürriyetini kutsallaştıran medyanın gerçekte ne kadar fikri hür, vicdanı hür?

 

Küresel Yahudi sermayesinin uzantısı, derin güç odaklarının güdümünde, uluslararası istihbarat örgütlerinin ipoteği altında olan medya kuruluşlarının özgür basın naraları atıyor olmalarına kimse kanmasın!

 

Ülke medyasının kan tahlilini yapmak ve röntgenini çekmek için 28 Şubat post- modern darbe sürecine bakmak yeterli.

 

Bugünlerde illa koalisyon hükümeti kurulsun diye bir yerlerini yırtarcasına bağıran Tapınakçı medya, 1996 ‘da dönemin en güçlü iki partisi olan Refah Partisi ile Doğru Yol Partisinin ittifakında kurulan ve Cumhuriyet tarihinin en başarılı icraatlarına imza atmış Refah-Yol iktidarına karşı son derece kirli ve kuralsız bir savaş yürüttü.

 

Erbakan’ı Başbakanlıktan indirip Refah-Yol Hükümetini yıkmak için ABD’de planlanan 28 Şubat post-modern darbe sürecinde şimdilerde özgür ve hür medya diyerek vaveyla koparan Masonik unsurlar o dönemde TSK içindeki cuntacı askerlerle kol kola ve iç içeydiler!

 

Refah-Yol Hükümetini yıkmak için cuntacı komuta kademesinin Genelkurmay Karargâhında milli iradeye karşı verdiği brifinglere katılan, konuşmacı generali ayakta alkışlayan gazeteci, yazar, aydın ve akademisyen takımının oyuncuları günümüzde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a diktatör diye saldıranların ta kendileridir!

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AKP iktidarını muhalif medyaya baskı yapmakla suçlayan emperyalist medya mensupları,  28 Şubat sürecinde askerlerden gelen talimatla gazete manşetlerini belirlediler.

 

Askerler tarafından andıçlanan mesai arkadaşlarını yıllarını verdikleri gazetelerinden kovdular.

 

Şimdilerde bağımsız medya diyerek yeri göğü inleten tufeyli gazeteciler takımı, 28 Şubatta adının yazılmasını istemeyen cuntacı komutanların Refah-Yol Hükümeti aleyhine verdikleri demeçleri manşetten kamuoyuna duyurmanın derdine düşmüşlerdi.

 

4 milyon üyesi olan ve 6 milyon seçmenin oyuyla Türkiye’nin en büyük partisi Refah Partisinin Genel Başkanı, Refah-Yol Hükümetinin Başbakanı Erbakan’ın şahsını hedef alan hakaretlerde bulunan dönemin Ergenekoncu komuta kademesinin yaptığı terbiyesizliklere, edep dışı davranışlara, çukur açıklamalara en fazla alkış tutanlar var ya AKP iktidarında medya baskı altında diyen günümüzdeki medya puştlarının ta kendileriydi!

 

Medya özgürlüğünden, fikir hürriyetinden dem vurup iktidara Anayasa, hukuk ve kanunlar üzerinden demokrasi dersi vermeye yeltenen medya unsurları, Refah Partisi ile Fazilet Partisi hakkında Yargıtay Başsavcılığı tarafından kapatılma istemiyle dava açılmasını iştahla alkışlamışlardı.

 

AYM her iki partiyle ilgili kapatma kararı verdiğinde zevkten dört köşe olmuş şekilde alınan kararları yönettikleri gazetelerin manşetlerine taşımayı ihmal etmemişlerdi.

 

2011 Genel Seçimleri öncesi AKP’yi hedef alan ve Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yayınladığı 27 Nisan E- Muhtırasını çılgınca alkışlayıp yine gazete manşetlerinden büyük bir umutla destekleyen Sabetayist medya mensuplarının bağımsız, özgür ve hür medyadan bahsetmeleri tipik Yahudi pişkinliğinin, ikiyüzlülüğünün kamuoyuna tecelli etmiş hali dışında hiçbir önemi yoktur.

 

Ülkemizde yapılmış 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan muhtıra ve darbe girişimlerinin tümünü asker adasıyla selamlayan; milli iradeye karşı ihtilal yapan komuta kademesinin postalını öpmek için sıraya giren; üst düzey cuntacı kadroların emir eri olmayı şeref sayan medya kesimlerinin Türkiye’de medya baskı altında diyerek özgürlük, bağımsızlık çığırtkanlığı yapıyor olmaları yalnızca bir illüzyondur!

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright