Erbakan’ı Korkaklıkla Suçlayan Erkeklerin Katıldığı MGK’ndan Cemaatlerle Mücadele Kararı Çıktı! | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Erbakan’ı Korkaklıkla Suçlayan Erkeklerin Katıldığı MGK’ndan Cemaatlerle Mücadele Kararı Çıktı! 06.12.2014 19:07

Erbakan’ı Korkaklıkla Suçlayan Erkeklerin Katıldığı MGK’ndan Cemaatlerle Mücadele Kararı Çıktı!


Refah-Yol iktidarını yıkmak ve Erbakan’ı başbakanlıktan indirmek için harekete geçen dış/iç Siyonist güçler 28 Şubat post-modern darbesini planlayıp gerçekleştirdiler.

28 Şubat 1997 MGK toplantısından sonra batı işbirlikçisi medya ile uzantısı İslamcı medyada Erbakan’ı itibarsızlaştırmak için yıllarca sürecek olan şiddetli bir kara propaganda dönemi başlatıldı.

28 Şubat MGK toplantısının ardından bazı gazetelerin başlıkları şöyle idi:

16 Mart 1997 Sabah Gazetesi: PAŞA PAŞA  İMZALADI

16 Mart 1997 Hürriyet Gazetesi: AYNEN İMZALADI

18 Nisan 1997 Hürriyet Gazetesi: BECEREMEDİNİZ ARTIK BIRAKIN (Fethullah Gülen Hoca’nın kanal D’de Yalçın Doğan’a yaptığı açıklamayı Hürriyet bu şekilde manşete taşımıştı)


Bu süreçle ilgili medyada Erbakan’a atılan en büyük ve karanlık iftira 28 Şubat kararlarının tarafından imzalandığı yönündeki ısrarlı yayınlardı.

Erbakan’ın 28 Şubat kararlarına evet dediğine dair Yahudi ve yandaşı İslamcı medyada yapılan yalan ve illüzyon haberlere en büyük destek Refah Partisi içinde Erbakan’a karşı isyan çıkaran Erdoğan ile yenilikçi arkadaşlarından gelmişti!

28 Şubat sürecinde Erbakan’ı kamuoyu ile kendi teşkilat ve tabanında yıpratmak için korkunç bir psikolojik harp saldırıları başlatıldı.

Topluca medyanın başını çektiği bu algı operasyonları öyle etkili oldu ki günümüzde bile halen daha 28 Şubat MGK kararlarının Erbakan tarafından imzalandığına inanan önemli bir kesim mevcut.

Erbakan yıllarca bu ülkede İslamcı kesimler tarafından İmam Hatip Liselerini kapatmakla, başörtüsü zulmüne destek olmakla, Kuran Kurslarının kapatılmasına sebep olmakla suçlanıp haksız eleştirilere, hakaretlere maruz kaldı.

Erbakan’ın dediği, “Hak zeytinyağı gibidir. Eninde sonunda mutlaka üste çıkar” kaidesi 28 Şubatın üzerinden tam 16 sene geçtikten sonra bir kez daha tekerrür etti!

28 Şubat post- modern darbesiyle ilgili 2013’te açılan yargı soruşturmasında Genelkurmay tarafından mahkemeye gönderilen dönemin MGK toplantılarının resmi tutanakları açıklandığında şu gerçek tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı:

İddia edilenin aksine Erbakan kararların altına imza atmamıştı!

İsterseniz mahkeme tarafından okunan MGK tutanağı olarak tanıtılan zabıtta yazılanları birlikte okuyalım:

 “Başbakan Necmettin Erbakan, ‘Bu kadar saat oldu, şimdi kararları önlerine koydular imzaladılar olmasın, biz bunları bir inceleyelim’ yorumunu yaptı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de ‘Doğru söylüyorsunuz Sayın Başbakan. Aceleye getirilmesin, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı da incelesin. Zaten redakte edilecek yerleri var onlar da yapılsın.’ ”

30 Eylül 2013 tarihinde Milli Gazeteye röportaj veren Ali Bulaç, şöyle diyordu:

“28 Şubat sürecini çok iyi yaşamış, yakından takip etmiş biriyim. O günlerde Erbakan Hoca bizi Ankara’ya davet etmişti. Süreç hakkında bilgilendirdi. Bugün hayli yüksek makamda bulunan bir zat, gece saat 2’de beni kenara çekti ve “Erbakan Hoca’yı ikna edin. Yine, bildiğini okuyor. Çok tehlikeli bir süreç bu, hepimize felaket getirecek” dedi.

Bu etkili zatın istediği, Erbakan Hoca’nın MGK toplantısında alınacak kararlara direnmemesi, askerlerle diyalog içinde olması ve hatta ne istiyorlarsa yerine getirmesiydi. Ben toplantıda bu zatın taleplerini dile getirdim, Erbakan Hoca, MGK’nın hazırladığı paketin asla kabul edilmeyeceğini, ancak fazla gürültü-patırtı çıkarmadan, Türkiye’yi tehlikelerin içine atmadan bu badireyi atlatmaya çalışacağını söyledi.

Bu, Erbakan Hoca’nın,“28 Şubat kararlarını paşa paşa imzaladı” yolunda yerleşmiş bir kanaatin tamamen yanlış olduğunu gösterir, bu yanlış olaya tanıklık etmiş biri olarak tashih etmeyi görev biliyorum. Bugün ortaya çıkan MGK tutanakları Erbakan Hoca’nın o günkü şartları son noktasına kadar zorlayarak direndiğinin apaçık ispatı.”

Bu konuda en çarpıcı iddia ise 21 Şubat 2012’de 28 Şubatın tartışıldı programına Mehmet Ali Birand`ı konuk eden gazeteci Cüneyt Özdemir`den geldi.

Cüneyt Özdemir programında şu açıklamayı yaptı:

“Yalnız size çok özel bir şey söyleyeceğim. Belki de ilk kez duyacaksınız. Ben de geçtiğimiz günlerde bir gazeteci meslektaşın göstermesiyle gördüm. Yakında büyük bir haberi patlatacaklar ama onların haberine gölge etmek istemem. Fakat gerçekten Erbakan o Milli Güvenlik Kurulunda 28 Şubat’ta 18 maddenin altına imza atmamış. Tam tersi, 18 madde sonradan eklenmiş.”

28 Şubattan 16 sene sonra en şiddetli Erbakan muarızı olan siyasiler, gazeteciler, aydınlar, akademisyenler tarafından dönemin MGK kararlarının Erbakan tarafından imzalanmadığına dair itiraflar medyada yer almaya başlamıştı!

Bu gerçek karşısında yıllarca Erbakan’ı haksız iftira ve suçlamalarla karalamaya çalışan sözde İslami kesimlerde pişmanlığını ifade eden tek bir gazeteci, aydın, yazar, kanaat önderinin çıkmamış olması inançlı olduğunu iddia edenlerin gerçekte büyük bir küfür bataklığında yüzdüklerinin en açık kanıtıdır!

28 Şubat sonrasında Erbakan’a karşı “Dik duramadı, masaya yumruğu vuramadı, imza atmayacaktı, baskılara direnmedi” diyerek Refah Partisi camiasında kendilerine taban ve destek devşirmek isteyen Erdoğan ve yenilikçi arkadaşları sonradan AKP’yi kurdular ve 12 yıldır tek başına iktidar olarak ülkeyi yönetiyorlar.

Erbakan’ı –haşa- korkaklıkla suçlayan yenilikçi kadroların %50 halk desteğiyle tek başına iktidarında yapılan son MGK toplantısı 10 saat 25 dakika sürdü!

Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli MGK toplantısında erkek, cesur, yumruğu masaya vuran, Kasımpaşalı, delikanlı geçmişin yenilikçileri zamane AKP kadroları  ‘irtica ile mücadelenin” yeniden Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne yani Kırmızı Kitap’a girmesi kararının altına imzayı çakıverdiler!

AKP’nin tüm cemaatlerle mücadele eylem planını imzaladığı hükümete yakın gazeteciler tarafından da doğrulandı.

İktidara yakınlığı ile bilinen Sabah Gazetesi’nin İstihbarat Şefi Abdurrahman Şimşek, AKP’nin tüm cemaatlerle mücadele edeceğini itiraf etti. Şimşek, bir televizyon kanalında yaptığı konuşma sırasında, “Süleymancı, Menzilci, Nakşi, İsmailağa ve İskenderpaşa cemaati aklınıza gelecek en ufak cemaate izin verilmeyecek” dedi.

28 Şubat sürecinde en şiddetli Erbakan düşmanlığı yapan sözde radikal dinci Dilipak da “Tek cemaat “Cemaat” değil. Ve hangi cemaat o güce erişse sanki olacak ondan farklı da değil”  açıklamasını yaptı.

28 Şubat’ta Erbakan’ın üzerine beton dökmek için yalan propaganda yapan İslamcı siyasetçiler, gazeteciler, aydınlar, tarikat ve cemaatler; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında yapılan son MGK toplantısında “irtica ile mücadele” adı altında ülkedeki tüm tarikat, cemaat ve dini yapılanmalarla mücadele eylem planı karşısında adeta süt içmiş kediye dönüverdiler!

Bir tek Allah’ın kulundan dahi AKP iktidarı aleyhine ses çıktığına şahit olmadık!

O zaman Erbakan ve Refah-Yol iktidarının suçu ve günahı ne idi?

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, izansızlığın (kalp körlüğü) küfürden bir şube olduğunu söyler!

İzansızlık problemi toplumumuzun tüm kesimlerine sirayet etmiş ve çözülmesi gereken en öncelikli sorunumuzdur!

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright