Ülkesini çok seven Akif neden Mısır’a gitti… | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Ülkesini çok seven Akif neden Mısır’a gitti… 22.10.2016 16:30

Ülkesini çok seven Akif neden Mısır’a gitti…


Mustafa Kemal, Millî Mücadeleye başladığı zaman Akif, gönül­lü olarak bu harekete katıldı. Çeşitli şehirlerde konuşarak, halkı Millî Mücadele’nin içine çekmeye çalıştı.

Küçük çapta başlayan is­yanları bastırmak için çırpınıp durdu. Camilerde yaptığı vaazlar, on binlerce adet bastırılarak cephelerdeki askerlerimize ulaştırıldı.

Büyük Millet Meclis`i 1920`de açılınca Mehmet Akif Ankara`ya geldi. Meclis`e Mustafa Kemal`in isteğiyle Burdur milletvekili olarak girdi.

Ancak Cumhuriyetin ilânına rağmen bir muhalefet partisi yoktu. Kurulan iki ayrı parti de kapatılmıştı.

Ama Meclis içinde bir muhalif grup vardı. Bu yüzden zaman zaman çok sert tartışmalar oluyordu.

Muhalif milletvekilleri arasında, Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey dikkat çekiyordu. Hükümet, Ali Şükrü Beyin muhalefetinden çok rahatsızdı. Ali Şükrü Bey, Muhafız Alayı Kumandanı Topal Osman tarafından öldürüldü.

Meclis­te büyük fırtınalar koptu. Atatürk, Birinci Büyük Millet Meclisini, sü­resinden bir yıl önce feshetti. O Meclisin muhalif milletvekillerinden hiçbiri, ikinci meclise giremedi. Mehmet Akif Ersoy da seçilemeyen­ler arasındaydı.

Akif, Meclis dışında bırakılmakla kalmadı. Herhangi bir devlet dairesinde vazife de verilmedi. Daha ötesi emekli maaşı da ödenmedi.

Akabinde çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu ile yazdıkları yasaklandı ve toplatıldı. Üniversitedeki hocalığına da son verilmişti.

Dahası var;

Akif`in arkasına sivil polis taktırıldı. Akif nereye gittiyse bir vatan haini gibi polisler onu takip etti.

Akif bundan büyük üzüntü duydu. “Ben bir vatan haini gibi polis takibinde yaşayamam” dedi.

Mısır`daki arkadaşı Halim Abbas Paşa O’na Mısır Üniversitesi`nde bir görev buldu. Akif çocuklarını geçindirebilmek için çıkıp Mısır`a gitti. El-Ezher üniversitesinde müderrislik yapacaktı.

Kendisi, bu gidişin gerekçesini dostlarından Şefik Kolaylı’ya “Arkamda hafiye gezdiriyorlar. Ben, vatanını satmış ve memlekete ihanet etmiş adamlar gibi muamele görmeye tahammül edemiyorum. İşte, bundan dolayı gidiyorum” sözleriyle açıklamıştı.

Bir kaç sene yazları İstanbul’da, kışları Mısır’da geçirdi. 1926 kışından sonra Mısır’dan dönmedi. Kahire yakınlarındaki Hilvan’a yerleşti. Burada adeta inzivaya çekilerek Kur’an tercümesi üzerinde çalışmasını sürdürdü.

Hastalığı artınca hava değişikliği iyi gelir düşüncesiyle önce Lübnan’a, sonra Antakya’ya gitti, fakat Mısır’a hasta olarak döndü. İyileşememişti.

17 Haziran 1936’da tedavi için bu kez İstanbul’a döndü.

O’nun geri gelişini hazmedemeyen kişiler O’na vize veren konsolosluk hakkında tahkikat başlatmış ve bu tahkikat vefatına kadar sürmüştür.

Safahat’ın yedinci kitabı olan Gölgeler’i Akif Mısır’da tamamladı. Bu kitaptaki şiirlerde Akif yaşadığı kırgınlığı, vatan hasretini aktarmıştı mısralarına.

Kitap, Kahire’de Osmanlıca olarak basılıp Mehmet Akif’e gönderildi. Ancak şiirler eski harflerle basıldığı ve “muhteviyatının irticai propagandalarla dolu” olduğu bahanesiyle gümrükte tutuldu.

1928’de harf devrimi yapıldıktan sonra ta 1943 yılına kadar Safahat’ın hiç basılmamış olması nasıl bir siyasi atmosfer yaşandığını gösterir.

27 Aralık 1936 tarihinde Beyoğlu’ndaki Mısır apartmanında kaldığı dairede hayatını kaybetti. Akif’in cenaze namazı için herhangi bir resmi tören hazırlanmamıştı. Cenazeye resmi kişilerden ve kuruluşlardan katılan hiç kimse olmadı. Ancak büyük bir üniversiteli topluluk katıldı.

Edirnekapı Mezarlığı’na gömüldü. Mezarı iki yıl sonra, üniversiteli gençler tarafından yaptırıldı; 1960’ta yol inşaatı nedeniyle kabri Edirnekapı Şehitliği’ne nakledildi.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright