Sultan Abdülhamit’ten sonra Filistin toprakları “tarumar” edildi | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Sultan Abdülhamit’ten sonra Filistin toprakları “tarumar” edildi 06.12.2014 19:06

Sultan Abdülhamit’ten sonra Filistin toprakları “tarumar” edildi


Alman Birliğini kuran Prens Ottovon Bismark`ın:

"Dünyada yüz gram akıl varsa, bunun doksan gramı Abdülhamit Han`da,

Beş gramı bende,

Kalan beş gramı da diğer dünya siyasilerindedir" dediği Sultan Abdülhamit’ten bahsedeceğim sizlere.

Osmanlı padişahlarının tartışmasız en tartışılan padişahıdır Sultan Abdülhamit.

Ne Kanunnameli Fatih ne doğu seferine çıkmış Yavuz ne de batılı kanunlara hoşgörü gösteren Kanuni Abdülhamit kadar tartışılmıştır.

Sıkıntılı bir dönemin padişahıdır.

Ama üstesinden gelecek kadar zekidir.

Filistin meselesinde takındığı tavır onun dehasının ipuçlarındandır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu görebilen Sultan, ülke topraklarının hiç olmazsa stratejik ve ekonomik açıdan önemli olan kısmını kurtarmak için dâhiyane bir strateji geliştirmişti.

İleride ülkenin başına gelebilecek olaylara karşı zamanın en iyi hukukçularından, iktisat ve emlak uzmanlarından oluşturduğu bir kurul yardımıyla, mülkünü diğer sultanların yaptığı gibi hükümdarlık makamına bağlı olarak “Hazine-i Hümayun”a değil, kendi adına, yani “Hazine-i Hassa”ye kişisel emlak olarak kaydettirmişti.

Saltanatı süresince uygun yasalardan yararlanarak doğrudan satın alıp Anadolu, Filistin, Suriye, Irak, Yunanistan, Arnavutluk, Bingazi (Libya) ve Kıbrıs’ta geniş çaplı emlak ve sayısız işletmeyi uhdesine geçirdi.

Öyle ki, Suriye’deki en verimli toprakların 1/3’ü (üç milyon dönüm), Filistin’deki ekilebilir toprakların 1/7’si (1.036.000 dönüm), Irak’ın o tarihteki petrol yataklarının en zenginlerini özel mülkiyet haline getirdi.

Abdülhamit Han’ın sahibi olduğu petrol yataklarının sadece işletmeye açılan bölümünden Uluslar Petrol Grubu yılda 4 milyon ton petrol üretiyordu.

Abdülhamit Han’ın Avrupa, Asya ve Afrika’ya yayılan emlakı üzerinde çiftlikler, rıhtım ve liman tesisleri, değirmenler, zeytinlikler, narenciye bahçeleri, sedir ormanları, ipek üretim merkezleri, otlaklar, evler, dükkânlar, madenler, petrol kuyuları yanında halen çıkartılmayan petrol, maden ve kömür rezervleri vardı.

Abdülhamit Han, bu sayısız mülk ve işletmeden gelen şahsi gelirleriyle mevcuda ek olarak yeni kuyular, tarım alanları açtırıyordu.

Liman tesisleri de yaptıran Sultan, kendi parasıyla geliştirdiği petrol alanlarına 200 bin İngiliz lirası harcamıştı.

Çok uzatmayayım, Filistin’de bir Yahudi devleti kurmak isteyen Yahudiler Sultan Abdülhamit’in kapısını çalıp Osmanlı borçlarını ödeme karşılığında Filistin’den toprak isterler.

 Zaten böyle bir olasılığa karşı Filistin topraklarını uhdesine geçirmiş olan Sultan Abdülhamit Yahudilerin bu isteğini yerine getirmeyince Selanik’ten gelen Harekât Ordusu tarafından tahttan indirildi.

Ondan sonrası tamamen bir dram.

Sultan Abdülhamit’in yabancıların eline geçmesin gayretiyle özel mülkünde tuttuğu stratejik noktaların tamamı elden çıkarıldı.

İttihatçılar ilk önce ülke çapında yaptıkları duyurularla zarar gören ve malları gasp (!) edilen herkesin Sultan aleyhine dava açabileceğini ilan etti.

Ama bütün beklentilere rağmen tek bir davacı çıkmadı.

1909’da tahttan indirilen Sultan’ın yerine V. Mehmed Reşad padişah olunca, yeni padişahtan alınan bir irade-i seniyye ile Abdülhamit Han’ın özel mülkünü “devletleştirdi”.

Yapılan işler ne Meclis-i Mebusan kararı ile ne de hukuken gerekli Defter-i Hakanî Muamelesi mevzuatına uygun değildi.

Çaktırmadan Filistin toprakları Yahudilere hazırlanıyordu.

Devletleştirilen bütün özel emlak, Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca, imparatorluktan ayrılıp bağımsız devletler kuran milletlere “devlet malı” olarak devredildi.

Abdülhamit Han’ın mal varlığı içerisinde bulunan Irak petrolleri, Suriye, Filistin ve Kıbrıs’taki taşınmazlar İngiliz ve Fransız mandası altındaki bölgelerde kaldı.

Lozan Antlaşması’na konulan 60. Maddeyle, Türkiye sınırları dışında kalan araziler o bölgelerde kurulan yeni devletlere ait sayıldı.

Sultanın o kadar çabası zayi oldu.

Türk Delegasyonu geçte olsa hatasını anladı. Abdülhamid’in en büyük hissedarı olduğu Türk Petrol Şirketi’nden Türkiye hükümeti adına pay istedi.

Ama İngilizler, İttihatçıların büyük gafletiyle devletleştirdikleri petrol alanlarında ne Abdülhamid’in varislerinin ne de Türkiye’nin bir hakkı olmadığını belirterek hiç bir pay vermediler.

Sultan Abdülhamid Han’ın torunlarından Nemika Sultan Gazze topraklarını tekrar geri almak için uzun yıllar mücadele verdi.

Ancak başarılı olamadı.

Sultan’a ait 4 bin 580 dönümlük Muharraka-Kebire bölgesi için İngiliz mahkemeleri Nemika Sultan’ın başvurusu hakkında lehte karar verdi.

Dahası İsviçre Federal Mahkemesi II. Abdülhamit`in Türkiye dışındaki emlakının varislerine ait olduğuna hükmetti.

Fakat bu davanın Filistin`in yedide biri için de emsal teşkil edeceği endişesine kapılan İngiltere, davayı Kudüs`te temyiz mahkemesine getirterek bozdurdu.

Yani;

Sultan Abdülhamit’in çabasıyla elde edilen kazanımlar İttihatçıların işbirliğiyle yok olup gitti.

Daha kötüsü;

Onlar “vatanı kurtaran kahraman” oldular, Sultan Abdülhamit ise “Kızıl Sultan”…

 

 

8.madde

II. Abdülhamid’in mirası ile yakından ilgili madde sekizinci maddeydi.

Yasanın sekizinci maddesi şöyleydi:

“Osmanlı İmparatorluğu’nda padişahlık etmiş kimselerin Türkiye Cumhuriyeti arazisi dâhilindeki tapuya merbut emvali gayrimenkulleri millete intikal etmiştir.”

 

 

O, gidince imparatorluk dağıldı…

İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından 27 Nisan 1909`da tahttan indirilen Abdülhamit Han, Selanik`e gönderildi.

Onun tahttan indirilmesinin üzerinden on yıl geçmeden imparatorluğun dörtte üçü elden gitmişti.

10 Şubat 1918`de Beylerbeyi Sarayı`nda vefat ederken 600 yıllık Devlet-i Ali de son nefesini vermek üzereydi.

 

 

Torunlarına da vermediler

Abdülhamit`in torunları dava açtılar. “Gazze dedemizin mülküdür” diye.

İşin ilginci kazandılar ve mahkeme Gazze`nin Sultan Abdülhamit`in torunlarına iadesine karar verdi.

Fakat o dönem İngiliz mandası olduğu için dava Londra`ya temyize gönderildi ve bozuldu.

 

Hitler’in zulmü Yahudilere yaradı

Hitler, hayat tarzı çok muhafazakâr olan Doğu Avrupa Yahudilerini (Aşkenazları) imhâ ederek, daha modern yaşayan İspanya Yahudileri (Sefaradlar) lehine bir değişiklik meydana getirdi.

Böylece modern İsrail Devleti’nin temelini atmaya yardımcı oldu.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright