Gözümüzde kalan toprak;  Musul… | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Gözümüzde kalan toprak; Musul… 13.02.2016 12:46

Gözümüzde kalan toprak; Musul…


Yüzyıllarca Osmanlı’ya bağlı bir toprak parçası olarak varlığını sürdüren Musul nasıl elimizden çıktı? Bu kayıpta kimlerin hatası ve cehaleti mevcuttur? Bu soruların cevabı yakın tarihimize batırılan bir turnusol kâğıdıdır.

Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı tarihte Musul vilayetinin önemli bir kısmı Osmanlı birliklerinin denetimi altında idi. Ancak sonrasında mütarekenin 7. maddesine dayanarak İngiliz birlikleri tarafından işgal edildi.

Osmanlı Devleti bu oldubittiyi reddetti. Musul’u İstanbul’da son Osmanlı Meclisinin kabul ettiği, TBMM’nin de aynen benimsediği Misakı Milli sınırları içine aldı.

Ancak;

Musul vilayeti Lozan Antlaşmasında bir oldubittiye getirildi. Pek çok kimse ne olduğunu anlamadı. Ama kesin olan sonuç şuydu;

Musul’u kaybettik…

Lozan Antlaşması’nın TBMM’de oylanması gizli bir oturumla yapıldı. Bu gizli oturumun tutanakları ancak 50 sene sonra 1984’te açıklandı.

Meğer Meclis’te bu konuda çok ciddi tartışmalar yaşanmış. Özellikle doğu illerinin milletvekilleri; “Musul giderse doğu da gider. Bunu kabul edemeyiz” diye direnmişler.

Ama;

Mustafa Kemal Paşa’nın tavrı her şeyi değiştirmeye yetmişti.

Mustafa Kemal Paşa Musul’un önemli bir sorun olduğunu kabul ediyordu. Yapılan bu gizli görüşmelerin birinde kürsüye gelerek şunları söyledi:

“… Arkadaşlar haklısınız. Musul meselesini Lozan’da ve ilerleyen zaman dilimi içerisinde rayına oturtamadık. Fakat Lozan’da iyi kazanımlarımız da var. Musul için Lozan’dan vazgeçemeyiz. Musul’da diretirsek harbe girmeyi göze almış oluruz. Ama yorgunuz. Paramız yok, dolayısıyla Lozan’ı imzalayalım. Musul meselesine sonra bakarız. Durumumuz müsait olduğunda tekrar ayağa kalkarız…”

Mustafa Kemal Paşa’nın bu sözlerinden sonra Musul için gösterilen tepkiler sona ermiş ve Lozan ikinci meclis üyeleri tarafından onaylanmıştı.

Oylamaya 190 milletvekili katılmış, 170’i güvenoyu verirken 20 üye karşı oy kullanmış, 85 üye ise oylamaya katılmamıştı. 

Bu durum Türkiye’deki İngiliz aleyhtarlığının yeniden kuvvetlenmesine sebep oldu. Hatta Türk basını bir İngiliz-Türk savaşından bile söz etmeye başladı. Halk Misak-ı Millînin vazgeçilmez unsurlarından biri olan Musul uğruna savaşı göze alıp ön hazırlıkları yapmaya başlamışlardı bile.

Lakin Türk hükümeti halk kadar cesur davranamadı ve daha ileriye gidemedi. 5 Haziran 1926’da İngiltere ile bir anlaşma imzalayarak Milletler Cemiyeti kararını kabul etti.

İngiliz hükümeti Türkiye’ye, Musul tazminatı olarak Irak petrollerinden ömür boyu yüzde 10 pay verecekti. Hükümet, Lindsay’e gerekirse bu hisseyi yüzde 15’e çıkarma yetkisi de vermişti.

Hatta eğer Türkiye bu geliri 25 yıl gibi sınırlı bir süre almakla yetinirse, payın yüzde 25’e çıkarılmasına bile razı olacaklardı.

Türk tarafı İngilizlerin fikrini memnuniyet verici buldu ama daha toplantının başlarında payını hemen nakde çevirmek istediğini bildirdi. İngiltere buna olumlu baktı ama Türkiye’nin para karşılığında Musul’dan vazgeçtiği izleniminin doğmaması için anlaşmanın Türkiye’nin lisans gelirlerine katılacağı şeklinde düzenlenmesine ve anlaşmanın sonuna “Türk tarafı isterse payını paraya çevirir” hükmü konmasına karar verildi. Ödenecek payların karşılığı ise 500 bin pound olarak tespit edildi.

Türkiye önce bu payı çok az buldu. Londra’ya durumu rapor eden Lindsay’e hükümet, payı 1 milyon pounda kadar çıkarma yetkisi verdi. Ancak Lindsay, son kez şansını deneyerek, Türkiye’ye 500 bin nakdi ödeme ile 25 yıl süre ile gelirlerinden yüzde 10 pay alma arasında bir seçim yapmasını söyledi.

Ertesi gün, İngiliz tarafını şaşkınlığa düşüren bir şey oldu:

Türk hükümeti Musul’dan, 25 yıl süre ile yüzde 10 pay karşılığı vazgeçmeye hazır olduğunu açıkladı. Sadece söz konusu payını bir yıl içinde 500 bin pounda çevirme hakkını saklı tutmak istiyordu! 

Tahmin edileceği gibi İngilizlerin ağzı kulaklarına varmıştı. Çünkü başlangıçta vermeyi düşündüklerinin çok altında bir fiyata işi bağlamışlardı! Düzeltilmiş anlaşma, 6 Haziran 1926 günü TBMM’de sadece iki red ve bir çekimser oya karşılık 143 oyla kabul edildi.

Altın yumurtlayan tavuğu kesmek sanırım böyle bir şey…

İbretlik tabloya bakınız ki, Mustafa Kemal Paşa’nın savaşacak durumumuz yok, yorgunuz, Musul’u verelim, Lozan’ı kurtaralım dediği günlerde İngiltere Başbakanı Lozan’daki İngiliz heyeti lideri Lord Curzon’a; “Verin Musul’u bitsin bu iş, yeni bir savaşa girecek takatimiz yok” demişti.

Sadece az daha sabredemedik.

 


http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright