Golan tepeleri değil, Golan su yatakları… | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Golan tepeleri değil, Golan su yatakları… 04.11.2016 23:22

Golan tepeleri değil, Golan su yatakları…


 

Golan’dan bahsedeceğim size.

İsrail’in özelikle tepe olarak anımsattığı, aslında müthiş su yataklarına sahip olan Golan’dan.

Suriye`nin başkenti Şam`a sadece 60 kilometre mesafede olan Golan su yataklarının, İsrail ile Suriye`nin yanı sıra Ürdün ve Lübnan`a da sınırı bulunuyor.

Aynı zamanda İşgal altındaki Filistin’le 100 kilometrelik bir ortak sınıra sahiptir. 

Aslında Suriye toprağı olan Golan 1967 yılında gerçekleşen Altı Gün Savaşı sonrasında İsrail tarafından işgal edildi. İsrail 1981 yılında Golan su yataklarını tek taraflı olarak ilhak ettiğini açıkladı. Stratejik öneme sahip Golan o tarihten bu yana İsrail’in kontrolündedir.

İsrail ordusunun 6 Temmuz 1967’de 1.862 km²’lik bir kısmını işgal ettiği ve halen hak iddiasında bulunmaya devam ettiği Golan Bölgesi Suriye’nin güneyinde Gonaytareh ilinin bir bölümünü oluşturmaktadır.

Yahudilere ait kutsal metinlerde birçok kez Golan Bölgesine atıfta bulunulması bölgeyi çoğu dindar Yahudi`nin gözünde kutsallaştırmıştır.

Golan dediğimiz zaman aklınıza Arap ülkelerinin boz ve verimsiz tepeleri gelmesin. Bölgenin en verimli topraklarına sahip Golan’da, dört mevsim meyve yetişebiliyor. Alanın en büyük özelliği büyük akarsu kaynaklarına sahip oluşudur.

İsrail’in işgalindeki Golan, İsrail’in su ihtiyacını karşıladığı Galile Gölü’ne kadar uzanır. Ayrıca Taberiye Gölü’de buradadır.

 İsrail tarım yaparak toplam gıda ihtiyacının yüzde 70’ini bu topraklardan elde ediyor. Bunun yanı sıra bölgenin dağlık ve ormanlık yapısı doğal sporlar ve turizm için kullanılıyor.

Golan’ın bir de stratejik önemi var.

Öncelikle bu bölgeye hâkim olan güç stratejik açıdan bölgeyi rahatlıkla kontrol edebiliyor. Örneğin İsrail Golan’dan topçu atışıyla Şam’ı ateş altında tutabilecek askeri üstünlüğe sahip.

Bu yüzden İsrail’in nükleer tesislerinin bir bölümü bu bölgede bulunmaktadır.

İsrail yönetimi, işgal altında tuttuğu bölgede yaşayan Suriyelilerin, Suriye topraklarında yaşayan akrabaları ile herhangi bir şekilde iletişim kurmasını casusluk sayıyor. Bu gerekçe başta olmak üzere farklı nedenlerle İsrail tarafından tutuklanan ve çeşitli cezalara çarptırılan çok sayıda Suriyeli mahkûm bulunuyor.

Son olarak işgal altındaki yaşayan ve Suriye tarafındaki akrabası ile evlenen bir kadın, BM ve Kızılhaç`ın araya girmesi ile ancak 4 yıl sonra eşinin yanına geçebildi.

Geçen 50 yıl içerisinde tek taraflı ve uzlaşmaz tutumuna devam eden İsrail bölgedeki demografik yapıyı değiştirmek adına sayısız faaliyet içerisine girdi. 1970’den itibaren bölgeye Yahudi yerleşimleri kurmaya başlayan İsrail, 1981’de Knesset’in işgali onaylamasıyla kendi yasalarını bölgede uygulamaya başladı.

Yüzlerce köy ve farklı halkların yaşadığı bölge insanı, baskı, zulüm, suikastlar ve “hastanelere almama” gibi tipik İsrail politikalarıyla göçe zorlandı.

Golan’daki Arap, Çerkes yerleşimlerini ve bölgenin başkenti olan Kuneytra’yi yerle bir eden İsrail, 140 bin civarında Arap ve Çerkes’in bölgeyi terk etmesine neden oldu.

Günümüzde Golan’da 33 Yahudi yerleşimine karşın sadece 5 Suriyeli köyü vardır. Bunlar da ancak İsrail’in uyguladığı siyasi ve sosyo-ekonomik ayrımcılık ve baskı politikası altında yaşamlarına devam etmektedir.

İsrail’in buradan çıkmaya niyeti var mı diye soracak olursanız karşınıza kocaman bir “hayır” kelimesi çıkacaktır.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu 17 Nisan 2016’da bakanlar kurulu toplantısını işgal altındaki Golan’da gerçekleştirdi. Bunun nedeni, Golan konusunda tüm dünyaya mesaj vermekti. Netanyahu toplantı sonrasında yaptığı açıklamada "Golan’ın sonsuza kadar İsrail egemenliği altında kalacağını, Suriye’ye hiçbir zaman iade edilmeyeceğini ve uluslararası toplumun da Golan’ı İsrail toprağı olarak artık tanıması gerektiğini" söyledi.

Bunun karşılığında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, "İsrail`in Golan’daki egemenlik iddiaları yok hükmündedir" açıklamasını yaptı.

Ama İsrail in Golan’daki işgali sona ermedi.

Bu krize birçok uluslararası aktörün müdahil olmasına rağmen İsrail işgali ile oluşan statükonun değişmesi adına çabalar ve girişimler bir türlü başarıya ulaştırılamadı.

4 Haziran 1967’den sonra İsrail’in işgal ettiği toprakları boşaltmasını öngören BM Güvenlik konseyi kararlarının (242 ve 338 sayılı kararlar) yaptırım gücünden yoksun olması ve büyük güçlerin bu kararları uygulatma adına isteksizlikleri İsrail işgalinin süresini uzatan öncelikli nedenlerdir.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright