Evet;  İmam hatipliyim… | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Evet; İmam hatipliyim… 24.07.2014 13:53

Evet; İmam hatipliyim…


 

Şimdiki gibi ortaokuluyla lisesi ayrı değildi o zaman. Kesintisiz yedi yıl eğitimi bir aradaydı.

11-12 yaşında çocuk olarak girdiğiniz İmam Hatip’in kapısından 18 yaşında bıyıkları terlemiş bir delikanlı olarak çıkıyordunuz.

Allah kelamını öğrenmiş ama gözü imamlıkta olmayan, biraz asi, biraz hoyrat…

Cuma günleri İstiklal Marşı törenleri olduğunda o asiliğimiz dürterdi bizi. Orada bulunup sessizce İstiklal Marşını söylemek baş kaldırmış duygularımıza tersti.

Yüksek tel örgülerden önce kitaplarımızı sonra kendimizi dışarı atınca sistemden intikam aldığımızı zannederdik. Nöbetçi öğretmene yakalanmamayı başaran her İmam Hatipli Selahattin’di kendince.

“Kaçan gitti, kalan sağlar haindir”…

Söylememek için kaçtığımız İstiklal Marşımızın “var olma sebebimiz” olduğunu çok sonradan öğrendik. İmam Hatipliliğimizi bu duygunun üzerine koyunca bu kez kocaman bir vatan sevgisi çıktı ortaya.

Meğer biz tüm dünyaya adaleti sağlayacak “Yeniden Büyük Türkiye’nin” çakıl taşlarıymışız da haberimiz yokmuş.

Kaçışımız da vatan sevgisindendi, dönüşümüz de…

Sıra dışı olmak için, illa sırayı bozmak gerekmezmiş…

Sonradan öğrendik.

O günlere dönünce yeniden, defalarca yaşamak istediğim o kadar duygu var ki.

Akşamında firar ettiğimiz Cuma günlerinin sabahlarını hiç unutamam. Perşembeden belirlenmiş bir arkadaşımızın okul idaresinin mikrofonundan okuduğu Kuran-ı Kerim kalın giysilerden sızan soğuk gibi işlerdi içimize. O huşu bizi defalarca göklere çıkarır indirirdi.

Hiç kimse o huşuyu bozacak kadar gürültü yapmazdı, yapamazdı.

Tüm okul, o kadar öğrenci Allah kelamına tabiydi.

Okunan ayetler çoğumuzun ezberindeydi. Kimi okunan kelamı ezberden takip ederdi kimi Mushaftan.

Kuran iklimi öyle devam edip giderdi…

Ta ki okula giriş saati gelene kadar.

Adeta manevi harcımız karılırdı…

Kelebeğin kanadındaki o bir günlük mutluluğu yaşıyorduk.

Hatırladıkça içim titrer.

Gözlerim yanar.

Cuma sabahları nasıl da erkenden koşardım okula…

Ölüm döşeğinde okunacak başka hangi kitap vardı ki?

Elazığ İmam Hatip deyince hafızamdan silinmeyen bir anımda şöyledir.

Adına kötü alışkanlık denirse eğer İmam Hatipli olarak en kötü alışkanlığımız futbol oynamaktı.

İmam Hatipliye reva görülmezdi ama futbol aşkını topa vuran bilir.

Şu andaki Cumhuriyet Anadolu Lisesi o zamanlar Devrim Ortaokuluydu. Geniş bir futbol sahası vardı.

Boş derslerimizin ve Beden Eğitim derslerimizin adresi orasıydı.

Şimdi şöyle bir gözlerinizin önüne getirin;

22 kişi cansiperane top oynarken birden ezan okunuyor, o an top kimin ayağındaysa topu tutar ve olduğu yere otururdu.

Sonra da diğerleri.

Saha birden tan vakti sessizliğine bürünürdü.

Ta ki ezan bitene kadar.

Susma alışkanlığımız oradan kalmadır.

Yüreğimizde söyleyemeyeceğimiz sözlerin kalması oradandır.

Ezan bitince pozisyon kaldığı yerden devam ederdi.

Her İmam Hatiplinin futbol macerasında muhakkak bir ezan molası vardır.

Kimse kerhen yapmazdı,

Severdi mütedeyyin olmayı…

Çünkü;

Allah aşkı bütün aşkların ötesindeydi.

Bu anı yaşamak ne güzeldi kalbi olana.

Evet;

Biz İmam Hatipliydik.

Ve bizim İmam Hatipliliğimiz böyle bir şeydi.

İmam Hatiplilik bizim gerçek kaderimizdi. Ve biz o kaderin gerçek anlamını tek başına bulamıyorduk.

Son söz;

Her şeyi uzaktan, İmam Hatibi yakından sevdik.

Ve İmam Hatip bizi nasıl sevdiyse biz hep öyle kaldık.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright