“Çanakkale`de okumuş bir nesli kaybettik” | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>“Çanakkale`de okumuş bir nesli kaybettik” 17.05.2015 20:00

“Çanakkale`de okumuş bir nesli kaybettik”

Çanakkale Cephesi İstanbul’a açılan kapı olması nedeniyle büyük önem taşıyordu. Çanakkale gittiği zaman, İstanbul gidecekti. İstanbul’un alınması, emperyalist devletlerin İslam âlemindeki hâkimiyetini sağlayacaktı.

Milletimiz bu kastı, bu niyeti çok iyi anladı. Onun için Çanakkale’de; Konya’dan, Erzurum’dan, Van’dan, Filibe’den, El aziz’den, Bağdat’tan, Kudüs’ten, Yemen’den ve bütün İslam âleminden şehitler verildi.

Bu yönüyle Çanakkale, İslam âleminde bütünleşmenin, dayanışmanın, emperyalizme karşı direnişin bir sembolüdür.

Mart 1915’de Çanakkale’de yaşanan, tarihin o en çetin ve kanlı çarpışmasında, tahsil hatta oyun çağındaki gençlerimiz, Anadolu’nun dört bir köşesinden okullarını ve ideallerini erteleyerek vatan müdafaasına koşmuş ve o kınalı başlarını bu mübarek topraklara siper etmişlerdir.

Dünya tarihinin en kanlı muharebelerine sahne olan Çanakkale Savaşları`nda, yeni kurulmakta olan birliklerin subay ihtiyacı İstanbul`daki üniversite ile Anadolu`daki liselerden karşılandı.

Birinci Dünya Savaşı ve Çanakkale’de yitirilen gençlerin sayısı ve hangi mektep ya da cemiyetten geldikleri, askerlik kayıtları Harbiye Nezareti’ne düzenli bir biçimde ulaşmadığı için bugün hâlâ tam olarak bilinmemektedir.

Savaşa gidenlerin ve şehitlerin kayıtları incelendiğinde, okullarda, lise birinci sınıf haricindeki öğrencilerin pek çoğunun savaşa katıldıkları, bunların ekseriyetinin cepheden dönmeyi başaramadığı ve liselerin çoğunun iki yıl süre (1915-1916) ile öğrenci mezun edemediği anlaşılmaktadır.

Sadece Çanakkale Cephesinde şehit olanların 10 binden fazlasının yüksek tahsilli, 70 bin kadarının da rüştiye mezunu olduğu dikkate alındığında sergilenen fedakârlık ve kahramanlığın gerçek boyutları tüm ürperticiliğiyle ortaya çıkmaktadır.

Seferberlik başlangıcında ilk silahaltına alınanların üniversite ve medrese öğrencileri olması nedeniyle, Çanakkale Savaşları, bir dönemin okumuş, eğitim almış neslinin de kaybolmasına yol açtı.

Çanakkale Savaşı`nda 100 binden fazla okumuş ve aydın insanımız kaybedildi, bu kaybın olumsuz etkileri Türk İstiklal Harbi`nde ve Cumhuriyet Türkiye`sinde görüldü.

Mustafa Kemal bu kaybı şöyle ifade etmiştir: `Biz Çanakkale`de bir Darülfünün (üniversite) gömdük`.

Bu konuda İngiliz generali Oglander’in şöyle bir tespiti var;

“Çekildik... Çanakkale’yi geçemedik ama Türk milletinin genç neslini, eğitimli neslini, çiçeğini yok ettik. Dolayısıyla geleceğini yok ettik. Bellerini artık zor doğrulturlar”.

İstanbul Sultanisinin bir bölümü savaş yıllarında hastane olarak kullanıldığından duvarlar zamanın hastane rengi olan sarıya boyanır.

1915 yılında Çanakkale Savaşı’nın başlamasıyla 50 İstanbul Sultanisi öğrencisi, vatanlarını savunmak için gönüllü olarak savaşa katılırlar.

Ancak 18 Mayıs’ı 19 Mayısa bağlayan gece saat 03.30 da, II. Tümene bağlı öğrencilerin hepsi Kabatepe’de şehit düşerler.

Öğrencilerin şehit olduğu haberi okula ulaşınca, okul koyu bir yas havasına bürünür. Geride kalan öğrenciler matemlerini dile getirmek için şehit arkadaş ve ağabeylerinin anısına pencere pervazlarını ve kapıları siyaha boyarlar.

Okulun renklerin böylece sarı – siyah olarak benimsenir. Bu iki renk, o tarihten bugüne kadar dayanışma ve beraberliğin simgesi olacaktır.

Çanakkale Zaferi`nden sonra okulda yapılan yoklamada şehitlerin ismi okunduğunda “Şehit... Cennet-i Âlâ’da!” diye bağırdılar.

Vefa Lisesi, Çapa Erkek Öğretmen Okulu, Balıkesir Lisesi, Edirne Lisesi, Sivas Lisesi, Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, Trabzon, Erzurum ve Konya Gazi liseleri 1915-1916 yıllarında hiç mezun vermemişler, ertesi birkaç yılda da ancak bir elin parmakları kadar mezun verebilmişlerdi.

Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesi ile birlikte “Askeri İhtiyat Hastane” olarak ayrılan tıp fakültesi bir memleket içi harp hastanesi olmuş, öğrencilerin çoğu cephelere ve talimgâhlara sevk edildiklerinden staj yapamamışlardı.

Çanakkale’de savaşın başlamasını takiben de çok sayıda yaralı gönderilmeye başlanınca, İstanbul’daki birçok büyük okul binasında olduğu gibi, yaralılara ve hasta askerlere hizmet verilmeye başlanmıştı.

Öğretim üyeleri ve öğrencilerin birliklere dağıtılması yüzünden 1915 yılında öğretimin hiç başlamadığı fakülte, 1 yıl boyunca kapalı kalmış ve Mecruhin (yaralılar) Hastanesi olmuştu.

Çanakkale Savaşı’ndan sonra Tıbbiye Hastanesi lağvedilmiş, 1 yıllık mecburi tatilin ardından 4 Mart 1916’da (1332) Tıp Fakültesi dersanelerini açmış, öğretime yeniden başlanmıştı.

Birlik ve kurumlara verilmiş olanlardan sağ kalanlar okula dönmüşlerdi; fakat cephelerde bulunan hekimlerin birçoğu ölmüştü ve bir bölümü de hala görevde bulunuyordu. Büyük bir hekim açığı ortaya çıkmıştı.

Bu nedenle tıp öğrencilerinin terhis edilmesinin yanı sıra, yeni öğrencilerin de okula kaydedilmesi gerekiyordu.

Fakat diğer taraftan, liselerde 1900 doğumlular dahi askere alınmaya başladığından, son sınıfların çoğu kapanmış, yaşları askerlik çağına erişmiş olanlar talimgâhlara sevk edilmiş, dolayısıyla üniversite çağında çok az sayıda genç insan kalmıştı.

Bu durum daha küçük yaştakilerden öğrenci almak zorunluluğunu getirince, Bakanlar Kurulu kararı ile Darülfünun’un yalnız Tıp Fakültesi için lise ve idadi mezuniyeti aranmaksızın öğrenci almaya başlaması ve kaybedilen zamanı telafi etmek amacı ile derslere bütün yıl devam edilmesi kararı alındı.

Tarihimiz böyle dramatik örneklerle dolu. Okul ismi söylenerek altına yazacak hikâyemiz çok. Hepsi biri birinden özel, hepsi biri birinden can yakıcı.

Değmez mi bu vatan için?...

Çok daha fazlasına değer.

Lakin;

Bu şehit olma yarışından kısa bir zaman sonra İngilizlereler İstanbul Boğazına gemilerini demirleyip Halifeliğin kaldırılmasına kadarda orada kalınca insanın aklı karışıyor.

Sormadan edemiyor.

Acaba kandırıldık mı?

 

Sivas mezun veremedi

17 yaşındaki öğrencilerini cepheye gönderen Sivas Lisesi’nde öğrenciler okuldan ayrılırken, hocalarına hitaben tahtalara; “Hocam biz Çanakkale’ye gidiyoruz. Hakkınızı helal edin.” diye yazdılar.

Savaşa giden öğrencilerin hiç biri geri dönmedi.

 

Elazığ tarihi araştırma bekliyor

Elazığ Kurtuluş savaşında 718, Çanakkale savaşında ise 159 şehit verdi.

Bunlar kimdi, orası tam bir boşluk. Kafkas, Yemen hatta Kore ve Kıbrıs savaşları gibi araştırılmaya ihtiyacı var.

 

Arnold Toynbee

İngiliz tarihçi Arnold Toynbee’nin de hatıratında şöyle ilginç bir bilgi var;

“Annem bize kahvaltılarda derdi ki, ’Türkiye, Anadolu çok güzel bir ülke, Türklere layık değil”

 

Çanakkale savaşından bütün Anadolu etkilendi…

Zayiatın 250 bin kişi civarında olduğu göz önünde bulundurulursa, yaklaşık 1,5 milyon insanımızın aile bağlarıyla bu savaştan etkilendiği görülür.

Eğer bunlara akrabalık, komşuluk ve arkadaşlık bağları da eklenirse, neredeyse o günkü bütün Anadolu nüfusunun Çanakkale Savaşı`yla doğrudan ilgisi bulunabilir.

 

Seyit onbaşı…

Geriye dönebilen askerlerin yaşadıklarıyla ilgili en çarpıcı örneklerden birisi 18 Mart Deniz Savaşı sırasında kaldırdığı 276 kg.`lık mermiyle Ocean zırhlısını batıran Seyit Onbaşı`nın hayatıdır.

Savaşın sona ermesiyle memleketine dönen Seyit Onbaşı, bundan sonraki günlerini köyünde geçirmiştir.

Odun kömürü yaparak Havran`a pazara götürür, geçimini öyle temin edermiş.

Daha sonraki yılarda Havran`da Hacı Osmanoğulları`nın zeytinyağı fabrikasında hamallık yapmıştır.

1939 yılında zatürreye yakalanmış ve Aralık ayında vefat etmiştir. Yaşadığı yıllarda hiçbir yerden yardım almamıştır…

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright