Dibe vuran şehir mi biz mi? | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Dibe vuran şehir mi biz mi? 12.01.2015 23:11

Dibe vuran şehir mi biz mi?


Tartışma belli. ETSO Başkanı Ali Şekerdağ, katıldığı bir TV programında Elazığ’ın her alanda geri kaldığını ifade ederek  “şehir dibe vurmuş” deyince kıyamet koptu. Bu beyanlar üzerine alınganlık gösteren siyasiler karşı savunmaya geçtiler.

Ak Parti milletvekili Şuay Alpay, dibe vuranın siyasi mekanizma değil ETSO’nun kendisi olduğunu ima eden örneklerden bahsetti. ETSO ve Organize sanayi Bölgesi yetkililerine değişik zamanlarda projeler sunduğunu ve bunları takip edilmesi halinde Ankara bürokrasisi ve bakanlıklarda üzerlerine düşecek her konuda yardımcı olacaklarını söyledi.

ETSO başkanı seçilmişleri topa tutmakla kalmadı. Malatya’da Organize sanayi Bölgesinde 23 bin istihdam edilen insan sayısı ile Elazığ’ın 3 bin rakamını kıyasladı ve selefi Suat Öztürk’ü isim vermeden topa tuttu.

Tartışma değişik medya organlarında, köşe yazılarında devam ediyor. Önümüzdeki günlerde bu tartışmanın daha da alevleneceği gibi bir his var içimde.

Şehirde son yılarda bir kolaycılıktır almış başını gidiyor. Herkes bulunduğu yerde haklı, herkes bulunduğu konumda görevini fazlasıyla yapıyor, herkes üzerine düşen vazifeyi mükemmel bir şekilde ifa etmiş olmanın manevi huzuruyla başını yastığa koyduğunu ifade ediyor.

Peki, kim suçlu? Diğerleri… Kendisinden başka herkes, her kurum ve kurumu yönetenler ve tabi ki en başta da siyasiler. Oh ne rahat, ne konforlu…  Kalk kendi dar dünyan ve kabuğun içinde irapta mahalli bile olmayan, şehre somut yansıması olmayan küçük işleri gözünde büyüterek kendini kendince kahraman ilen et, sonra bununla kendini tatmin et. Ve deki ben vicdanen çok rahatım.

Beyler,  yapmayın… Bu kolaycılık, bu gerçeklerden kaçış, bu “benden başkası boş ve yalan” evhamlarından kurutulun. Bu gemide hepimiz yolcuyuz. Ve hepimizin görevleri belli.  Görevler belli olmasına rağmen bizler bu gemiyi saatte 30 km hızla da yürütebileceğimiz gibi 60 km hızla da yürütebiliriz.  Burada asıl konu görevimizin hakkını ne kadar verip vermediğimizle ilgili.

Siyasi mekanizmanın görevleri arasında elbette sanayi tesisi kurma yok. Elbette ki sektörel  bazda yeni projelere kafa yorup teknik detaylarıyla bir dosya hazırlama gibi yetkinlikleri ve uzmanlıkları yok.  O görev ilin, ildeki sanayi kuruluşlarının ETSO’nun ve sivil toplum kuruluşlarının. Herhangi bir konu bizzat tatarlarında tartışılıp sorunları tespit edilip bunların aşılması aşamasında siyasiler devreye konmuyorsa ve tüm bunların aşamaları milletvekillerinden bekleniyorsa burada bir yanlışlık var demektir.

Ekonomi, gelişme, kalkınma ve sanayi ile ilgili sorunları bilen ya da bilmesi gereken ETSO’dur, ekonomik sivil kurumlardır. Ve Allah var MÜSİAD ve TÜMSİAD bu konuda önemli çalışmalar yaparak ilgili makamlara sunmuş ve birçoklarından da semere almışlardır. Yine Hazar Stratejik Araştırma Merkezi de şehirle ilgili konularda detaylı ve bilimsel dosyalarını ilgili makamlara sunma konusunda gayretli çalışmalar ortaya koymaktadır.

Şehrin ekonomisinde at başı rol üstlenen bir kurumun “benim yetkim yok” diyerek topu taca ve başka birilerine atma lüksü ve hakkı yoktur. Demirel’in siyasi literatürümüze kazandırdığı en güzel sözlerden biri de “iktidar çare müessesidir ağlama duvarı değil” sözüdür.  Bizim ağlama, sızlama, başkalarını suçlama, partneriyle küsme ve darılma hakkı yoktur.

Biz birlikte Elazığız. Birlikte gücüz ve ancak birlikte başarabiliriz. Farklı olmak, kendini şehirden ve şehrin geldiği noktadan azade ve bağımsız tutmak doğru olmaz. Birilerini suçlamak ve kendini “ben üzerime düşeni yaptım ve huzurluyum” deyip ardından da şehrin dibe vurduğundan dem vurmak toplumda tepki görür. Bu beyanları hiçbir sorumluluğu, görevi ve ödevi olmayan şahısların söylemesi ne kadar normal ve doğal ise şehrin kaderinde en birincil rol üstlenen kurumun başındaki ağabeyimizin söylemesi de o kadar abesle iştigaldir ve yanlıştır.

Bırakalım artık bu olumsuz duyguları, negatif algıları. Tam da Kalkınma Kurultayı yapmanın akabinde biraz da yüreklendirelim bu şehri ve şehrin insanlarını. Ancak bunun için önce şehre yön veren ve rota çizen kurumların yöneticilerinin buna inanması alazım. Şunu iyi bilelim ki sermaye ürkek ve kaçmaya en meyyal bir olgudur. böylesine negatif beyanların kol gezdiği bir şehirde kusura bakmayın çok sevdiğim halde ben bile yatırım yapmam.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright