Bir çimento hikâyesi | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Bir çimento hikâyesi 05.03.2017 10:22

Bir çimento hikâyesi


Şehirlerin geçmişe dair efsaneleri olduğu gibi hikâyeleri de vardır. Kuruluşlarının ötesine giden efsaneleri, imarından sonraki hikâyeler izler. Güzellikler ve mutluluklar yanında hüzünle de bitebilen hikâyelerdir bunlar.
Şehrimize dair başta Çaydaçıra, Ejderha Taşı, Süt kalesi gibi efsaneler yanında yakın tarihe damgasını vuran ve ara sıra unutulsa da zihinlerde hep canlı kalan efsanelerden biri de şehrin bağrına bir hançer gibi saplanan çimento fabrikasıdır.
1950 yıllarıdır ve ülkenin kalkınması gerekmektedir. Tek partili hayatın durağan, statükocu ve jakoben anlayışı gitmiş, Adnan Menderes ile birlikte bir kalkınma hamlesi başlatılmıştır. İşte bu heyecanın bir yansıması da Elazığ’a düşmüş ve çimento fabrikası kurulmuş.
O dönemlerde ne çevre bilinci ne hava kirliliği var insanların gündeminde. Tek dert ve gaile bir işe girebilmek ve geçim derdine çare olabilmek. Bu sebeple çimento fabrikası o dönemlerde şehir hayatının ve yerleşim birimlerinin tam da ortasına kurulduğu halde ne siyasilerden ne yerel idarecilerden ne de halktan herhangi bir tepki gelmiş.
Tepkinin de ötesinde bu fabrikanın şehre kazandırılmasında emeği olan, mesaisi ve gayreti olan herkese dualar edilmiş ve niyazlarda bulunulmuş.
O dönemler şehirde bir iplik fabrikası var bir de çimento fabrikası. Azot, yem ve süt fabrikaları ile ferrokrom fabrikası daha sonraları hayatımıza gireceği için elde ve aralarından sadece çevre yolu geçecek kadar birbirine yakın mesafede olan bu fabrikalar şehrin insanının ekmek kapısı olmuş.
Sadece fabrikada çalışanlar değil, fabrika çevresinde oluşan ticari hayat sayesinde de binlerce kişinin geçim kaynağı oluşmuş.
Gün gelmiş insanlardaki çevre bilinci gelişmiş, çimento fabrikasının çevreye verdiği zararlar dile getirilmeye başlanmış. 1980’lerden itibaren her bir siyasi seçim vaatlerinin ilk sırasına bu fabrikanın taşınmasını koymuş. Seçim sathı mailinde bu konuda esip gürleyenler seçim sonu seçildiklerinde ise bu konuya teğet geçmek şöyle dursun üç maymunu oynayarak o konuda tek kelam etmediler.
Zamanla Fabrika önce askeri kurum olan OYAK’a ardından da İtalyan firmasına satıldı. Özel sektörün az maliyetle çok mal üretme zihniyeti bölgeyi ve şehrimizi yaşanamaz hale getirdi. Yakın mahallelerde yaşayan halkın mağduriyetleri ciddi sağlık sorunlarına dönüşünce bu konuda bir şeyler yapmanın zamanı geldiğine kanaat getiren duyarlı ve şehrini seven insanlar sivil bir oluşum başlattılar.
Aslında her şey Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün yayınladığı bir basın bülteni ile “havamız temiz” demesiyle başladı. Bir yana bu haberi diğer yana ise görüntülerle şehrin hava kirliğini ortaya koyan medyamız büyük bir özveri ile bu olayın üzerine gitti.
Siyasetten ve ikincil planlardan uzak halkın duygularına tercüman olan bu yayınlar sonunda tüm siyasi cenahların da aralarında bulunduğu sivil bir inisiyatif gurubunu doğurdu. ESİB, daha ilk günden bu konu hakkında yol haritasını ortaya koydu.
Birliği oluşturan heyet, sırasıyla siyasi parti ve diğer birimleri gezdikten sonra olayın muhatabı çimento fabrikası yetkililerini ziyaret ettiler.
Tarafların görüşünü alan heyet şimdilerde imza kampanyası ile olayı kitlesel bir eyleme dönüştürmenin gayretini gösteriyor. Olayın siyasi, hukuki ve imarsal durumları söz konusu. Fabrika sahipleri kamuoyunda oluşan bu tepkileri de bahane ederek daha çok imtiyaz isteyebilir. Mevcut fabrikanın taşınması yerine yeni bir fabrikanın son teknoloji ile kurulması belki daha mantıklı olabilir. Hazır cazibe iller kapsamına Elazığ’ın da alınması ve birçok destek yanında fabrikalarını taşıyanlarda önemli teşvikler verileceği bu vasatta fabrika sahiplerinin işini kolaylaştıracak diye düşünüyoruz.
Fabrikanın yeni kurulum alanı, mevcut fabrika yerine verilecek en yüksek oranlı imar rantı ve diğer teşviklerle fabrika sahiplerinin önemli oranda sorununun çözüleceği ifade ediliyor. Hammaddeye yakın inşa edilecek yeni fabrikanın maliyet düşüklüğü de hesaba katılırsa sorunun önemli bir kısmı halledilmiş gibi görünüyor.
Bu konuda halkta oluşan net tavrın siyasilerdeki biraz kaçamağa kaçıyorlar algısı direncini kırdığı gibi halkın siyasilere sevgisini de kırıyor. Böylesi önemli bir mesele de en tali mesele olan ve çözülmesi en kolay olacak “çalışanların haklarını da korumalıyız” gibi en son kurulacak bir cümle asıl niyeti dışa vuran bir ifade oluyor.
Bu konuda tavrı net, niyeti net ve kararı net olanların sayesinde bu sorun ya çözülecek ya çözülecek. ESİB, bu konuda ne kadar başarılı olur bilinmez ama tarih kimin hangi safta olduğunu, kimin yanında saf tuttuğunu  kalın çizgilerle şehir tarihine yazacak.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright