Akademisyen kompleksi | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Akademisyen kompleksi 13.02.2016 12:41

Akademisyen kompleksi


 

Büyüklerimizden dinlemiştim. 70 yıllarda büyükşehirlere öğrenim yapma ya da iş bulup çalışmak amacıyla giden gençlerde dönüşlerinden bir farklı hallere rastlanılırmış. Milli ve manevi değerlerine bağlı mazbut bir aile çocuğu olarak İstanbul ve Ankara’ya giden gencecik çocuklar, memlekete döndüklerinde içinden çıktığı toplumu ve onun değer yargılarını beğenmeyen, gelişmek ve kalkınmak için her şeyin devlette olması gerektiğine, inançların gelişmeye ayak bağı olduğuna ve dolayısıyla sosyalizmin tek çıkar yol olduğuna dair mini konferanslar verirlermiş.

Aslında bu duyguları bazen militaristçe paylaşana ve bazı gençlerin öz anne-babasından küsüp memleketi terk etmesiyle sonuçlanan bu değişimin altında aslında kendilerini okuyan-sorgulayan aydın bir tipleme yatsa da gerçek olan bu gençlerin tam bir cehalet kompleksi içinde olduklarıydı.

Memlekette kitap okuma fakiri olarak büyükşehirlere giden, burada tanıştığı bazı saçı-başı ile birlikte kafası karışık az büyük gençlerin felsefik, alegorik ve halkçılık giydirilmiş bazı sloganların büyüsüyle kendinde bir eksiklik hissediyor, bu açığı kapama adına başladığı tek taraflı okumalar ile kendini sosyalist cenaha savrulmuş buluyordu.

70 yılların gençliğinde gözüken bu kompleks, ne yazık ki hakikatten habersiz uçurtmalar uçuran bazı akademisyenlerimiz için de geçerlidir. Bu tip akademisyen portresinde kendi toplumuna düşmanlık esastır. Kendi halkına tepeden bakmak kuraldır. Bu tip akademisyenlere göre aydın olmanın yolu değerlere küfretmekten geçer. Dünyayı değiştirme adına yola çıkılan ideoloji ile bu konuda ve yazılan ancak değil insanlığı huzur ve mutluluğa ulaştırmayı tam tersi mutsuzluk ve çaresizlik yayan ve okunması ayrıcalık gibi gözüken kitapları okumakla kendilerini ayrıcalıklı hissederler.

Bu tip akademisyenlerin en önemli özellikleri de alanlarında tek bir başarısının olmamasıdır. Fikirde, giyimde-kuşamda ve yaşantıda farklı olmayı ayrıcalıklı olmak zannettikleri için bu vasıflarıyla öne çıkarlar. Hiç birinin bilimsel bir çalışması, insanlığa fayda sunacak bir tezi ve akademik çalışması yoktur. Kaldı ki kendilerinin üniversiteye intisabı da elde ettikleri başarı grafiği ve istidatları değil tamamen ideolojik duruşları ve ideolojik derneklerden aldıkları referanslarıdır.

İşte bu tür tiyniyetsiz ve haysiyetsiz bilim fukarası bilim adamı ve akademisyen bozuntusu isimler “Barış İçin Akademisyenler Girişimi” diye bir oluşum gerçekleştirmiş ve barış bildirisi adı altında terör örgütüne destek vererek maaş aldıkları Türkiye devletine karşı düşmanlık sergilediler.

Bu sözde akademisyenler; PKK teröründen tek bir cümlede bile bahsetmeden, Türkiye devletine şiddete son verme ve müzakere koşullarını hazırlama çağrısı yapan metne imza attılar.

Aklı olan ve metni okuyan hiçbir insan bu metne imza atmaz. Bu metne imza atanlar; akademisyen ve aydın olamazlar. Onlar sadece Kürdistan`ın kurulmasını isteyen ayrılıkçı ve Türkiye düşmanı vatan hainleridir.

Bu akademisyen bozuntuları, barış diyerek; okul yakanlara, çocukları ölüme gönderenlere, sivilleri öldürenlere destek çıkıp onları haklı gösteren satılmış kafalı karanlık insanlardır. “Bunlar, sayıca az oldukları halde her fırsatta içlerindeki kini, husumeti, çirkinlikleri ortaya saçan aydın kimlikli karanlık zihinli inanlardır.

YÖK’ün bu akademisyenler için başlattığı çalışmaları çok olumlu buluyorum. Çünkü bu hocaların Türk gençliğine verebilecekleri hiçbir şey olamaz. Bunlar, devletin parasıyla,  kendi ülkesine kendi devletine düşman üreten ayrılık ve fitne tohumları eken örümcek kafalı hocalardır. Bunların tüm akademik çalışmaları (tabi varsa) incelenmeli, girdiği sınavlar yeniden gözden geçirmeli ve bundan sonraki rektör atamalarında “denge” gibi Abdullah Gül vari yaklaşımlara asla prim verilmemelidir.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright