Zararlı kimyasallar denizinde mi yaşıyoruz? | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Zararlı kimyasallar denizinde mi yaşıyoruz? 24.07.2014 10:31

Zararlı kimyasallar denizinde mi yaşıyoruz?

    Bugün, içinde 4000’den fazla zehirli madde içeren sigaradan bahsetmeyeceğim. Halbuki erkekleri -kadınlarda da meme kanserinin ardından 2. sırada olup gittikçe artıyor- en çok öldüren kanser olan akciğer kanserinin % 95’inden tek başına sigara sorumludur. Alkol tüketiminin batılı ülkeleri geçtiğini, uyuşturucu kullanımının ise ilkokullara kadar yaygınlaştığını üzüntüyle izlerken bonzai haberleriyle kahroluyoruz. Ancak onu da bugün ele almayı düşünmüyorum.

     Yaşamımızı sürdürebilmek için muhtaç olduğumuz yiyecek, içeceklerden, soluduğumuz havaya,  giysilerimizden tutunuz kullandığımız enva-i çeşit deterjanlara ve iyileşmek için aldığımız ilaçlara kadar hergün muhatap olduğumuz sayısı binlere varan maddelerin üzerinde durmak istiyorum.

      Musluklarımızdan akan suyun bu kadar kötü olmasının sebebi yalnızca klor mudur? Eskimiş tesisat ve depolar aspestli borular suyumuzu ne derece etkiliyor? Maalesef iftarını açan bir Allah`ın kulu ağız tadı ile suyunu ya da çayını yudumlayamaz halde. Kendi arıtma cihazınız ile içecek suyunuzu kendiniz üretmeniz ilk bakışta parlak bir çözüm gibi görünse de mineral fakiri bu içecek ile de ideal bir hidrasyonun sağlanamadığı değerlendirilmektedir. Hazır alınan suların da hangi şartlarda şişelenip rafta hangi şartlarda beklediği, içinde bulunduğu pet ortamdan nasıl etkilendiği açık değildir. Kaldı ki bazılarının üzerine “sofra içeceği” gibi ne anlama geldiği belli olmayan ibareler konulmuş durumda.

      Suyumuz böyle de serinlemek için sıkça tükettiğimiz meşrubatların durumu nasıl acaba? Kolalı, gazlı ve asitli içeceklerin zararları sıkça ifade edilmektedir. İçerikleri tam olarak belli olmadığından sıkça spekülasyonlara yol açsa da mide barsak sistemini olumsuz etkiledikleri, kalp ve damar hastalıklarını artırıp aritmilere yol açabildikleri, gereksiz kalori yükleyerek obeziteye sebep oldukları ayrıca alışkanlık yapabildikleri bilinmektedir. Diğer meyve suları ve süt gibi ürünlerin de dayanıklılığını artırıp raf ömrünü uzatmak üzere bir takım katkı maddeleri ve antibakteriyel ilaçlarla muamele edildikten sonra tüketime sunulduğu bildirilmektedir. Dolaplarımızdaki bu yeni süt ve yoğurtlar kolay kolay bozulmuyor ve kesilmiyorlar. Bu sıcakta haftalarca tazeliklerini muhafaza edebilmelerini bu kabil katkı maddelerine borçlu olmalılar.

       Sucuk, sosis, salam ve benzeri et ürünlerinin içlerine ne türden etlerin konulduğu bir yana bunlara da ciddi miktarlarda katkı maddelerinin konulduğu ifade ediliyor. Ayrıca hayvanların çabuk gelişmesi için kullanılan hormon türü ilaçların insan sağlığını cidden tehdit ettiği bildirilmekte. Kırk günde büyüyüp kesime gelen piliçler şayet kesilmezlerse ellinci günlerinde kalp kriziyle öldüğü söyleniyor. Buzdolabında büyümeye devam eden salatalıkları pek çok kişi müşahede etmiştir.

       Erken yaşta kıllanmaya başlayan çocukların, anormal yağlanmaya bağlı tuhaf kilo alımlarının ve farklı cinsel yönelim ve gelişimlerinin de bu hormonlarla ilgisi araştırılmalıdır.

       Temizlik için evlerimizde kullandığımız onlarca çeşit deterjanın, cilt bakımı ve estetik kaygılarla kullanılan kozmetik ürünlerinin ve hatta sağlığımız için her sene torba torba tükettiğimiz ilaçların yapılarını ise genellikle birtakım kimyasal maddeler oluşturuyor. Bunların dahi faydasının mı yoksa zararının mı daha fazla olduğu objektif ve bilimsel gözlem ve çalışmalarla ortaya konulmalıdır.

        Hava, toprak ve suyun da hızla kirlendiği globalleşen ve küçülen dünyamızda ne yazık ki su           

 gıda ve enerji kaynakları da süratle azalıp tükenmektedir. Tarım ilaçları, sanayi ve evsel atıklarla kıtalar ve okyanuslar kirlenmekte, kutuplardaki buzulların katmanları nükleer tozların etkisiyle beyazdan siyaha dönmektedir.

        Ağır metaller ve arsenikle kirlenen deniz ve okyanuslardan yakalanan balıkların yağlarında bu zehirlerin konsantre olup biriktiği ve en sonunda beslenme zincirinin son halkası olan insana intikal ettiği gösterilmiştir.

         Kendi kaçınılmaz sonunu kendi elleriyle hazırlamak üzere düğmeye basmış olan insanı bakın ilahi kelam ne de güzel tarif ediyor: “İnsanların kendi elleriyle yapıp ettiklerinden dolayı yerde ve gökte düzen (geri dönmemecesine) bozuldu.”

 

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright