Uyku Apne Sendromu: Hiç de nadir olmayan ancak pek de bilinmeyen bir hastalık | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Uyku Apne Sendromu: Hiç de nadir olmayan ancak pek de bilinmeyen bir hastalık 29.08.2014 22:46

Uyku Apne Sendromu: Hiç de nadir olmayan ancak pek de bilinmeyen bir hastalık



Günde ortalama 8 saatimizi uykuda geçiriyoruz. Kabaca bir hesapla günümüzün üçte biri ve yaklaşık olarak bir ömür 75 sene kabul edilirse 25 yılımız yatağımızda uyuyarak geçiyor.

Uykunun mahiyeti tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Bununla beraber insan beyni çok gelişmiş bir bilgisayara benzetilecek olursa uykuda geçirdiğimiz süre ve sürecin bir nevi bu bilgisayara "format atmak" anlamı taşıyabileceğini söylemek akla yakın gelse de şu an için spekülasyondan öte anlam taşımayacaktır. Ancak uykusunun tüm evrelerini uygun bir biçimde uyutulmayan deneklerle yapılmış olan birtakım çalışmaların sonunda ölüme varabilen vahim sonuçların elde edildiğinden bahsedilmektedir.  Mesela REM uykusuna geçtiğinde sürekli olarak uyandırılan denekler buna en fazla birkaç gün dayanabilmiş, deneyden ayrılan gönüllülerin birkaç gün uyanmadan deliksiz olarak uyudukları saptanmıştır.

Ömrünün üçte birini zaten uyuyarak geçirmekte olan insanlara kalkıp da uykuyu anlatmak bir çelişkiyse, 21. yüzyılın gelişmiş bilim ve teknolojisine rağmen aslında uykuyu hala tam olarak anlayamamış olmamızdaki ikilem öylece ironiktir. Yine de herkes en az bir iki kez burnu tıkandığı için rahat nefes alamayıp sabaha kadar uykusuzluk çekmiş olabilir ve kaliteli bir uykunun önemini kavrayabilir.

"Obstrüktif uyku apne hipopne sendromu"  olarak son 20-30 yıldır tanımlanan bu hastalık; derin uykuya geçiş esnasında yutak bölgesindeki yumuşak damak ve çevresindeki kaslarda görülen tonus kaybı (olağan gerginliğin kaybolması ve gevşeme) neticesinde hava akımının tamamen ve/veya kısmen durması ile karakterize bir hastalıktır.  Şiddetli horlama ve aralıklarla tekrarlayıcı vasıfta solunum duraklamalarıyla sürgit devam eden hastalık uykunun olağan örgüsünü bozar. Genellikle 2. uykuda ve REM sırasında görülen bu apneler (solunumun tamamen durması) sırasında kandaki oksijen seviyesinde de eşzamanlı olarak ciddi düşmeler kaydedilir. Kritik seviyelere kadar düşen kan oksijen düzeyleri beyni alt merkezlerden başlayarak uyanmaya zorlar. Beyin sapındaki solunum merkezi ile ilgili kasları aktive edip gerginliği sağlayacak uyarıları gönderen merkezler uyanırken hasta solunum yapmaya başlar ve derin ve hızlı bir biçimde soluk alıp vermeye başlayarak kan oksijen düzeyini normal seviyelere çıkarmaya çalışır. Bu arada genellikle kortex tam olarak uyanmadığından kişi uykuya devam ettiğini sanır. Uykuda gelişen bahsi geçen değişiklikler genellikle ikinci şahıslar tarafından (genellikle yatak partneri eşlerce) gözlemlenip tarif edilir.

Saatte en az 5 kez ve bazen çok daha fala tekrar eden bu durum neticesinde hasta yeterli ve kaliteli bir uyku uyuyamaz. Sonuçta gece dinledirmeyen bir uykudan bahsederken gündüz vakti de yoğun bir uykululuk hali ortaya çıkar. Bu hastalar gün içinde adeta oturdukları yerde sızıp giderler. Pek tabii olarak dikkat gerektiren iş ve faaliyetlerde bulunmaları sözgelimi araç kullanmaları yüksek derecede risk oluşturacak, trafik kazalarına davetiye çıkaracaktır. 

Ayrıca uzun saatler boyu yaşanan düşük kan oksijen seviyesinin ve gece boyu yaşanan inişli çıkışlı kan oksijen satürasyonundaki dalgalanmanın hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı vb daha pek çok hastalığa da zemin hazırlayabildiği yada seyrini kötüleştirebildiği bildirilmektedir.

Genellikle ideal kilosunun üzerinde obez kısa boylu kalın kısa boyunlu küçük ve geride yerşeşmiş çenesi olan ve çoğunlukla da horlaması bulunan insanlarda daha sık görülmektedir.

Kesin teşhis polisomnografi laboratuvarlarında en az bir gece yatırılan hastanın uykusunun birçok parametre ile takip edilip uygun bir şekilde alınmış olan kayıtların doğru bir şekilde okunup yorumlanmasıyla sağlanırken tedavinin temeli de pozitif hava yolu basıncı oluşturan özel cihazların kullanılmasına dayanmaktadır. 

Son söz olarak şunu da kıvançla belirtmeliyim ki; şehrimizde Eğitim ve Araştırma Hastanemizde bahsi geçen polisomnografi laboratuvarımız kurulmuştur. Hizmete hazır hale gelmek üzeredir.              

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright