Türkiye’nin nüfus problemi | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Türkiye’nin nüfus problemi 29.05.2016 17:20

Türkiye’nin nüfus problemi


Bir zamanlar on yılda on beş milyon genç yaratmakla övündük ama sonraları ne olduysa, nüfusumuzun hızla artması en acil problemlerimizden biri oluverdi. Genç dinamik çalışkan ve girişimci ruhuyla tüm dünyaya yayılıp olağanüstü başarılara imza atan bu milletin evlatlarının çoğalması kimlerin uykularını kaçırıyordu bilinmez bu problemin çözümü için çok ciddi ve ivedi tedbirlerin alındığını biliyoruz.

Önce, nüfus planlaması diyerek Türkiye’nin önünü kesmeye çalışan karanlık odaklar stratejik hedeflerine varmak için özelde aile planlaması adı altında milletin en mahremine kadar uzanmaktan geri kalmadılar. Maalesef bu konuda devletin imkânlarını kullanmaktan da büyük sermayenin desteğini almaktan da imtina etmediler.

Bir dönem ücretsiz olarak köy ve mezralara kadar ulaştırılan sağlık hizmetlerinin en olmazsa olmazı bu cümleden olarak yapılan aile planlaması eğitim ve uygulamaları idi. İlgili araç ve gereçler halka bol kepçe bedava dağıtılıyordu. Ki o yokluk zamanlarında insanlar yağ, tüp gaz, şeker ve çay almak için saatlerce kuyrukta bekler, içme suyuna ulaşabilmek için bodrumdaki musluğun başında sabahladıktan sonra akşama kadar da mahalle çeşmesinin önünde nöbet tutar nihayet doldurdukları su bidonlarını el arabalarıyla dökmeden eve getirebilirler ise mutlu olurlardı. Elektriği dahi Bulgaristan’dan alırdık. Akşam olup lambalar yanınca bir de televizyonlar açılınca şebekeye verilen elektrik yetmez lambalar zayıflayıp kararırken siyah beyaz televizyonlarımızdaki görüntü yukarıdan aşağı daralır sonunda bir çizgi olur nihayet ortada tek bir beyaz noktaya dönüşürken kullandığımız regülatörler de para etmez idi. Demem o ki bu fakirlik yıllarında bile sıkıntısı ve yokluğu çekilmeyen yegâne ürünler işbu aile planlaması malzemeleriydi. Belli ki birileri hayrına bunlardan bolca tedarik ediyordu.

Şöyle yakın tarihimize uzanmışken ülkemizin nüfus artışının seyrini de düşünmeden edemiyorum. Yaşım gereği seksen öncesini az biraz hatırlıyorum. Sonrasını ise gayet iyi biliyorum. Seksenden hemen önce kırk milyon olmuştuk. Naim Süleymanoğlu olimpiyat madalyalarını taktığındaysa arkasındaki kırk beş milyonun desteğinden söz etmişti. Rahmetli Özal elli milyonun gücünden bahsederken Erbakan Hoca ise biz atmış beş milyon kardeşiz diyordu. Sonrasında yetmiş milyon, yetmiş iki milyon, yetmiş beş milyon… Suriyeli mülteciler olmasa seksen milyonu görür müydük görsek de ne zaman görürdük bilemiyorum.

İtiraz seslerini duyar gibiyim. Suriyeli mültecileri bizden mi sayıyorsun? Biz Osmanlı bakiyesi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak; misak-ı milli sınırları içinde kalan ya da son yüz yıl içinde orta doğudan, Kafkaslardan ve dahi balkanlardan göç ederek belki kaçarak bu son kaleye toplanan bu aziz milletin fertleri olarak, Suriye’deki zulümden son dönemde kaçıp can havliyle ülkemize sığınmış bulunan bu kardeşlerimizi elbette yalnız bırakamayacağız.

Yüce dinimiz İslam saldırıya uğramış din kardeşlerimize sahip çıkmayı bize emreder. Sığınan mazlumu (Müslüman olmasa da zira mazlumun dini sorulmaz) zalime teslim etmeyi de yasaklar. Bu durum Türkün yüksek ahlak ve seciyesinde de böyledir. Bize sığınan mazlumu zalimin zulmüne terk ettiğimiz görülmemiştir.

Çanakkale savaşında altı bini Şam’dan dört bini de Halep’ten olmak üzere on bin Suriyeli kardeşimizin şehit olduğunu hatırlatarak konuyu kapatırken nüfus artış hızımızdaki yavaşlamanın bu kardeşlerimiz sayesinde telafi edilmiş olmasının da ilahi hikmetin ilginç bir cilvesi olduğunu düşünüyorum.

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright