Ne olacak bu gençlerin hali? Ya da ülkemizin geleceği nasıl olacak? | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Ne olacak bu gençlerin hali? Ya da ülkemizin geleceği nasıl olacak? 26.03.2016 14:06

Ne olacak bu gençlerin hali? Ya da ülkemizin geleceği nasıl olacak?


 Sahi aynanın karşısında her gün dakikalarca saç tarayan, fırsatını bulduğu an tablette, telefonda, bilgisayarda oyun oynamaya koyulan, en sevdiği diziyi izlerken bile bir yandan clash’ta savaşmaya devam eden bu gençlik nereye gidiyor?

Gençliğinin baharında ve eğitim çağının en kritik yıllarında kafasının içini doldurup bir yandan çağdaş bilgilerle mücehhez olurken öte yandan iyi bir insan, iyi bir vatandaş, iyi bir Müslüman nihayet hayırlı bir evlat olarak yetişmesini beklediğimiz gençlerimiz dış görünüş ve güzelliğe bütün bu değerlerden daha fazla önem veriyorlar. Saçlarının düzgün durması, biseps kasının pazusunda daha da belirgin hale gelmesi çoğu zaman matematik yazılısından daha önemli onlar için.

Oynadıkları sanal oyunların biricik üreticilerinin batılı ülkeler olduğunu sanırım burada belirtmeye bile gerek yoktur. Bahsi geçen oyunların görünen içeriklerinin ne kadar muzır olduğunu da az çok bunlarla ilgilenmiş olanlar tereddütsüz kabul ederler. Baştan sona şiddet, vahşet, kan, kavga, dövüş ve savaştan ibaret olan bu oyunların zahiren görünmeyen karanlık yüzlerinin nasıl olduğunu ise ancak Allah bilir. Milyonlarca izleyicisi olan televizyon filmlerinde dahi 25. Kare vb. enva-i çeşit şeytanlıkla izleyenlerin bilinçaltlarını etkileyip yönlendirmek üzere para psikolojik operasyonlar düzenleyen bu odakların işbu oyunlar marifetiyle çocuklarımızın zihinlerine neler enjekte ettiklerini dahi hakkıyla Allah’tan başka bilen yoktur…Aile ve okullardaki ilgisizliği de varın siz tablodaki yerine oturtun. Çocuklarımızın çoğu bu şekilde temel eğitim dönemini tamamlayıp mezun oluyorlar.

Her yıl üniversite kapısına gelip dayanan yaklaşık iki milyon öğrencinin en az yarısının zaten baştan itibaren üniversite kazanmak ve yüksek tahsil yapmak için herhangi bir planı ya da hedefi yoktur. Çoğunluğu meslek lisesi ya da düz lise (bir gecede Anadolu lisesi oldular ama tabi boyacı küpü değil ki…) çıkışlı bu çocuklar maalesef peşinen kaybedilmiş olarak geliyorlar. Sınavsız olarak geldikleri meslek yüksek okullarında bu çocuklara matematik dersi veren hocalar acı bir şekilde çoğunun doğru düzgün olarak dört işlemi dahi yapamadıklarını görüyorlar.

Kabul etmek gerekir ki her kesin üniversite okuması gerekmez, esasen buna ihtiyaç ta yoktur. Toplumun sair iş ve meslek erbabına esnafa, berbere, terziye, işçiye, inşaatçıya, tamirciye de ihtiyacı vardır. O zaman sistem 12 yıllık mecburi temel eğitim sürecinde bu çocukları tanıyıp belirlemeli ve ilgili mesleklere yönlendirirken bu sahadaki temel bilgi ve becerileri bu çocuklara kazandırmalıdır. Öyle uzun boylu araştırmaya da gerek yoktur. Almanya’nın eğitim sistemi bu konuda idaale yakın bir seçenek olarak önümüzdedir. Bünyemize uyarlanarak geliştirilebilecek bir sistem ile bu çocuklar ilgili mesleklere daha ortaokul yıllarından itibaren yönlendirilerek hem boşa emek ve enerji harcanmamış olur hem de bu çocuklar uygun yaşı geçirmeden mesleki becerileri kazanmış olurlar. Buna rağmen temel Türkçe, matematik, hayat bilgisi ve genel kültür liseyi bitiren tüm fertlere kazandırılmış olmalıdır.

Fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya vb. temel bilimlerin eğitimini yapan fen ve sosyal bilimler fakültelerinin öğrenci alamadıkları için kapanma noktasına geldiği şu günlerde bir de bizim ve ülkemizin umudu ve geleceği olan iftihar kaynağımız gece gündüz ders çalışıp test çözen –ki testlerle yapılan eğitimin de faydalarından çok zararları öne çıkıyor. Nice üniversite mezunu iki satır dilekçe yazamaz haldedir- gençlerimiz var ki acaba onları nasıl bir gelecek bekliyor? Bu konuda da bir çift kelam edip bu ayki yazımızı noktalayalım.

Zeki oldukları kadar çalışkan milletimizin umudunu ve geleceğini temsil eden bu gençlerimizi de bir başka tehlike beklemektedir. Ve tabi dolayısıyla milletimizi ve ülkemizi de… Bu çocuklarımız da gelecek kaygısıyla iyi bir iş ve maaş garantisi olarak gördükleri tıp fakültelerine yığılmaktalar. Ağrı tıp fakültesine girmek için bile ilk on beş bine girmek gerektiğine göre en seçme beyin ve zekâlar ülkeyi çekip çevirmeye namzet dâhiler Türkiye’mizi uçurmaya aday bu gençlerimiz ne yazık ki doktor olacaklar. Yapabileceklerinin en iyisi kol, bacak, yüz nakli yapmak belki laboratuvarda bir şeyler bulmaktan öteye gidemeyecek bir alanda heder olmaktan öteye geçemeyecektir. Elbette özveri ile bu sahada çalışmak isteyecek üstün zekâ ve kabiliyette birkaç yüz genç doktor da olabilir ama bu en üstün vasıftaki ülkemizin geleceğini temsil eden gençlerimizin büyük çoğunluğunun tıp okuması ülkemizin geleceği açısından baştan beri sayageldiğim handikaplardan daha az tehlikeli değildir.   

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright