Enerji meselesi üzerine bir başka açıdan bakış | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Enerji meselesi üzerine bir başka açıdan bakış 05.03.2017 10:25

Enerji meselesi üzerine bir başka açıdan bakış


 

Geçen yazımızda fosil yakıtların dağılım coğrafyasının son 2 asırdır dünya jeopolitik düzeni üzerine ne denli etkili olduğunu anlatmıştık. Özellikle bor başta olmak üzere hidrojen ve nükleer enerji gibi milenyumun getirdiği yeni imkânlardan söz etmiş, bu kaynaklar açısından zengin olan Anadolu topraklarına atıfta bulunarak konuyu noktalamıştık. Bu konuya şunu da önemle eklemeden geçmek istemem; Orta doğu Kafkaslar-Hazar denizi havzası ve kuzeyde Rusya’da üretilen petrol ve doğal gazın en önemli Pazar olan Avrupa’ya nakledilmesi için yapılan boru hatlarının Türkiye topraklarından ve/veya limanlarından geçiyor olması da olağanüstü öneme haizdir. Musluğun Türkiye’nin kontrolünde olmasının stratejik ağırlığı ciddi ekonomik getirisini dahi gölgeleyecek boyuttadır.

Şimdi biraz da ezber bozmanın zamanı geldi sanırım. Başta ABD olmak üzere batının Orta doğu coğrafyasına duyduğu yakın ilginin sebebi gerçekten de petrolü kontrol altına alma sevdası mıdır?

Batı sömürgeciliğine yirminci asrın başına kadar dayanabilen yeryüzündeki son coğrafya olan Osmanlı toprakları Sultan ikinci Abdülhamit Han’ın entrikalarla tahttan indirilişinin ardından geçen dokuz yıl içinde batılı devletler tarafından istila edildi. Girmek zorunda kaldığı anlamsız savaşlarda ağır mağlubiyetler alan Osmanlı Devlet’i nihayet dağılıp yıkılırken geride bıraktığı uçsuz bucaksız çöllerin altında paha biçilemez zenginlikte petrol yatakları mevcuttu.

Memalik-i Osmaniyi kendi aralarında bölüştüler. Ellerindeki cetvellerle yeni kurulacak olan sözde devletlerin sınırlarını çizdiler. O sırada kalemin ucu parmağına değince cetvelle çizilen dümdüz çizgi bir parmak ucu kadar bozulmuş da “bu da böyle kalsın, parmağımın şerefine” demiş İngiliz generali.

Sahi biz çocukken atlasları karıştırdığımızda Kuveyt, Suudi Arabistan Irak arasında baklava dilimine benzeyen küçük bir şehir büyüklüğünde bir alan vardı, yine cetvelle çizilmiş bu bölgenin üstünde tarafsız bölge yazıyordu. Şimdilerde burayı haritalarda göremiyorum kime verildi diye düşünürken, hoş geriye Irak da kalmadı ya diye acı acı gülümsüyorum.      

Erbakan Hoca’nın dediği gibi bir stadyumu dolduramayacak kadar adama sözüm ona devlet kurdurdular. Güya devlet oldular da üzerine oturdukları petrolü kontrol edebildiler mi? Cevabı yine Hocadan alalım “Senede bir kere şeyhin önüne bir not koyarlar orada şöyle yazar bu sene şu kadar milyon ton petrol çıkardık, şu kadarı senin hakkındır, para filan bankamızda duracak, bunun da şu kadarını kullanabilirsin”. İşte bizim yüksek binalar yapmak için birbirleriyle yarışan deve çobanlarının hakimiyetleri bu kadardır petrol üzerinde.

Misak-ı Milli sınırları içinde olduğu halde Kerkük ve Musul’u bize vermediklerini unutmayalım. Petrolün kontrolü sorunu ta o zaman halledilmiş idi. İkinci dünya savaşının ardından ise bu hakimiyet daha da perçinlenmiştir. Tüm bu uyduruk devletçikler üzerindeki fiili işgaller görünüşte kaldırılmış, yerli işbirlikçi kukla yöneticiler eli ile örtülü sömürü bu günlere değin sürmüştür.

Erbakan Hoca bakın ne anlatmış: Bu Humeyni İran’da yönetimi ele geçirdiğinde dedi ki artık Yahudilere petrol satmayacağız. Bir hafta içinde paravan şirketler aracılığıyla bağlantılar kuruldu. Zavallı sen Yahudi’yi nereden tanıyacaksın. Petrolünü aldı şimdi piposunu tüttürüyor.

Bu kadar sözün hülasasına gelirsek demem o ki; Batı’nın petrol üzerinde zaten mutlak bir hakimiyeti varken petrolü kontrol etmek için bölgeye gelmesine ve savaşlar çıkararak bölgeyi destabilize etmesine gerek yoktur.

Dünyanın ilgisini Arap çölüne çeken daha kadim ideolojik-teolojik sebepler vardır. Bunun temelini de ırkçı emperyalizmin arz-ı mev’ud hayali oluşturmaktadır.   

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright