Kaybedeni olmayan çözüm yolu; ARABULUCULUK | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Kaybedeni olmayan çözüm yolu; ARABULUCULUK 12.01.2015 23:24

Kaybedeni olmayan çözüm yolu; ARABULUCULUK


Arabuluculuğun tarihi günümüzden “4000 yıl önceye kadar, dahası bizim bugün üzerinde yaşadığımız bu coğrafyaya, yani Mezopotamya`ya ve Sümer uygarlığına kadar gider. Arabuluculuğun daha sonraki uygulamalarını M.Ö. 750`de Homer’in İlyadasında, M.Ö. 500’de Sofokles’in Ajax’ında, yani Antik Yunan`da, daha sonraları Roma`da, Konfüçyüs etiklerinin uygulandığı Çin`de görürüz. Bugün Çin`de 6 milyon arabulucu ile 950 bin arabuluculuk komitesinin bulunduğu tahmin edilmektedir.

Günümüzde arabuluculuğun en yaygın biçimde kullanıldığı ülkelerin başında gelen Amerika Birleşik Devletleri`nde arabuluculuk ilk kez profesyonel anlamda 1913 yılında işçi-işveren anlaşmazlıklarında kullanılmaya başlanılmış ve giderek kurumsallaşmıştır. “Amerika Birleşik Devletleri`nde 1964 yılında

Medeni Haklar Kanunu ile kurulan Adalet Bakanlığı Toplum İlişkileri Servisi ırk, renk ve etnik kökene dayalı ayrımcılıktan kaynaklanan uyuşmazlık ve anlaşmazlıkların çözümünde müzakere ve arabuluculuk yöntemlerini etkili biçimde kullanmış, federal hükümet tarafından aynı amaçla oluşturulan Semt Adalet Merkezleri giderek kâr amacı gütmeyen örgütlere dönüşmüş ve arabuluculuk merkezleri gibi hizmet vermeye başlamıştır.

Hukuk sistemimizde ise çoğu kişinin “mahkemesiz adalet” olarak adlandırdığı bir kurum olan arabuluculuk sistemi, 22 Haziran 2013 tarihinden beri yürürlükte olan 6325 sayılı Kanun ile 7/6/2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan arabuluculuk (İngilizce: Mediation); hukuk sistemi gelişmiş ülkelerde yaygın olarak kullanılan bir "Alternatif Uyuşmazlık Çözüm" (ADR) yöntemidir.

Kanunun 2/b maddesinde arabuluculuk şu şekilde tanımlanmıştır; “Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini..” denmektedir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, arabuluculuk tamamen tarafların karşılıklı iletişim yolu ile var olan uyuşmazlığı çözüm odaklı olarak, tarafların kazan-kazan yöntemi ile uyuşmazlıklarını en kısa sürede, daha az maliyetle çözüme kavuşturdukları bir yoldur.

T.C Adalet Bakanlığı, Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan Arabuluculuk Daire Başkanlığının siciline kayıtlı “arabulucu” olmuş tarafsız, en az 5 yıllık tecrübeye sahip hukuk fakültesi mezunu üçüncü kişilerce yürütülebilen bu faaliyet ile ilgili olarak ülkemizde aktif olarak hayata geçtiğini ülke genelinde pek çok örneğinin bulunduğunu söyleyebiliriz.

Arabulucu, karar veren kişi olmadığı gibi, taraflara süreç boyunca herhangi bir çözüm de önermez. Taraflar uyuşmazlığı kendileri çözerler. Bu noktada gönüllülük esastır. Çözümlerini kendilerinin ürettikleri ve aralarında iletişim sürecinin kurulmasını sağlamak amacında olan taraflar, mahkeme yoluna gitmeden arabuluculuğu tercih etmektedirler. İstatistikler göre, arabuluculuğun bazen 1 saat, 1 gün veya 1 haftada dahi sonuçlanabildiğini göstermektedir.

Arabuluculuk yolu ile çözüm bulmak isteyen taraflar, başka bir usul kararlaştırmadıkları noktada arabulucuyu kendileri seçeceklerdir. Arabuluculuk Daire Başkanlığı’nın internet sitesi üzerinde http://www.adb.adalet.gov.tr/arabulucu/ adresinde bulunan güncel arabulucular listesinden bulunduğunuz ildeki arabulucuların listesine ulaşmanızda mümkündür. Yine daire başkanlığı bünyesinde kurulmuş arabuluculuk destek hattı üzerinden de, konu ile ilgili bilgi almak mümkündür.

Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak ve süreçten vazgeçmek konusunda tamamen serbesttirler. Arabulucu yoluna gitmek, dava açmaktan vazgeçildiği anlamına gelmeyecektir.

Hangi konular arabuluculuğun kapsamındadır? Yabancılık unsuru taşıyanlar da dahil olmak üzere, tarafların serbest iradeleriyle karar verebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarında mümkündür. Şöyle ki; İşçi –işveren uyuşmazlıkları, tazminat davaları, bazı aile hukuku uyuşmazlıklarında, miras hukuku, alacak davaları, kira ile ilgili sorunlarda, tüketici davalarında, sigorta anlaşmazlığı, telif anlaşmazlıkları, komşular arası anlaşmazlıklar (gürültü, halı silkeleme, köpek vs) , arazi anlaşmazlığı, şirketler arası uyuşmazlıklarda, ticaret uyuşmazlıklar gibi pek çok hukuki uyuşmazlıkta arabuluculuk yoluna gidilebilir. Aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir.

Arabuluculuk mahkeme içi ve mahkeme dışı olmak üzere iki şekilde uygulanabilir;

Mahkeme İçi Arabuluculuk; uyuşmazlığın mahkemeye götürülmesinden, yani dava açılmasında sonra tarafların arabulucuya başvurması halidir. Uygulamada mahkeme tarafından ön inceleme duruşmasında da sulh gibi arabulucuya gidilmesi teklif edilebilmektedir. Böyle bir durumda arabulucu uyuşmazlığı çözerken açılmış olan dava bekletilir. Taraflar uyuşmazlığı uzlaşarak çözerlerse mahkemenin uyuşmazlık hakkında bir karar vermesine gerek kalmayacaktır. Buna karşılık, uzlaşarak çözemezlerse, diledikleri zaman davaya kaldığı yerden devam edebilirler. Davanın durduğu sırada zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez. Ayrıca aynı uyuşmazlıkta arabuluculuk yapmış kişi, daha sonra anlaşma sağlanamaması halinde o uyuşmazlıkla ilgili açılan davada hakimlik, hakemlik, bilirkişilik ve avukatlık yapamaz.

Mahkeme Dışı Arabuluculuk ise; henüz dava açılmadan önce tarafların bir arabulucuya gidip uyuşmazlığı çözmek istedikleri hallerde mümkündür. Bu durumda taraflar arabulucu yolu ile uyuşmazlıklarını çözüme ulaştırırlarsa zaten dava açılmasına gerek kalmayacaktır. Ancak bu süreç boyunca bir anlaşmaya varamazlarsa, dava yoluna gitmelerine de engel değildir.

Arabuluculuğa ilişkin temel ilkeler ise şöyledir;

İradi olma ve eşitlik: taraflar arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler ve bütün süreç boyunca eşittirler.

Gizlilik; durumunda eğer taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa, faaliyet içerisinde sunulan bilgi, belge ve diğer kayıtlar gizli tutulur. Bu ilke özellikle ticari davalarda pek çok şirketin lehine olan bir durumdur. Yine aksi kararlaştırılmadıkça taraflar bu gizliliğe uymak zorundadırlar.

Bilgi ve belgelerin kullanılmaması; anlaşma sağlanamaması halinde mahkeme yoluna gidildiğinde bu bilgi ve belgeler yine delil niteliğinde ise kullanılabilir, ancak arabuluculuk süreci içerisinde oluşturulan belgeler kullanılamaz.

Arabuluculuk sürecindeki ücret ve masraflar konusunda ise; süreç sonlanıncaya kadar taraflar davadan farklı olarak herhangi bir harç yatırmak zorunda olmayıp, tebligat, bilirkişi, tanık ve keşif gibi giderleri de ödemezler. Sadece, faaliyet sürecine göre arabulucuya Arabuluculuk Asgari Ücret

Tarifesi uyarınca ücret ödenir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça ücret taraflarca eşit olarak karşılanır.

Taraflar arabulucuya karar verdikten sonra, makul süre içerisinde arabulucu tarafından görüşmeye başlanması amacıyla davet edilirler. Bu görüşmeye taraflar kendileri katılabildikleri gibi, avukatları ile birlikte de katılabilirler. Her iki tarafın da kendini ve uyuşmazlığın nedenini anlama ve anlatma noktasında, sağlıklı iletişimin sağlanması için arabulucu tarafların kendilerini izah etmelerini, aslında sorunun özünde ne olduğunu ve ne istediklerini açıklamalarını bekler. Süreç boyunca uyuşmazlık nedeniyle aslında yeterli iletişim sağlayamama nedeniyle, dava yoluna gidilmeden çözülemeyeceğinin düşünüldüğü pek çok sorun bu yolla çözüme kavuşturulmaktadır.

Taraflar arabuluculuk süreci sonunda anlaşmaya varırlarsa, arabulucu tarafından bir tutanak düzenlenir ve bu tutanak hem taraflarca, hem de arabulucu tarafından imzalanarak, eğer anlaşma sağlanamasaydı asıl uyuşmazlık hakkındaki yetki ve görev kurallarına göre belirlenecek olan hukuk mahkemesi hangi olacak ise taraflarca ibraz edilip, “icra edilebilirlik şerhi” talep edebilecektir. İcra edilebilirlik şerhini aldıktan sonra söz konusu tutanak mahkeme ilamı niteliğinde olacaktır. Yani, taraflarca bağlayıcı niteliğe kavuşacaktır.

Ülkemizde arabuluculuk kurumu şu an için seçimlik bir hak olarak var olsa da, yapılan çalışmalar ile bu kurumun zorunlu hale getirilmesi düşünülmektedir. Mahkemelerin iş yoğunluğu, dava ekonomisi, hızlılık, gizlilik, az maliyet ve sonucunun bağlayıcı nitelikte olması uzun vadede arabuluculuğun daha fazla tercih edilmesine sebep olacak ve hukuk sistemimizde önemli bir yer edinecektir.

Arabuluculuk Daire Başkanlığı İnternet Adresi: http://www.adb.adalet.gov.tr/

Arabuluculuk Danışma Hattı: 0312 2187058      

Arabulucu-Avukat Hülya IŞIK YILDIRIM

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright