İnanmakla olur | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>İnanmakla olur 17.04.2016 18:08

İnanmakla olur


Bir ülkenin hangi değerler ışığında yönetileceğine dair insanoğlu bin yıllar boyu cevap aramaya çalışmıştır. İnanç, gelenek, tecrübeler... Her bir toplum yönetim konusunda farklı kavramlardan etkilenmiştir.

Batı gelenekle tecrübeyi harmanlamıştır. Sembolik dahi olsa monarşilerle geleneği devam ettirmiş ancak temel değer olarak seküler hayatı esas almıştır.

Bu sentez yüz yıllar süren acıların ve kavgaların üzerine kurulmuştur. Batı halkları ortaçağ karanlığı boyunca yaşadığı acıların üzerine din/birey/devlet ilişkisini insan ekseninde şekillendirmiştir.

Reform, 15. ve 17. yüzyıl boyunca batı dünyasının Katolik Kilisesine karşı verdiği mücadele sonunda ortaya çıkmıştır. Aynı dönemlerde batı, bilim ve teknolojinin gelişmesi önündeki engelleri Reformla kırmaya çalışırken Rönesans dönemine geçmiştir.

Bu süreç Fransız devimi ile son bulmuştur. Fransa`daki mutlak monarşi devrilip, yerine cumhuriyet kurulmuş ve Roma Katolik Kilisesi ciddi reformlara gitmeye zorlanmıştır. Avrupa ve Batı dünyası tarihinde bir dönüm noktasıdır. Sosyal bir akımı başlatan en büyük etkendir.

Bugünkü Batı uygarlığının temelini kilise ile devletin ve de kilise ile bireyin kavgası oluşturmuştur.

Batı uygarlığı kilise ile mücadele edip Reform’un, Rönesans’ın sonunda Fransız Devrimi ile bugünün temelini atarken İslam toplumunda benzer bir mücadele dönemi yaşanmamıştır. Yaşanmalı mıydı sorusu anlamlı olmakla birlikte, İslam toplumlarının şu an içinde olduğu durum için doğru soru olmayacağı kanaatindeyim. Çünkü olması gerekeni aramak için sorulan soru, her zaman var olanı bulmaya yetmez!


Batı, olması gerekeni aramıştır. Doğu, zaten var olanı bulamamıştır veya kaybetmiştir.

Yazının başına dönecek olursak… Bir ülkenin yönetileceği en büyük değer “Adalet”tir. Adaletle hükmedenler başarıyla müjdelenmiştir. Hangi saikle hareket ettiğinizin önemi yoktur. İster seküler bir düşünceyle hareket edin, isterse de dini bir anlayışla hareket edin; adaletle hükmedenler mutlak olarak kârlı çıkacaktır.

Bu sebepledir ki Batı, acı tecrübeleri sonunda seküler bir bakış geliştirmiştir. Bugün de halklarına adalet duygusunu yaşatabilmektedir. Batının yolculuğu olması gerekeni aramanın mücadelesidir.

İslam dünyası var olanı bulamamıştır. Farklı bir bakış açısına göre de kaybetmiştir. İslam’da var olan, Allah’ın “Adil” olduğuna mutlak imandır. Allah adildir. Bu sebepledir ki Allah, birçok ayette adaletle hükmetmeyi emreder.

İman bir anlamıyla emre itaatse, adaletli olmak aynı zamanda bir Müslüman için zorunluluktur. Müslüman, içinde hiçbir “Ama” geçmeksizin adil olmalıdır.

Yakınlık, düşmanlık, nefret, menfaat… Hiçbir duygu Müslüman’ı adaletle hükmetmekten alıkoyamaz. Çünkü Allah ona; “Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun.” (Maide-8) demiştir.

Müslüman düşmanına dahi adaletle yaklaşmak zorundadır. Yukarıdaki ayetin muhatabı için mazeret yoktur. Amalar, mazeretler imandaki zayıflıktan kaynaklanır.  

Emaneti ehline vermeyi emreden Allah’ın hükmüne uymak adil insanların yapacağı bir şeydir. Emanet/liyakat ilişkisi adaletle kurulur.

Bir toplum, sadece mahkeme duvarlarına adalet yazmakla adil olmaz. Müslüman bu basit hakikati uygulamadıkça sömürülmeye, geri kalmaya, acı çekmeye devam edecektir.

Emaneti ehline verecek olan adil bir duygu gelişmedikçe Müslüman coğrafyanın imtihanı çok daha ağır olacaktır.

Söylemekle olsa!

Adaleti duruşma zaptına ayarlamakla halkı müreffeh kılamıyorsunuz. Adalet evde eşler arasında başlıyor, hayatın her anında devam ediyor.

Trafikte bir başkasının hakkına duyduğunuz saygıdan tutunda, işinizde gösterdiğiniz hukuktan, beşeri ilişkilerinize kadar hemen hemen her durumda adaletli olmak zorundasınız.

Madem avukatız, söylemekle aranan adaletin Amerikan mahkemelerinde meslektaşlarım tarafından icra edilen komik örnekleriyle yazımızı bitirelim.

1. “Uykusunda ölen bir insan ertesi günün sabahına kadar bunun farkına varamaz değil mi doktor?”
2. “En genç olan oğlunuz hani şu 20 yaşında olan kaç yaşındaydı?”
3. “Resminiz çekilirken orada mıydınız?”
4. “Yalnız mıydınız yoksa kendi başınıza mıydınız?”
5. “Savaşta öldürülen kardeşiniz miydi yoksa siz miydiniz?”
6. “Sizi öldürdü mü?”
7. “Çarpışma esnasında araçlar arasında ne kadar mesafe vardı?”
8. “Oradan ayrılana kadar orada mı kaldınız?”
9. “Kaç kere intihar etmeyi başardınız?”
10. Soru: “Üç çocuğunuz var değil mi?”
Cevap: “Evet.”
Soru: “Kaçı erkek?”
Cevap: “Erkek yok.”
Soru: “Hiç kızınız var mı?”
11. Soru: “Merdivenler alt bodruma iniyor dediniz değil mi?”
Cevap: “Evet.”
Soru: “Peki bu merdivenler yukarı da çıkıyor muydu?”
12. Soru: “Bay ___ geçen yaz kusursuz bir balayına çıktınız değil mi?”
Cevap: “Evet Avrupa’ya…”
Soru: “Eşiniz de sizinle geldi mi?”
13. Soru: “İlk evliliğiniz niçin sona ermişti?”
Cevap: “Ölüm sebebiyle.”
Soru: “Kim ölmüştü?”
14. Soru: “Şüpheliyi tarif edebilir misiniz?”
Cevap: “Orta boyluydu, sakalı vardı.”
Soru: “Erkek miydi yoksa kadın mı?”
15. Soru: “Bugüne kadar kaç ölü üzerinde otopsi yaptınız doktor?”
Cevap: “Bugüne kadar ki bütün otopsilerimi ölüler üzerinde yaptım.”
17. Soru: “Bütün cevaplarınız sözlü olmak zorunda anlaştık mı? Şimdi hangi okula gidiyorsunuz?”
Cevap: “Sözlü.”
17. Soru: “Otopsiye başladığınız zamanı hatırlıyor musunuz?”
Cevap: “Aksam 8:30 civarında başladık.”
Soru: “Bay___ o esnada ölü müydü?”
Cevap: “Hayır sandalyeye oturmuş neden otopsi yaptığımı merak ediyordu.”
18. Soru: “İdrar örneği verme imkânınız var mı?”
Cevap: “Kendimi bildim bileli yapabiliyorum.”
19. Soru: “Otopsiye başlamadan önce Bay …..’nin nabzına baktınız mı doktor?”
Cevap: “Hayır.”
Soru: “Kalbini dinlediniz mi?”
Cevap: “Hayır.”
Soru: “Nefes alıp almadığını kontrol ettiniz mi?”
Cevap: “Hayır.”
Soru: “O halde siz otopsiye baslarken Bay ___ hala yaşıyor olabilir değil mi?”
Cevap: “Hayır.”
Soru: “Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz doktor?”
Cevap: “Çünkü adamın beyni masamın üstünde bir kavanozun içindeydi.”
Soru: “Yine de hasta hala yasıyor olamaz mıydı?”
Cevap: “Evet hatta şu anda bir mahkeme salonunda avukatlık yapıyor olabilir!”

(Bizim ülkemizdeki meslektaşlarım zinhar bu soruları sormaz!) Selamlar…

http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright