Elazığ’daki bombalı saldırı mahallinde önlenebilir bir eylem değil | HerAy Elazığ Aktuel-Elazığlıyım diyen herkesin dergisi
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >> Elazığ’daki bombalı saldırı mahallinde önlenebilir bir eylem değil17.09.2016 17:54

Elazığ’daki bombalı saldırı mahallinde önlenebilir bir eylem değil

Elazığ’daki bombalı saldırı mahallinde önlenebilir bir eylem değil


Eski çevre yolu üzerinde trafiğin yoğun olduğu bir bölgede, Emniyet Müdürlüğü yerleşkesi dışında patlatılan bomba yüklü aracı olay yerinde engelleme imkânı yoktur.


Bu haber 1253 kez okundu.


Eski çevre yolu üzerinde trafiğin yoğun olduğu bir bölgede, Emniyet Müdürlüğü yerleşkesi dışında patlatılan bomba yüklü aracı olay yerinde engelleme imkânı yoktur. İstihbaratının vaktinde yapılması ve bölgeye sokulmaması gerekirdi. Bu, dayanılmaz istihbarat zaafından Türkiye’nin bir an önce mutlaka kurtarılması lazım. Yoksa bu tür eylemler önlenemez.

Dün gece Van’da, bugün Elazığ’da gerçekleştirilen bombalı araç eylemleri 15 Temmuz’dan sonra terörün verdiği kısa aranın ardından peş peşe devam ediyor. Türkiye’yi hedefe almış bulunan küresel güç başarısız darbeden sonra sarsılan prestijini bu artarda bombalı saldırı eylemleriyle düzeltmeye çalışıyor gibi.

ABD-NATO ve Avrupa Birliği’nin tam bir pervasızlıkla adeta sahiplendiği 15 Temmuz Darbe Girişiminin başarısızlığı Türkiye’nin gücünü başta bölge ülkeleri tüm dünyaya gösterdi. Bu, ABD destekli bir darbenin başarısızlığa uğratılması demektir ki çok etkileri olacaktır.

Ordu, yargı, emniyet başta olmak üzere devletin tüm organları içerisinde örgütlenen, ABD tarafından alenen desteklenen FETÖ, başlatılan seri operasyonlarla süratle ayıklanıyor. Bu durum karşısında küresel güce bel bağlayan işbirlikçi ihanet şebekelerinin yaşadığı hüsranı telafi etmek, umut aşılamak için toplumda paniğe yol açan sansasyonel terör eylemlerinin gerçekleştirilmekte olduğu görülüyor.

Oysa çok uzun ve kapsamlı bir hazırlık sonucu gerçekleştirilen 15 Temmuz darbe girişimini çok kısa sürede püskürten, halk meydanlara dökülmüşken bir kargaşaya ve iç savaşa fırsat vermeyen derin devlet yapılanması darbeci unsurları seri şekilde derdest edip yargı önüne çıkartmayı başardığına göre bu sansasyonel eylemlere de pabuç bırakacak değildir.

Ne var ki FETÖ’ye indirilen ağır darbelerin ardından başlatılan PKK terörü iki örgütün ortak eylemleri olarak algılandığı için toplumda korku ve endişe uyandırmaktadır. Sanki FETÖ ile ortak hareket ettiğinden PKK’nın eylem gücünü arttırdığı izlenimi özellikle verilmektedir.

PKK ile FETÖ küresel gücün farklı alanlarda ve misyonla örgütlediği mazisi 40 yılı bulan çok güçlü yapılardır. Devlet içinde, devlet eliyle yapılandırılan bu örgütlerden biri İslami nitelik taşırken diğeri din karşıtı Marksist-Leninist özelliktedir. Son bir yıl içerisinde PKK’yı arazide mağlup eden devlet; yaşanan 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ’yü temizliyor.

Bu üst üste gerçekleştirilen başarılar ile ülkenin birliği, bütünlüğü, millî dayanışma ruhu da büyük bir kazanım olarak güçlenmekte, devletin bekasına güven kaynağı olmaktadır.

Bu can yakan, yürek dağlayan terör saldırıları bölgede bağımsız devlet, özgür millet olmayı sürdürmenin bedeli olarak değerlendirilip elbette tereddütsüz, fütursuz göğüslenecektir.

Türkiye’nin -hafazanallah- bir Irak, bir Suriye olması halinde, milletimizin sığınabileceği bir ülke de yoktur. 2 milyarlık İslam Dünyasının güvenliği, özgürlüğü, bekası da Türkiye’nin bu küresel güç karşısında verdiği mücadelenin başarısına bağlıdır.

Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Devleti yenilgiye uğratıldığında, Haçlı Devletlerinin bütün İslam Âlemini nasıl işgal ve istila ettikleri görüldü. Türkiye’nin benzeri bir akıbete uğraması halinde İslam Âlemi çok daha ağır sonuçlarla yüz yüze gelecektir.

Türkiye’nin FETÖ ve PKK’nın hedefi haline getirildiği son 40 yıl aynı zamanda Millî Görüş’le yoğun mücadele edilen bir dönemdir. Uzun yıllar FETÖ içinde üst düzey görevler üstlenen, daha sonra yolunu ayıran Prof. Dr. Ahmet Keleş, bu örgütün Millî Görüş’ün önünü kesmek için ihdas edildiğini her çıktığı televizyon programında açıklamaktadır ki, bu bir gerçektir.

Allah’a şükürler olsun ki, küresel güçle işbirlikçilerinin Türkiye’de Millî Görüş karşısında en başından beri yürüttükleri mücadele istikrarlı bir başarısızlık ve gerileme trendi izlemekte, hiçbir kazanım elde edememektedir. Türkiye bu sayede küresel güç karşısında yükseliyor!

ABD ve müttefiklerinin Irak İşgalinde yenilerek çekildikleri süreçte Türkiye bölgesel bir güç olarak ortaya çıktı ve yeniden İslam Dünyasının umudu haline geldi. Bu gidişata tahammül edemeyen bölgenin kabadayısı İsrail ABD’deki Yahudi varlığını Türkiye aleyhinde harekete geçirerek rakip tanımazlığını gösteremeye çalışıyor.

Lakin Irak’ın parçalanmasıyla ortaya çıkan Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin Türkiye’ye yakın ilişki içerisine girerek entegre olmaya çalışması ve Suriye’de de benzeri bir durumun ortaya çıkma ihtimali İsrail için FETÖ ve PKK’yı tek umut haline getirdi.

ABD’nin Suriye’deki PKK uzantısı PYD’ye artık açıktan destek vermeye, FETÖ liderine sahip çıkmaya başlaması hiç kuşkusuz ki İsrail’in etkisiyle olmaktadır. Ancak artık ABD’de İsrail’e karşı ciddi bir reaksiyon ve Yahudi karşıtlığı da açıkça gözlemlenmektedir. Bu yüzden İsrail geleceğe umut ve güvenle değil, korku ve endişe ile bakmaktadır.

Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini yeniden ve hızlı bir şekilde düzeltmeyi başarması ABD’yi ve Avrupa Birliği ülkelerini derin endişeye sevk etmektedir. Darbe girişiminden sonuç almaya bel bağlayan ABD uğradığı hayal kırıklığını üzerinden atınca Başkan Yardımcısını Türkiye’yi ziyarete gönderme kararı aldı. Bu, Türkiye’nin bükemediği elini öpmek anlamına geliyor.

Bunun, İsrail’in elindeki son kozu PKK’yı harekete geçirip bütün eylem kapasitesini sonuna kullandırmasından başka çaresi kalmadığı şeklinde okunması yanlış olmaz. Askerin, polisin karşısına çıkacak gücü olmayan PKK’nın bombalı araçlarla yaptığı eylemler çokça can yakıp zayiat verse de bunlarla bir sonuç elde etmesi imkânsızdır. İsrail de bir şey elde edemez.

Türkiye’nin devam etmekte olan istihbarat zaafına bir an önce çözüm bulup bu eylemlerin haberini alması hazırlık aşamasında iken karşı operasyonlarla önlemesi gerekir. Artık İsrail maşa bulamayacağı için elini ateşe sokmaz ve pes etmek zorunda kalır.

FETÖ unsurlarının ordu ve emniyetten ayıklanmasına bu minvalde devam edildiği takdirde İsrail’in Türkiye’ye içeriden operasyon yapma imkânı da kalmayacaktır. Türkiye’nin İsrail’e karşı verdiği mücadelenin başarısı Birinci Dünya Savaşının rövanşı olacaktır. Siyonizm İsrail planı için Osmanlı Devletini yıktı.

Elazığ’daki hain saldırıda başta şehitlerimiz, hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

Şehidin kanı kutsaldır; döküldüğü toprağı Yüce Allah zelil edip düşmana çiğnetmez. Vatanı ve özgürlüğü millet şehitlere borçludur. Bu coğrafyada 1000 yıldır milletimiz 50 milyondan fazla şehit verdi; o sayede hep izzeti, şerefi ile bağımsız, özgür yaşadı. 

Ölüm her yerde var her kes mutlaka ölecektir. Ölenlerin en şereflileri şehitlerdir. Akdeniz’i yıllardır savaştan kurtulmaya çalışanlara mezar yapan zalim küresel güç karşısında Türkiye tek başına durmakta, sergiledikleri vahşeti suratlarına çarpmaktadır. Milletimizin savaştan kaçarken değil savaşırken ölmesi bu vatanı özgür ve payidar kılacaktır.

Şunu da belirtmek lazım: Suriye’de savaştan kaçanları asla kınamamalıdır. Devlet dağıldığı zaman insan kimin yanında, kime karşı, ne için savaşacağını dahi bilemez. Günümüzde her kes savaşamaz da. Ancak eğitim almış insanlar savaşabilirler. Toplumun ülke savunmasına katkısı maddi ve manevi destekle mümkündür.


Diğer GÜNDEM haberleri
Yorum Ekleyin
Üye Yorum
Gönder
http://www.herayaktuel.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright